Abonelik Reklam Arşiv Künye İletişim eDergi  
 
09 Eylül 2015 Çarşamba
 


 
Sitemizde en çok hangi konu başlığı altındaki haberleri takip ediyorsunuz?
 
Araştırma-Makale
Güncel-Fuar
Haberler
Şirketlerden

 
   
  Enver Erkan: Çin, küresel ekonomi için en büyük tehdit

Çin ekonomisinde yaşanan son gelişmeler üzerinden küresel ekonomiyi analiz eden ALB Forex Araştırma Uzmanı Enver Erkan, küresel ekonominin en büyük aktörlerinden birisi olan ülkede son dönemde işlerin iyi gitmediğini vurguladı. Erkan, “Geçtiğimiz yıldan beri büyüme ivmesi yavaşlamış bir ekonomi ve bu sarmaldan çıkarak büyümesini tekrar ilk etapta yüzde 9 seviyelerine yükseltmek isteyen bir yönetim var karşımızda. Uzun süredir de düşen ekonomik büyümeyi desteklemek amaçlı önlemler alındı. Kamu harcamalarının ve altyapı yatırımlarının artırılması gibi etmenler, aslına bakılacak olursa ekonomide yapısal değişiklikler içeren önlemler değildi. Çünkü Çin ekonomisi, bildiğimiz üzere devlet kontrolünün ağırlıkta olduğu bir ekonomi ve mevcut önlemler de aslında yenilikçi adımlar sunmuyordu. Ancak, bu süre içinde de sürekli ek teşvik spekülasyonlarıyla yükselen borsa, kötü ekonomi ekseninde eninde sonunda balon korkuları oluşturmaya başladı ve bu süre içinde açığa satışlarda yaşanan büyük artışla beraber bir borsa çöküşü geldi. Ülke, borsadaki düşüşü biraz militarist önlemlerle durdurmaya çalıştı” diye konuştu.

“İhracat verileri büyük bir dengesizlik gösteriyor”
Ekonomideki zayıflıkla beraber PMI verilerinin düşük gelmesine alıştıklarını ifade eden Erkan, şöyle konuştu: “Bir başka önemli konu da, dış ticaret fazlası veriliyor olmasına rağmen, ülkenin ihracatındaki zayıflık. Çin’de ihracat verileri büyük bir dengesizlik gösteriyor. Son açıklanan temmuz ayı verisine göre de ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,3 daraldı. Büyüme endişelerinin sıklıkla gündemde yer işgâl ettiği böyle bir dönemde, devalüasyonun temel amacı da yuanı zayıflatarak ihracatı artırmak. Bu çözüm, kısa vadede en etkin çözüm yolu gibi görünüyor. Çünkü, daha önce çift hanelerde bir büyüme trendi olan ülkenin, geçen yılı ve bu yılı kaybettiği düşünülürse, ekonomik büyümeyi kısa vadede yüzde 9’lara doğru desteklemek öncelikli hedef olarak görünüyor. Bu kapsamda da, Çin’in başta değersiz yuan ile ihracat ve aynı zamanda son dönemde artmakta olan işçi maliyetlerini dengelemek istemesi durumu söz konusu. Çünkü ülkede ekonominin büyümesiyle beraber yüksek maaş talebi artmaya başladı ve bu da, şirketlerin ülkedeki üretimlerini, artan maliyetler nedeniyle başka ülkelere alması durumunu beraberinde getirebilir. Bunlar, Çin’in rakipleri olan Asya ülkeleridir.”

“Bütün dünyaya yayılabilir”
Asya’da güneydoğuda net ihracatçı olan ve ucuz maliyete üretim yapılan ülkelerin, kuzeydoğuda da ileri teknoloji ihracatçısı ülkelerin Çin’in rakibi olduğunu söyleyen Enver Erkan, “Çin’in devalüasyon hamleleriyle ihracatını artırıyor olması ve ihracat fiyatlarının düşecek olması, çevre ülkeleri bu kanaldan büyük sıkıntıya sokacaktır. Benzer hamleler, diğer Asya ülkelerinin merkez bankalarından da gelebilir. Vietnam, Kazakistan, Tayvan ve Güney Kore ve hatta Japonya bu ülkelerden birkaçı. Rekabeti artırmak için gevşek para politikası hamlelerinin veya devlet eliyle müdahalelerin birbiri ardına gelmesi, Asya kaynaklı bir stresin bütün dünyaya yayılmasına yol açabilir. Çin’in, dünya ve bölge ekonomisi içindeki ağırlığı düşünüldüğü zaman, ticaret kanalı üzerinden etkilerini bütün dünyada hissetmek mümkün” dedi.

“Çin´in atağa kalkması lehimize olmaz”
Zayıf Çin ekonomisinin, emtia ve petrol talebini olumsuz etkilemesinden dolayı fiyatları baskıladığını ve bu durumun özellikle Türkiye’nin cari açığı açısından olumlu bir görünüm yarattığını aktaran Erkan, şunları söyledi.“Çin’in atağa kalkması Türkiye’nin lehine olmaz. Çünkü, ülkenin indiği fiyatlara Türkiye’nin hâlihazırda düşük olan ihracat kâr marjları nedeniyle inememesi durumu, birçok pazarın Çin’e kaptırılması durumunu ortaya çıkaracaktır. Dolayısıyla, ihracatçıyı Çin kaynaklı zor günler bekliyor. Hâlihazırda parite etkisi ve komşulardaki sorunlar, ihracat kanallı olarak ekonomimize daraltıcı etki yapmakta. Türkiye’nin ise, bu hamle karşısında yapabilecekleri TL’de artık gevşetici hareket alanı kalmadığı için kısıtlı. Çünkü, kur halen iç politik belirsizlikler ve FED unsuru nedeniyle çok yüksek”
 



 
Bu sayıdaki diğer Haberler bölümü yazıları
 
  İhracatçılar yılın üçüncü çeyreğinden umutlu
  Namık Ekinci: Dünya ile rekabet için cevhere dayalı üretim modeline geçmeliyiz
  Mehmet Dudaroğlu: Ar-Ge merkezi sayısını artırmayı hedefliyoruz
  Otomotiv endüstrisi temmuzda da ihracattaki liderliğini sürdürdü
  Erdal Bahçıvan: Sanayinin geleceği için endişeliyiz
  OSTİM, önemli projelere imza atmaya devam ediyor
   
   
 
  © Tüm Hakları Dünya Süper Veb Ofset A.Ş'ye aittir.