Sitemizde en çok hangi konu başlığı altındaki haberleri takip ediyorsunuz?
Araştırma-Makale
Güncel-Fuar
Haberler
Şirketlerden
Sanayi 4.0 konferansta tartışıldı
Türk sanayisinin öncü işadamları, şirket liderleri, akademisyenleri ve KOBİ’leri, TÜSİAD’ın Sabancı Center’da düzenlediği “Türkiye’nin Sanayi 4.0 Dönüşümü Konferansı”nda buluştu. Etkinlik; Sanayi 4.0 dönüşümünü tartışmak, konuyla ilgili farkındalık yaratmak ve Türkiye’deki üretim sektörlerinin verimliliğine gelecek 5-10 yıl içinde 50 milyar dolar kazandıracak endüstriyel dönüşümü konuşmak amacıyla gerçekleştirildi. Boston Consulting Group tarafından yapılan “Türkiye, Sanayi 4.0 için hazır mı?” sorusunun cevaplarının yer aldığı araştırmanın sonuçlarının da yayınlandığı konferansın açılış konuşmalarını; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes gerçekleştirdi.
TÜSİAD Sanayide Dönüşüm Yuvarlak Masası liderliğinde Boston Consulting Group tarafından Türkiye’nin lider 25 şirketiyle yürütülen çalışmanın çarpıcı sonuçları, konferans kapsamında gerçekleştirilen sunumda katılımcılara aktarıldı. Rapora göre, yeni üretim tekniklerinin ve bu tekniklerin değer zincirinde tetikleyeceği dönüşümle sanayinin toplam üretim maliyeti açısından verimliliğinde yüzde 4-7 arasında, dönüşüm maliyetinde ise yüzde 5-15 oranında bir artış gerçekleşecek. Türkiye ekonomisine yüzde 1’lik ek büyüme ve 150-200 milyar TL ek gelir getirecek söz konusu dönüşüm, sanayi üretiminde de yıllık yaklaşık yüzde 3’lük bir artış sağlayacak. TÜSİAD Sanayide Dönüşüm Yuvarlak Masası eş liderleri Mehmet Bahadır Balkın ve Mehmet Nurettin Pekarun yönlendirmesiyle gerçekleştirilen çalışma, The Boston Consulting Group İstanbul Ofisi tarafından hazırlandı.
Başaran-Symes: “Tüm paydaşlarla birlikte çalışıyoruz” Konferansın amacının Sanayi 4.0 tartışmalarına somut bir çerçeve kazandırmak olduğunu belirten TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes, Sanayi 4.0 konusunda tüm paydaşlarla birlikte çalıştıklarını ifade etti. Başaran-Symes, sözlerini şu şekilide sürdürdü: “2008 krizinin artçılarının hissedildiği bu ortamda, azalan küresel iştaha rağmen yatırımların devam etmesi gerekiyor. Öte yandan, teknolojideki gelişmeler bilimsel ve fiziksel dünyayı birbirine gittikçe yaklaştırıyor. İnsansız araçlardan, birbiriyle iletişim içinde olan makinalardan yapay ortamlardan bahsedilen bir dünyada yaşıyoruz. Geçtiğimiz hafta Google’ın yapay zekâsı, dünya Go şampiyonunu ikinci kez yendi. Drone’lar ise, Amazon ormanlarında ağaçlandırma için kullanılıyor. Big data ve nesnelerin interneti; sağlıktan finansa, enerjiden gıdaya, birçok sektörde iş yapış şeklini değiştiriyor. Turkcell teknoloji ve Vodafone dönüşüm konferanslarında da gördük. Simülasyon teknolojileri sayesinde bir ürünün yaşam döngüsü tasarlanabiliyor. Bu sayede, en az atık oluşturacak şekilde üretim planlamaları yapılabiliyor. Biz, tüm bu dönüşümü Sanayi 4.0 olarak tanımlıyoruz. Bu dönüşüm hem gelişmiş, hem de gelişmekte olan ülkeler için farklı avantajlar sunuyor. Gelişmiş ülkeler rekabet güçlerini tekrar artırmak için verim artırmak için bu dönüşümü kullanırken, gelişen ekonomiler ise, Sanayi 4.0 uygulamalarıyla daha katma değerli ürünlerle refaha ulaşmaya çalışıyorlar.”
“Elimizdeki pazarları da kaybedebiliriz” Çalışmanın, Türkiye’nin hangi noktada olduğuna, hedeflerinin ne olduğuna ve hedefleriyle olduğu noktanın ne kadar örtüştüğüne bir cevap niteliğinde olduğunu belirten Başaran-Symes, Türkiye’nin rekabet endeksindeki yerini yükseltemediğini, şu anda yüksek teknolojinin GSYH’deki payının yüzde 3,7 olduğunu aktardı. Başaran-Symes, “AB ülkelerinde bu pay yüzde 15. Ülkemizde ise, yüzde 38 oranında düşük teknoloji üretimi yapılıyor. Yüksek katma değerli ürünlerin payını artıramıyoruz, maalesef sadece konuşuyoruz. Ya bunu yapıp üst gelir grubuna geçeceğiz, ya da elimizdeki pazarları da kaybedeceğiz” diye konuştu.
Sanayi 4.0’ın; daha yenilikçi, daha esnek, daha verimli ve daha hatasız bir üretim için gerekenleri sağlayacağını belirten Başaran-Symes, “Küresel olarak rekabet edemeyen ülkeler vatandaşın refah seviyesini yükseltemiyor. Robert Shiller’in ifadeleriyle; evinize yangın sigortası yaptırmak için evinizin yanmasını bekleyemezsiniz” dedi.
Işık: “TÜBİTAK´ta köklü bir değişim olacak” TÜBİTAK’ta köklü bir dönüşüm yaşanacağını ifade eden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık da, Sanayi 4.0 ile ilgili olarak, TÜBİTAK’ın dâhi yeniden yapılandırılması ile ilgili çalışmaları başlattıklarını söyledi. Işık, sözlerini şöyle sürdürdü: “TÜBİTAK’ı; özel sektör ile rekabet eden, özel sektörün yapabileceği Ar-Ge’yi yapmak için devlete eleman alan bir kurum değil, aksine özel sektörün yapacağı Ar- Ge’yi sipariş ile yaptıran, özel sektörün yapamadığı temel, nitelikli, öncü Ar-Ge’yi yapan bir kurum haline dönüştürmek istiyoruz.”
Ar-Ge yapmadan yüksek teknolojili ürün üretmenin mümkün olmadığının altını çizen Işık, bazen bedeli ödendiği halde bile teknolojinin satın alınamadığını vurguladı. Işık, “Yapmanız gereken tek şey, kendi Ar-Ge’nizi yapmak. Ama bu söylenen kadar kolay değil. Yeni Ar-Ge reform paketi, önümüzdeki süreçte Türkiye’nin bu noktadaki kapasitesini çok önemli oranda artıracak ve üretimde ihracatımızdaki yüksek teknolojili ürünleri payını çok daha yukarıya çekecek. Önceki üç sanayi devrimini adeta tribünden izledik. Bu defa sahada oyuncu olabilmek için doğru kararlar almak ve bu kararları etkin ve hızlı bir şekilde uygulamak durumundayız” diye konuştu.
Waldner: “İstihdamın çehresi de değişecek” Dünyada Sanayi 4.0 kavramının ilk kez ortaya çıktığı Almanya’dan örneklerle bir sunum yapan BCG Kıdemli Yöneticisi Manuela Waldner ise, imalatın çehresinin “vanalar ve kirli ellerden ekranlara ve tabletlere” dönüşeceğini vurguladı. Waldner, konuşmasına şöyle devam etti: “4. Sanayi Devrimi de denilen bu dönüşüm, temelde veri ve fiziksel alanların bağlantı kurmasıyla mümkün. Şu andaki mevcut Sanayi 4.0 uygulamaları sayesinde, dünyanın herhangi bir yerindeki bir fabrika, herhangi bir üretim hattı mobil telefon ekranlarından bile takip edilebilir. Bu teknolojilerle makinaların ne zaman arıza çıkaracağını bile önceden görebiliyorsunuz. Gelecekte ürünler, makinalarla iletişim kurabilecek. Envanter diye bir şey kalmayacak. Bir çelik üreticisinin verimini yüzde 20 artırabilmesi simülasyonlar sayesinde çok basit hale geliyor. İstihdamın çehresi de değişecek. Sadece Almanya’da ekonomiye 400 bin yeni istihdam kazandırılacak.”
Bu sayıdaki diğer Haberler bölümü yazıları