Abonelik Reklam Arşiv Künye İletişim    
 
18 Ağustos 2013 Pazar
 
 
Makina sektörünün 2023 yılında 100 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşabileceğini düşünüyor musunuz?
 
Evet
Hayır
Fikrim Yok

 
   
  Binalar, makinalar ve insanlar...


Ahmet Levent ÖNER
Stratejik Eğitim ve Danışmanlık
Uzman Eğitmen & Kıdemli Danışman


Ülkemizde memuriyetin ve sigortalı bir işin önemi her zaman abartılmıştır. Hatta öyle ki; 30-35 yıl öncesine kadar; esnafa, hatta tıp doktorları hariç serbest çalışana kız verilirken, değil iki, üç kez düşünülürdü. Halen bile ev kuracak insanda aranılan önemli (!) iki kriter; evinin ve arabasının olmasıdır…
Güvenlik; bildiğimiz gibi, temel fizyolojik ihtiyaçlardan hemen sonra gelen eksikliği ciddi rahatsızlıklar yaratabilen bir ihtiyacımızdır. Ancak, hemen hatırlatayım ki; bu ihtiyacı fazlaca hissediyorsak, bilmeliyiz ki, yeterince güçlü, hayata karşı hazırlıklı ve öz güvenli değiliz demektir. Güven arayan insanların pek çoğu, büyük ihtimalle kendilerinden çok başka birilerine dayanmak, inanmak, güvenmek isteyenlerden çıkmaktadır.
İş hayatına dönecek olursak; iş yaşamında bile, bu eğilim kendisini göstermektedir. Beni her zaman hayrete düşürmüş olan durum ise, müteşebbis ruhları, dolayısıyla özgüvenleri kanıtlanmış olan pek çok iş sahibi, yani patronun bile gerek evine, gerek iş yerine ciddi yatırımlar yaparak, şatafatlı ve şaşaalı binalara deli paraları gömmeleridir. İşin acısı, işletmesinde nakit darboğazı çeken ve Kral Oranları (*) giderek küçülen, çalışanlarının ücretlerini dahi kronik olarak geç ödeyen patronlar bile bu hataya düşmektedirler.
Mazeret veya cevap hazırdır: “Bina en iyi yatırım. Sıkışırsam satarım...” Oysa, bilinen ve hemen her zaman gördüğüm odur ki; eldeki gayrimenkuller adeta yapılacak hiçbir şey kalmayıncaya dek kıyılıp, satılmaz. Yumurta kapıdan çıkıncaya dek beklenir. Satılmak istendiğinde ise, sıkışıklık nedeniyle, hemen her zaman emsal bedelin çok altında fiyatla satılırlar. Öyle ki, bu iyi senaryo dahi o yerler, zaten bankalara ipotek edilmemişlerse geçerli olur! Bu durumda da; “Evet bina iyi yatırımdır. Ancak, sıkıştığında satana değil, o sıkışandan alana…” sözümün doğruluğu açığa çıkar.
Rahmetli babamın çok güzel bir sözü vardı. Daha ben çocukken, annemin “Bir ev alalım Nazım” isteklerine, şu cevabı verdiğini çok iyi hatırlarım: “Bihin’ciğim, ben eve vereceğim parayı, işletmemde bir iki kez daha çeviririm. Sizleri de isterseniz bütün bir yıl boyunca, en lüks otelde yatırırım.” Bu sözü daha sonra işletme okurken de defalarca doğruladım. Çoğunlukla, doğru ve geçerli olduğunu gördüm.
Beni düşündüren, eğrisi ve doğrusu ile bu durumu sorgulatan ise, ülkemizde hemen hemen istisnasız yapılan bir hatadır: “Bizim müteşebbisimiz, önce binalara, sonra makinalara, para ve fırsat kalırsa da insanlarına yatırım yapmaktadır.”

Önce insanlara yatırım yapılmalı
Oysa rasyonel bir müteşebbis, bunun tam aksini uygulamalıdır ve uygulamaktadır. Kısaca doğru olan; “Önce insanlara, sonra makinalara ve nihayet en sonunda da binalara yatırım yapılmasıdır.” Doğal olarak, çoğu zaman özel dizayn gerektiren ve özel mülk olması daha doğru olabilen fabrika bina ve arsalarını ayrı tutuyorum.
Peki neden, yatırımın sırası; insan, makina ve bina olmalıdır? Bunun cevaplarını aşağıda paylaşmaya çalışacağım. Bir işletmenin en değerli aktifi, bilançolarında doğrudan görülmeyen insanları, yani personelidir. Bizler müteşebbis olarak;
- Çalışanlarımıza liderlik edebiliyorsak,
- Onları piyasa şartlarının altında değil, kabilse, olabildiğince üzerinde tatmin edecek ücret ve diğer alt yapıyı hazırlamışsak,
- Kısacası
* Binadan önce iyi ücrete,
* Binadan önce eğitime ve personel geliştirmeye,
* Binadan önce liderliğe, doğru ve etkili liderlik yapmaya,
* Binadan önce sistem kurmaya ve sisteme uymaya kaynak ayırırsak, şikâyet etmekten kurtulur, daha da kârlı olmak için gereken profesyonel çareler ile davranışları öğrenir ve uygularız.
Kısır döngüden kurtulmanın ve Kral Oranı’nı (ROI) yükseltmenin çaresi; her alanda sistemli, bilgili ve bu bilgiyi uygulayacak motivasyon sahibi insan gücündedir. İnsan gücüne yapılan yatırım;
- İnsanın doğru kullanılacağı,
- İnsanın kaliteli ve verimli sonuçlar alacağı,
- Makinaların daha doğru seçilip, kullanılmasını sağlarken,
- Artan verim gösterişli olmasa da, işe en uygun olacak binaların sahibi olmayı da getirir.
Gördüğüm odur ki; önce bina, kalırsa makina ve nihayet en sonunda da insana (o da bazen) yatırım yapan işletmeler; büyük ölçüde verim kaybı ile yüzleşebilmektedir. Söz konusu işletmelerin verimleri yavaş yavaş düşerken; ellerindeki insan gücünü de, en önce en iyilerden başlamak üzere kaybedebilmektedirler.
(*) ROI Oranı (Return On Investment): Tüm mali rasyoların da kralı olduğu gibi, Fransızca Kral anlamına geldiği için bu isimle anılır. Satış kârlığı yüzdesi ile net aktif dönüş hızının çarpımı sonucu elde edilir.

ROI= Kâr Ciro
Ciro Net aktif

Özetle; Kâr
Bağlanan toplam para

 
Bu sayıdaki diğer Araştırma-Makale bölümü yazıları
 
  Boru sektörü 2013 yılına umutla bakıyor
  Kaya petrolü üretimi, enerjideki dengeleri değiştirecek
   
   
  © Tüm Hakları Dünya Süper Veb Ofset A.Ş'ye aittir.