Rulman sektörü; Türkiye ekonomisinde büyüme hızının yavaşlamaya devam etmesi ve özel sektör yatırımlarıyla birlikte toplam yatırımların gerilemesinden olumsuz etkileniyor. Yüzde 70 oranında ithalata bağımlı olan sektör, 2015 yılında Ortadoğu ve Rusya’daki siyasi ve ekonomik sorunların yanı sıra, yurt içinde seçim sonrası siyasi belirsizliklerin de etkisiyle daraldı. Özellikle, kurlardaki dalgalanmalar, Euro-dolar paritesindeki düşüş ve Avrupa Birliği ekonomisinde devam eden zayıflıklar, ihracatını ağırlıklı olarak söz konusu bölgeye yapan rulman sektörü üzerinde baskıya neden oluyor. Türkiye’de ithal ürün fiyatları artarken, ihracatın pazar koşulları sebebiyle kayda değer oranda düştüğünü bildiren sektör yetkilileri, söz konusu olumsuz tabloyla birlikte satışların yüzde 30 gerilediğinin altını çiziyorlar.
Yarı mâmul mallar sınıfında Mekanik ve elektrikli sistemlerde kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesi sağlayarak, enerji kayıplarını azaltmak için yataklar ile muylular arasına yerleştirilen parça olarak tanımlanan rulman, bir güç aktarım ürünü olduğundan; içinde “dönme” hareketini barındıran her makina ve ekipmanda kullanılıyor. Endüstriyel pazarda yarı mâmul mallar sınıfına giren rulman, endüstriyel ürünün bakımı için satılıyor. 2015 yılında gerek küresel siyasi ve ekonomik sorunlar, gerekse yurt içinde seçim sonrası siyasi belirsizlik nedeniyle piyasada oluşan durgunluk dönemi rulman sektörünü de etkisi altına aldı.
Ekonomideki yavaşlamayla birlikte yatırımların gerilemesi, yarı mâmul mallar sınıfına giren rulman satışını da olumsuz etkiledi. Özellikle Ortadoğu firmaları, 2015´in ilk yarısında durgun geçen ticaretin ikinci yarıda hareketleneceğini beklerken, yılın ikinci yarının da sektör adına durgun geçmesi, söz konusu firmaların ekonomik sıkıntılar yaşamasına sebep oldu. Bu doğrultuda, Avrupa daha temkinli ticaret yaparken, Uzakdoğu ticaret şartlarını ağırlaştırdı. Söz konusu durum, Türkiye’de ise ithal ürün fiyatlarını artırırken, ihracatın pazar koşulları nedeniyle olumsuz yönde etkilenmesine neden oldu. Ayrıca, küresel ekonomide belli dönemlerde oluşan spekülasyonlar da ticareti zorlaştırdı. FED’in faiz oranlarını aralık ayında açıklayacağı beklentisi; özellikle doların elde tutulmasına, ticaretin yavaşlamasına, alacak vadelerinin uzamasına ve kararların bekletilmesine sebep oldu.
Pazarın ihtiyacının büyük kısmı ithalatla karşılanıyor Pazar büyüklüğü 1 milyar doları geçen Türkiye rulman sektörü, ihtiyacının büyük kısmını ithalat yoluyla karşılıyor. 250 milyon dolarlık üretime karşın 100 milyon dolar değerinde ihracat yapan sektörün, 2015 yılında küresel pazardaki talep düşüşü ve Euro-dolar paritesindeki gerilemenin etkisiyle üretimi de düştü. Yurt içi satışlarda ise, seçim sonrası siyasi belirsizlikler nedeniyle daralma yaşayan sektör, daha önceki yıllarda gerçekleştirilen üretim rakamlarının gerisinde kaldı.
Sektörün büyüme hızındaki düşüşe rağmen; özellikle yerli otomotiv çalışmaları, hızlı tren yatırımlarının yanı sıra, savunma sanayiinin önem kazanmasıyla gelecek dönemlerde stratejik bir ürün olan rulmana ihtiyacın artması bekleniyor. Buna ilave olarak, Türkiye’nin çevre ülkelerinde de rulmanın üretilmediği dikkate alındığında, daha fazla rulman üretimi ihtiyacının bulunduğunu bildiren yetkililer, “Yatırımların artması için, rulman üretiminin devlet tarafından alt yapısı hazırlanmalı ve üretici firmalar, özel statü verilerek desteklenmeliler” diye konuşuyorlar.
Sektör henüz istenilen seviyede değil Türkiye’nin rulmanda henüz beklenilen düzeye ulaşamadığına dikkat çeken yetkililer, söz konusu durumun Türkiye’yi rulman konusunda dışa bağımlı hale getirdiğini bildiriyorlar. Yetkililer, ileri teknoloji gerektiren ve katma değeri yüksek bir ürün imal eden rulman sektörünün, özellikle takip edilmesi, korunması ve desteklenmesi gerektiğinin altını çiziyorlar.
Üretimdeki katma değerin ve kalitenin giderek arttığına vurgu yapan yetkililer, Türkiye’de üretilen ürünlerin ağırlıklı olarak, yüksek kalite standardı arayan Avrupa Birliği ülkelerine gönderildiğini dile getiriyorlar. Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarına önem veren yerli üreticilerin, rulman teknolojisinin tüm yeniliklerini takip ettiğini dile getiren yetkililer, sürekli yenilenen hatlar ve sistemlerin yerli firmalarda da bulunduğunu belirtiyorlar. Yetkililer, konuşmalarını şu şekilde sürdürüyorlar: “Ayrıca, müşteriler artık ihraç edilen standart rulmanlar dışında, kullanım alanlarına göre daha fazla verim alabilecekleri ölçütlerde rulman ihtiyaçlarını daha fazla ortaya koyuyorlar. İhracat yapan firmaların hem üretimlerini, hem de tedarik kanallarını geliştirmeleri gerekiyor.
Özel yatırım teşviki talep ediliyor İthalatı, ihracatının beş katına yaklaşan Türkiye rulman sektörü, üretimin artması için özel yatırım teşviki kapsamına alınmayı talep ediyor. Özel yatırım teşviki kapsamına alınmaları halinde, sektöre yönelik yatırımlarda ve buna bağlı yerli üretimde de artış yaşanacağına dikkat çeken yetkililer, artan yerli üretimle ithalatın azalarak, sektörün ihracat odaklı bir yapıya kavuşacağını kaydediyorlar. Yetkililer, “Bu konuda özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri sektör için stratejik öneme sahip pazarlar. Bu pazarlardaki fırsatların iyi değerlendirilmesi durumunda, üretici firmalar gelecek yıllarda iş hacmini artırabilirler” diyorlar.
Yerli üreticinin korunması isteniyor Sektörün sorunlarına bakıldığında ise, TSE ve gözetim vergisinin revize edilmesi mecburiyetinin sektörün başlıca sorunları olduğunu vurgulayan yetkililer, yerli üreticinin korunmasının gerektiğini, ancak TSE’nin sorunlara neden olabildiğine dikkat çekiyorlar. Yetkililer, şunları söylüyorlar: “Bunun yanı sıra sektör, pazardaki sahte ve kalitesiz ürünlerden dolayı haksız rekabet sorunu yaşıyor. Haksız rekabet, yasalar çerçevesinde ve standartlara uygun olarak imalat yapan üreticiye zarar veriyor. Kamu, piyasadaki sahte ve kalitesiz rulmanların tüketiciye ulaşmasını önlemeli. Ayrıca, kalitesiz ürünlerin tüketiciye ulaşmasının önlenmesi konusunda yaptırımlar yetersiz. Tüketici kanununun iyileştirilerek yaptırımların artırılması, yatık ve raf ömrünü doldurmuş mâmul ithalatının ve kaçak ürünlerin engellenmesi de büyük önem taşıyor.”
Adıgüzel: “Rulman ihtiyacı artacak” Tüketicinin bilinçlendirilmesinin yanı sıra, meslek dışından istenmeyen yollarla mal satanların engellenmesi için de gerekli çalışmaları yaptıklarını belirten Rulman Üreticileri Derneği (RULDER) Başkanı Harun Adıgüzel, eğitimler vererek, kamuoyunun ilgisini bu sorunlara çekmek istediklerini söyledi. Türkiye’de üretim yapacak yerli ve yabancı yatırımcıya gerekli desteği vermeyi de görev edindiklerini dile getiren Adıgüzel, “Rulman, katma değeri yüksek bir ürün olmasının yanında, kritik ve stratejik ürün olması sebebiyle potansiyelini artırıyor. Özellikle, yerli otomotiv ve hızlı tren yatırımlarının hızla ilerlediği ve savunma sanayiinin önem kazandığı bu dönemlerde rulmana ihtiyaç daha fazla olacak. Bu yatırımın yapılabilmesi için de, sektörel destek verilmesi gerekiyor” diyor.
“Küresel rulman üretimi 100 milyar dolara ulaştı” Küresel rulman üretiminin 100 milyar dolarlık pazar büyüklüğüne ulaştığını kaydeden Adıgüzel, Türkiye’de ise ithalat ağırlıklı olmak üzere yaklaşık 1 milyar dolarlık bir pazarın söz konusu olduğunu dile getiriyor. Söz konusu rakamın 350 milyon dolarlık kısmını iç pazar ve ihracatın oluşturduğunu vurgulayan Adıguzel, pazarın yaklaşık yüzde 70’lik kısmının ithalata dayalı olduğuna dikkat çekiyor. İthalatta en büyük payın Avrupa ve Çin arasında paylaşıldığını bildiren Adıgüzel, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çin’den ithalatın kilo fiyatı 6 dolar, Avrupa’dan gelen rulmanın kilo bazında ortalama fiyatı yaklaşık 30 doları buluyor. Kalite olarak bakıldığında tartışmasız üstünlük Avrupa mallarında. Çin mallarında iade oranı yüzde 20’yi bulurken, Avrupa mallarında bu oran yüzde 2´dir.”
“2015 bizim için zor bir yıl oldu” Türkiye’de dolaylı veya doğrudan rulman ticareti yapan 10 bin civarında firmanın bulunduğunu aktaran Harun Adıgüzel, sektörde üretim yapan bir kaç firmanın bulunduğunu söylüyor. 2015 yılının rulman üreticileri ve satıcıları için zor bir yıl olduğunu kaydeden Adıgüzel, “Üretim azalınca rulman da satılmıyor. Satışlarda yaklaşık yüzde 30 düşüş yaşandı. Bu doğrultuda kârlılık dibe vurdu; hatta zarar söz konusu. 2016 yılında da bu durgunluğun devam edeceği ve sektörde iflasların artacağı öngörülüyor” diye konuşuyor.
Türkiye’de üretilen rulmanların Avrupa kalitesinde olduğunu söyleyen Adıgüzel, ihracatın kayda değer bir kısmının Avrupa ülkelerine yapıldığını dile getiriyor. Rulman ihracatı yapan firmalar için kalitenin öncelikli olduğunu ileri süren Adıgüzel, şunları aktarıyor: “Bununla birlikte, müşteri talepleri giderek çıtasını yükseltiyor ve özel ürün talepleri de artıyor. Müşteriler, ihraç edilen standart rulmanlar dışında, kullanım alanlarına göre daha fazla verim alabilecekleri ölçütlerde rulman ihtiyaçlarını daha fazla ortaya koyuyorlar. İhracat yapan firmaların da, hem üretimlerini, hem de tedarik kanallarını geliştirmeleri gerekiyor.”
“Ekonomik gelişmeler tüm ülkeleri etkiledi” Küresel ölçekte ekonomik ve siyasi gelişmelerin tüm ülkeleri etkilediğini dile getiren Harun Adıgüzel, “Türkiye’de tüm sektörlerde olduğu gibi rulman sektöründe de, hem siyasi sorunların, hem de ekonomik dalgalanmaların ve piyasada oluşan endişelerin etkisi fazla oldu. Özellikle Ortadoğu firmaları, 2015´in ilk yarısında durgun geçen ticaretin yılın ikinci yarısında hareketleneceğini beklerken; yılın ikinci yarısının da durgun geçmesi, söz konusu firmaların ekonomik sıkıntılar yaşamalarına sebep oldu. Avrupa daha temkinli ticaret yaptı. Uzakdoğu ise, ticaret şartlarını ağırlaştırdı” diyor.
Gerek iç pazardaki sorunlar, gerekse global ekonomik ve siyasi sorunların ardından Türkiye’de ithal ürün fiyatlarının arttığını vurgulayan Adıgüzel, ihracatın pazar koşulları sebebiyle kayda değer ölçüde olumsuz etkilendiğini ifade ediyor. Adıgüzel, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Firmalar, hedeflenen yıllık satışların yüzde 50’sine zor ulaşır hale geldiler. Küresel ekonomide belirli dönemlerde oluşan spekülasyonlar da, ticaretin diğer koşullarıyla birlikte şartların zorlaşmasına neden oluyor.”
“Herşeye rağmen katma değer yükseliyor” RULDER olarak, gerek tüketicinin bilinçlendirilmesi, gerekse meslek dışından istenmeyen yollarla mal satanların engellenmesi için çalıştıklarını söyleyen Harun Adıgüzel, önceliklerinin sektörde yatırımların artması olduğunu ve herşeye rağmen sektörde katma değerin yükseldiğini bildiriyor. Adıgüzel, "Özellikle, yerli otomotiv çalışmaların yanı sıra, hızlı tren yatırımlarının hızla ilerlediği ve savunma sanayiinin önem kazanacağı gelecek dönemde rulmana ihtiyaç artacak. Bu yatırımın yapılabilmesi için de, sektörel destek verilmesi gerekiyor” diye konuşuyor.
“Başlıca sorun sahte ürünler” Rulman kullanıcıları için başlıca sorunun sahte ürünler olduğunu ve bunların ithal edilerek, her yerde satılmaya başlandığını belirten Adıgüzel, kullanılmış ürünlerin de sıfır gibi satıldığını ve tüketicilerin kandırıldığını ifade ediyor. Türkiye rulman pazarından hak ettiği payı alamayan üreticilerin, herşeye rağmen Ar-Ge ve inovasyona önem verdiğini vurgulayan Adıguzel, sözlerini şu şekilde noktalıyor: “Firmalar, hatlarını ve sistemlerini sürekli yeniliyor. Türkiye, global rulman pazarında gelecek birkaç yıl içinde daha etkin bir rol alacak. Ar-Ge çalışmaları yapan firmalar, küresel rulman pazarına örnek teşkil edecek üretim ve bilgiyi de sunacak düzeyde. 2016 yılında Türkiye’den çıkacak Ar-Ge başarılarını hep birlikte göreceğiz.”
Bu sayıdaki diğer Araştırma-Makale bölümü yazıları