Abonelik Reklam Arşiv Künye İletişim    
 
23 Ocak 2013 Çarşamba
 
 
Yeni yılda Türkiye ekonomisinin daha iyi olacağını düşünüyor musunuz?
 
Evet
Hayır
Fikrim Yok

 
   
  İş güvenliği sektörü 2013'te hareketlenecek
(Bu haber 124 kez okundu)

Türkiye’de, özellikle son beş yılda büyüyen iş güvenliği sektörü; yüksekte güvenle çalışmak için üretilen halattan hastane personeli kıyafetine, portatif yangın söndürme cihazlarından işçi eldivenlerine kadar çok geniş bir yelpazeye sahip. Sektör, Haziran 2012’de yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın (İSG) rüzgârıyla gelecek yıldan itibaren hareketlenecek.
Türkiye İş Güvenliği İş Adamları Derneği’nin (TİGİAD) verdiği bilgilere göre; meslek hastalıkları ve iş kazaları sıralamasında Türkiye, Avrupa’da birinci, dünya genelinde ise üçüncü sırada yer alıyor.
İş Güvenliği Uzmanları Derneği (İSGDER) verilerine göre ise, 2010 yılında meydana gelen 62 bin 903 iş kazası sonucu bin 434 işçi, 533 meslek hastalığı sonucu ise bin 444 işçi hayatını kaybetti. İş kazaları sonucu bin 976, meslek hastalıkları sonucu 109 kişi olmak üzere, 2 bin 85 kişi sürekli iş göremez hale geldi.

Çalışanlar önemli haklar kazandı
İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ile; iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülükleri düzenlendi. Ayrıca, yasa ile birlikte çalışanlar önemli haklar kazanırken, iş güvenliği ile ilgili firmalara getirilen yükümlülüklerin kapsamı da genişletildi. Eskiden daha büyük ölçekli firmalarda aranan iş güvenliği kriterleri, artık yeni kanunla bir kişi dahi çalıştıran firmalara uygulanmaya başlanacak. Aynı zamanda, yasayla birlikte işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personeline de ciddi sorumluluklar yüklendi. Yasaya göre, çalışanın ölümü veya maluliyetiyle sonuçlanacak iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde ihmali görülen işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının yetki belgesi askıya alınacak. Ayrıca yasayla, büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerine güvenlik raporu ve büyük kaza önleme politika belgesi zorunluluğu getirildi. Ancak sektör temsilcileri, yürütmede sertifikalı uzman eksikliğinden dolayı ciddi sıkıntılar yaşanabileceğini öngörüyorlar. Yetkililer bu nedenle, üniversitelerde devletle işbirliği içinde, iş sağlığı-iş güvenliği uzmanlıkları eğitimi veren bölümler oluşturulmasının önemine işaret ediyorlar.

2013’te patlama bekleniyor
Yasanın, sektörün gelişmesinde önemli bir yapı taşı olacağını ifade eden sektör temsilcileri, şunları söylediler: “Uygulamanın en kısa sürede yaygınlaşması ve aynı zamanda firmaların ihtiyacı olan farklı iş güvenliği çözümlerinin pazara sunulması, sektörde başlıca gündem maddeleri olarak öne çıkıyor. Sektörde, 2013 yılından itibaren yeni yasanın getirdiği yükümlülüklerin de etkisiyle bir patlama yaşanması bekleniyor. Hem hizmet veren, hem de hizmet alan firma sayısı artacak.”
Çetin bir rekabetin yaşanacağını öngören sektör temsilcileri, bununla birlikte sektörde farklı dallar ve çocuk güvenliği, okul güvenliği gibi hizmet alanlarının da oluşmasını bekliyorlar. Sektör yetkilileri, bu süreçte ayrıca yerel firma yatırımlarının artacağını ve sektörün güçlü firmalarına rakip olacaklarını savunuyorlar.

Yabancı yatırımcının gözü Türkiye’de
Yasa ile Türkiye’de kaliteli ve sertifikalı Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) ürünlerinin kullanımının artması da bekleniyor. Türkiye’de sektördeki bu gelişmeler, yabancı sermayenin de dikkatini çekmiş durumda. Dünya çapında iş sağlığı ve güvenliği alanında faaliyet gösteren
büyük firmalar, Türkiye’de yerini almaya başlayarak, üretim tesislerini kuruyor. Sektör temsilcileri, büyük potansiyele sahip olan sektörde yerli firmaların ise işbirliğine giderek güçlü firmalarla rekabet edebilecekleri görüşünde. Öte yandan, üretici firmaların Avrupa ülkelerinde güvenli ürün dolaşım belgelerine (CE) sahip olmamaları ise, uluslararası pazarlarda Türkiye’nin rekabet şansını düşürüyor. Türkiye’de bir ya da iki laboratuvarın onaylanmış kurum statüsü kazanarak belgelendirme yetkisi almasının üreticilerin işini kolaylaştıracağını söyleyen yetkililer, buna paralel olarak ihracatın artacağını da belirtiyorlar.

Yeterli kontroller yapılmıyor
İş güvenliği sektörünün başlıca sorunu olarak, yeterli kontrollerin yapılmaması ve bu durumu istismar edenler nedeniyle can ve mal güvenliğinin hiçe sayılması gösteriliyor. İş güvenliği konusunda piyasada çok hassas firmalar olduğu kadar, duyarsız firmaların da varlığı söz konusu. İş güvenliği alanında denetim sağlayan bakanlık müfettişlerinin sayılarının azlığına işaret eden sektör temsilcileri, bir firmanın denetim sırasının 10-15 yılda bir geldiğini ve söz konusu firmaların denetime genellikle yaşanan iş kazası sonrasında gidebildiğine değiniyorlar. Bu nedenlerle, iş kazalarının önüne geçilemediğini kaydeden yetkililer, firmaların büyük çoğunluğunun iş güvenliğine halen işleri aksatıcı, gereksiz çalışmalar olarak baktığını savunuyorlar.

Kalitesiz ürünler insan hayatını riske ediyor
İş güvenliği sektörünün bir diğer gündem maddesi de, hizmet alanların bilinçsizliği. Kalitesiz, EN Standardı’na uygun olmayan ekipman satan firmalar insan hayatını riske atıyor. Yetişmiş personel azlığı da bir başka sorun. Sektör yetkilileri, Türkiye’de şu an ihtiyacın çok altında akredite iş güvenliği mühendisi olduğunu söylüyorlar. Türkiye’de KKD ürün gruplarına göre dağılımda en büyük payı ayak koruma ve iş giysileri alıyor. Her iki grupta da yerli üretimin payı ithalata göre daha fazla. Tüketimin en çok olduğu solunum grubunda da, yerli üretimin ithal ürünlere karşı payı giderek artıyor. Ancak, diğer ürün grupları için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Pahalı hammadde girdileri, pahalı enerji kullanımı, belgelendirmeleri yapacak olan onaylanmış kurumların olmaması, iç pazarda yeterli talebin olmaması gibi nedenler ithal ürün alımını artırıyor.

İşcen: Çetin bir rekabet ortamı olacak
İş güvenliği alanında hizmet veren ve hizmet alan firma sayısında 2013 yılı ile birlikte patlama yaşanacağını söyleyen İş Güvenliği Uzmanları Derneği (İSGDER) Başkanı H. Latif İşcen, “Sektör içinde çetin bir rekabet ortamı olacak. Kaliteli hizmet verenler ya da ürün satanlar, sektördeki varlıklarını devam ettirecekler. Bununla birlikte, sektörde farklı dallar ve hizmet alanları oluşacak. Yerel firma yatırımları artacak ve bu firmalar, güçlü firmalara rakip olacaklar” diye konuştu.
İş sağlığı ve güvenliği alanının toplam maliyetinin minimum 10 milyar dolar civarında olacağını söyleyen İşcen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak, kayıpların ve kazaların önlenmesi ile en az dört katı kazanç sağlanacağını tahmin ediyorum. İş güvenliği alanında hizmet alan firmaların rekabet gücüne katkı sağlayacağını düşünüyorum.”
Önceden tahmin edilmeyen piyasalar açılıp, kişilerde risk algısı geliştikçe bunun etkisinin görüleceğini ifade eden İşcen, “Seramik üreticisinin kaymaz fayans üretimi artacaktır. Çünkü, toplum bilinçlendikçe, iş güvenliği ev yaşamlarına taşınacaktır. Bireyler, evlerinin banyosunda neden kayıp düştüklerini sorgulayınca, kaymaz fayansa ihtiyaç duyulacaktır. Beklenti ve talep arttıkça; çocuk güvenliği, okul güvenliği gibi alanlar da ortaya çıkacaktır. Yani, yaşamımız değişecek” dedi.
Sektörün hedefinin insana hizmet odaklı olması gerektiğine dikkat çeken İşcen, şunları söyledi: “Sektör firmaları, sivil toplumla bütünleşip, satmak ve çok kazanmak için geleceğe yatırım yaparak büyümeyi düşünmelidirler.”

“2010’da 62 bin 903 iş kazası oldu”
İş kazaları ve işçi ölümleri ile ilgili de bilgi veren İşcen, 2010 yılında meydana gelen 62 bin 903 iş kazası sonucu bin 434 işçinin, 533 meslek hastalığı sonucu ise bin 444 işçinin hayatını kaybettiğini söyledi. İş kazaları sonucu bin 976, meslek hastalıkları sonucu 109 kişi olmak üzere 2 bin 85 kişinin sürekli iş göremez hale geldiğini aktaran İşcen, SGK verilerine göre, Temmuz 2010 itibarıyla 15 milyon 969 bin 748 kayıtlı çalışanın olduğunu kaydetti. İşcen, “Bu, toplam nüfusun yüzde 22’sine denk gelir. Aslında, kayıtsız işçilerin kayıt altına alınması ile bu sayı artacaktır. Bence bu rakamın yüzde 40’lar civarında olması gerekiyor” diye konuştu.
Söz konusu rakamlara karşın, iş sağlığı ve güvenliğinin Türkiye’de yeni gelişmekte olduğuna işaret eden H. Latif İşcen, şöyle devam etti: “Aslında, sektör oluşumu geçmişte daha yavaştı hatta yok denecek kadar azdı. 2003 yıllı itibarı ile bakanlığın yetkilendirdiği Ortak Sağlık Güvenlik Birimi sayısı 264 ve bu kurumların tamamı üç yılda kuruldu. Türkiye’deki iş güvenliği uzmanı sayısına son iki yılda 12 bin kişi eklendi ve eğitimlerle bu sayı her geçen gün artıyor.”

“Taşların oturması zaman alacak”
İş güvenliği sektörünün; üretici, hizmet sağlayan ve hizmet alan olarak üç kategoriye ayrıldığını söyleyen İşcen, bu alandaki kurumların başarısının insan hayatını etkileyeceğini vurguladı. Sektörde faaliyet gösteren firmaların yeni ve tecrübesiz olduğunun altını çizen İşcen, “Taşların oturması zaman alacaktır” dedi.
İş güvenliği alanında yapılan yatırımların yetersiz olduğunu savunan İşcen, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’nin sektörel güçlerinin henüz izlemede kalmayı tercih ettiğini düşünüyorum. Bu alanı bilmediklerinden ve kontrolsüz gördükleri için sektöre girmiyorlar. Ancak, geleceği görenler kazanacaktır. Sektörel finansı güçlü kurumlar, kurumsal gelişimini tamamlamış orta düzey yatırımcıyla işbirliği yapmalı. Dünya ile rekabet etmek ve insana verdiğimiz değeri vurgulamak istiyorsak, bu sektörü desteklemeli, hatta içinde yer almalıyız.”
İşcen ayrıca, mevcut hükümetin yaptığı düzenlemelerin ve fırsatların kaçırılmaması gerektiğini dile getirdi.

“Sektör gelecekte çok konuşulacak”
İş güvenliği sektörünün 2013-2015 yılları arasında çok konuşulacağını söyleyen H. Latif İşcen, “6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile bir kişi dahi çalıştırsanız, iş güvenliği hizmeti alacaksınız. Bu bir devrimdir. Zira, bu uygulama Avrupa’da bile yok” açıklamasını yaptı.
Öte yandan, dünya çapında iş sağlığı ve güvenliği alanında faaliyet gösteren büyük firmaların Türkiye’de yerini almaya başladığına dikkat çeken İşcen, bu tip birçok firmanın yıllar önce Türkiye’ye gelerek, üretim tesislerini kurduğuna değindi. İşcen, “Biz iç dinamiklerimizi kullanıp büyük aktörlere rakip olabilecek potansiyele sahibiz. Zira, talep eğrilerinin artmadığı bir dönemdeyiz. Sektör içinde var olan yerel yatırımcı harekete geçmeli. İnanın pastanın bir dilimi dahi yenilmedi. İleriyi gören yatırımcılar bir araya gelmeli ve bu sektöre her boyutu ile el atmalı” diye konuştu.
Bazı küçük yatırımcıların hızla büyüyerek, sessizce sektör liderliğini almaya çalıştığını dile getiren İşcen, şöyle devam etti: “Sektörün başlıca sorunu, hizmet alanların bilinçsizliği ve kandırılmasıdır. Hiçbir hizmet vermeden, yasal hizmet sağladığını söyleyerek, bir nevi karşılıksız hizmetle rant sağlayanlar mevcut. Kalitesiz, EN Standardı’na uygun olmayan ekipman satarak, insan hayatını riske atanlar var. Bunları önlemek için hizmet alanların bilinçlendirilmesi gerekiyor. İSGDER olarak, bu yönde ‘Yaşam Güvenliği’ ve ‘İSİG Mevzuatı’ eğitimlerini ücretsiz vererek, bilinçlendirme çalışmalarında bulunuyoruz. Ayrıca, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sivil toplum örgütleri ile işbirliğini güçlendirirse sorunları daha hızlı çözeriz. Bu alana yatırım yapan kurumlar da desteklenmeli.”

 
Bu sayıdaki diğer Araştırma-Makale bölümü yazıları
 
  Türkiye, dünya bilgi ve iletişim liginde gerilerde
  Ben yöneticiyim, dediğim dediktir...
   
   
  © Tüm Hakları Dünya Süper Veb Ofset A.Ş'ye aittir.