|
| |
|
| |
Alüminyum sektöründe yatırımlar artıyor
Dünyada çelikten sonra en çok üretilen malzeme olan alüminyum, yoğun olarak inşaat sektöründe, özellikle çatı ve cephe kaplama, kapı ve pencere, merdiven, iskele ve sera yapımında kullanılıyor. Otomotiv, uçak ve vagon yapımı, elektrik, ambalaj, taşıt komponenti, tel ve kablo üretimi, makina ve makina elemanları ile metalurji alanlarında da kullanımı bulunan alüminyum, Ar-Ge araştırmaları sonucunda, günümüzde savunma sanayiinde de yerini aldı.
Türkiye’de ise alüminyumun kullanımına bakıldığında, sektörün henüz çok kısa bir geçmişe sahip olduğu görülüyor. Buna rağmen, yaklaşık 5 milyar dolarlık iş hacmine ulaşan Türkiye alüminyum sektörü, ülke sanayiinin en önemli sektörlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Özellikle, hadde ve ekstrüzyon ürünlerinde son yıllarda yapılan yeni yatırımlar sayesinde, dünya pazarlarında rekabet edebilir ölçekte kapasitelere ulaşıldı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Demir ve Demir Dışı Metaller Meclisi 2011 Sektör Raporu’ndan edinilen bilgiye göre, sektörde faaliyet gösteren firmaların toplam üretim kapasitelerinin 1 milyon 400 bin ton civarında olduğu tahmin ediliyor. Yapılan yeni yatırımlarla yıllık üretim kapasitesi; ekstrüzyon ürünlerinde 675 bin ton, yassı ürünlerde 390 bin ton, döküm ürünlerinde 200 bin ton, iletkenlerde ise 100 bin ton olarak ifade ediliyor.
2012’de üretim yüzde 5,5 arttı
2012’de sektöre yönelik Ar-Ge çalışmalarının ve yatırımların artmasının yanında, inşaat, otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinin gelişme göstermesi de, alüminyum sektörünün üretimini bir önceki seneye oranla yüzde 5,5 artırmasını sağladı.
Girişimci Alüminyum Sanayici ve İşadamları Derneği’nden (GALSİAD) edinilen bilgiye göre; 2012 yılında 1 milyon 250 bin ton civarında üretim gerçekleştiren sektör, yaklaşık 5 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne ulaştı.
Türkiye’de çelikten sonra en çok tüketilen malzeme olan alüminyumun 2011 yılında kişi başı tüketimi ise 10,5 kg seviyesine ulaştı. Ulaşılan bu tüketim seviyesinin, Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki kişi başına 22 kg ve OECD ülkelerindeki 33 kg değerleriyle karşılaştırıldığında, oldukça düşük olduğu göze çarpıyor. Ancak, inşaat sektörünün yakaladığı ivmenin; alüminyum tüketiminde kullanım alanı olarak yaklaşık yüzde 70 ile en büyük payını alan alüminyum ekstrüzyon ürünlerine talebi artırmasıyla, Türkiye’nin alüminyum tüketiminde gelişmiş ülkeler düzeyine ulaşacağı öngörülüyor.
Önemli oranda mamul madde ihraç ediliyor
Alüminyum sanayii, ham alüminyum ihtiyacının büyük kısmını ithalat yoluyla karşılıyor olmasına rağmen, ciddi miktarda mamul madde ihracatı da gerçekleştiriyor. Sektörde, mamul madde üretiminin yarıdan fazlası ihraç ediliyor. Mamul madde ihracatında alüminyum ekstrüzyon ürünleri yine ilk sırada yer alırken; alüminyum hadde ürünleri ikinci sırada, alüminyum inşaat aksamı ise üçüncü sırada yer alıyor. 2010’da 1,9 milyar dolar ihracat gerçekleştiren sektör, 2011’de ihracatını, yüzde 20 artışla 2,3 milyar dolar seviyesine yükseltti. 2012’de ise, net rakamlar henüz belli olmamakla beraber, ana ihracat pazarı AB ülkeleri olan sektör, bu bölgede yaşanan olumsuz ekonomik gelişmelere rağmen büyük talep dalgalanmaları ile karşılaşmadı.
Bin 500’ü aşkın firma faaliyet gösteriyor
TOBB Türkiye Demir ve Demir Dışı Metaller Meclisi 2011 Sektör Raporu’na göre; alüminyum sanayiinde değişik alanlarda faaliyet gösteren bin 500’ü aşkın firma bulunuyor. Toplam istihdamın ise 30 bin kişi civarında olduğu belirtiliyor. Sektörde faaliyet gösteren firmalar ise, enerjiden kaynaklı sorunlar yaşıyor. Doğalgaz ve elektrik kesintileri nedeniyle üretimin etkilendiğine işaret eden yetkililer, aynı zamanda enerji fiyatlarının yüksekliğinin de uluslararası rekabette firmaları olumsuz etkilediğinin altını çiziyorlar.
Kibar: Ana ihracat pazarı AB
Türkiye alüminyum sektörünün ana ihracat pazarının Avrupa Birliği olduğunu söyleyen Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar, “Bölgede yaşanan olumsuz ekonomik gelişmelere rağmen, 2012 yılında dengeli bir pazar talebi yaşandı ve taleplerde kayda değer bir dalgalanma yaşanmadı” diye konuştu.
Hammadde ve emtia fiyatlarındaki olumsuz gelişmelerin yanı sıra, enerji fiyatlarındaki ciddi artışların etkisiyle sektörün önemli bir maliyet artışıyla karşı karşıya kaldığını Kibar, şöyle konuştu: “Bu maliyet artışlarını pazara yansıtma konusundaki sıkıntılar, 2012’de olduğu gibi bu yıl da sektörün önündeki en önemli sorunlardan biridir. Alüminyum sektörünün gelişimi önündeki en önemli sorunlardan bir diğeri ise, Türkiye’de alüminyum hammadde üretim miktarlarının çok kısıtlı olması ve ülkemizin hammadde tedarikinde yurtdışına bağımlı olmasıdır.”
“Ulusal stratejiler oluşturulacak”
Sektörün gelişimine engel olan sorunların çözümü konusunda GITES Projesi kapsamında hükümetin ilgili birimleriyle görüşüldüğünü açıklayan Ali Kibar, sorunların çözümü konusunda ulusal stratejiler oluşturulacağını belirtti. Kibar, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Söz konusu stratejilerin hayata geçirilmesiyle, sektörün 2023 için önüne koymuş olduğu hedeflere ulaşması için çalışılacak. Devletin ilgili birimleri sektörün problemlerini dinledi ve buna çözümler üretmek için inisiyatifleri hayata geçirdi. İnşaat sektöründeki projeler bu inisiyatiflerden sadece bir tanesidir ve mutlaka alüminyum tüketimine olumlu etkisi olacaktır. Hedeflerimiz büyük, ve bundan dolayı, özel sektör-devlet sinerjisinin bu hedeflere ulaşabilmek için vazgeçilmez olduğuna inanıyoruz. Birçok platformda sektörün daha iyi temsil edilebilmesi ve daha fazla katma değer yaratabilmesi için TALSAD olarak, hükümetin ilgili organları ile sürekli yakın temas içinde olmaya devam ediyoruz.”
“Birçok sektörel organizasyon yapıyoruz”
Alüminyum sektörünün girdi ürettiği inşaat, ambalaj, otomotiv, beyaz eşya, havacılık gibi birçok endüstrinin bulunduğunu dile getiren Ali Kibar, bu endüstrilerin yapmış olduğu yurtiçi ve yurtdışı birçok fuar faaliyetinde alüminyum sektörünün faal olarak yer aldığını kaydetti. Bu etkinliklerin çok olumlu sonuçlar doğurduğuna işaret eden Kibar, “Bunun yanı sıra, TALSAD olarak birçok sektörel organizasyon yapıyoruz. Böylece, Türkiye alüminyum sanayiinin uluslararası pazarlarda penetrasyonunu artırmaya katkı sunuyoruz” dedi.
Bu etkinliklerin içinde yerini alan iki öncelikli çalışmalarının bulunduğunu açıklayan Kibar, şunları söyledi: “Bunlardan ilki, iki yılda bir düzenlediğimiz Alüminyum Fuarı’dır. Bu yıl da, 3-6 Ekim 2013 tarihleri arasında, İstanbul Fuar Merkezi’nde üçüncüsü gerçekleştirilecek ALUEXPO Fuarı’nın, önümüzdeki yıllarda global alüminyum sektörünün en önemli fuarları arasında yerini almasını sağlamayı hedeflemekteyiz. Fuarla eş zaman ve mekanda, yine derneğimiz, TÜBİTAK-Marmara Araştırma ve Merkezi ve TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası işbirliği ile organize edilen 6’ncı Alüminyum Sempozyumu da, sektörü bir araya toplayan önemli bir etkinlik olarak fuara güç katacaktır.”
“Yıllık yüzde 5 ila 7 büyüme bekleniyor”
Alüminyum sektörünün önümüzdeki 10 yıl içinde dünyada yıllık yüzde 5 ila 7 arasında büyümesinin öngörüldüğünü belirten Ali Kibar, “Bu büyüme öngörüsü, özellikle gelişmekte olan ülkelerde gözlenen kırsal kesimlerden şehirlere olan göç hareketinin beraberinde getirdiği inşaat altyapı ihtiyaçlarının ortaya çıkmasından kaynaklanıyor. Buna ilave olarak, gelişmiş olan ülkelerde karbon gaz salımının azaltılması doğrultusunda yapılan yasal düzenlemelerle birlikte; gerek otomotivde araçların hafifletilmesi, gerekse inşaat alanında bina ısı izolasyonunun daha iyi yapılması yönünde bir hareket oluşturdu. Bunun da, önümüzdeki 10 yıllık süreçte alüminyum tüketimini artırıcı etki yaratması bekleniyor” diye konuştu.
Dünyada demir çelikten sonra en çok üretilen metal olan alüminyumun, inşaat sektöründe, özellikle çatı ve cephe kaplama, kapı ve pencere, merdiven, iskele ve sera yapımlarında yoğun olarak kullanıldığını söyleyen Kibar, “Alüminyum bunların dışında; otomotiv, uçak ve vagon yapımı, elektrik, ambalaj ve metalürji alanlarında da ve günümüzde ise, savunma sanayiinde ağırlıklı olarak kullanılmaya başladı” dedi.
“Uzun ömürlü bir ürün”
Dünyada halen genç bir metal olarak kabul edilen alüminyumun, korozyon dayanıklılığının yüksek ve ömrünün de uzun olduğuna dikkat çeken Kibar, şöyle devam etti: “Alüminyum, inşaat sektöründe yüzde 37 oranında kullanılıyor. Alüminyumun tercih edilebilirliğinin en büyük nedenleri arasında; hafifliği, ömrünün uzunluğu, dış etkenlere ve değişik iklim şartlarına karşı dayanıklılığı, kolay biçimlendirilebilmesi, düşük bakım maliyetleri, renklendirilebilmesi ve teknolojik açıdan sonsuz ürün çeşitliliği gibi alternatif özelliklere sahip olması bulunuyor.”
Kırboz: Sektör, sürekli büyüyor
Türkiye alüminyum pazarının artan yatırımlarla sürekli büyüdüğünü kaydeden Girişimci Alüminyum Sanayici ve İşadamları Derneği (GALSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kırboz ise, “Sektörde faaliyet gösteren küçük, orta ve büyük ölçekli imalathanelerin sayısı 300 civarında. Satıcı ve alıcı gruplar da bu rakama dahil edildiğinde, sektörde iştigal eden firma sayısı 5 binin üzerinde” dedi.
Söz konusu tüm verilerin sektörün büyüklüğünü net olarak gösterdiğini söyleyen Kırboz, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Türkiye alüminyum sektörü, yaklaşık olarak 1 milyon 250 bin ton/yıl üretimi olan bir büyüklüğe ulaştı. Bu da, yaklaşık 4 ila 5 milyar dolarlık bir pazar demektir. Pazar sürekli büyümekte ve yatırımlar artmakta. Aynı zamanda, son zamanlarda yabancı işadamlarının da, Türkiye alüminyum sektörüne girme hedefi içinde olduğunu gözlemlemekteyiz.”
Yabancı firmaların Türkiye alüminyum pazarına olan bakış açısının geçen yıl olumlu olurken, bu yılbaşında farklı bir pozisyona girdiğini dile getiren Kırboz, “Avrupa pazarındaki prim artışları Türkiye pazarına göre alt seviyelerde kaldı. Bu durum da, rekabet şansını azalttı. Ancak, ticaret amacıyla da olsa yabancı firmaların pazara ilgisinde olumlu bir gelişme gözlemleniyor. Yabancı firmaların yatırım yaparak sektöre girmesi, özellikle birincil kaynakların değerlendirilmesi açısından önemli. Bununla birlikte, yabancı yatırımcıların Türkiye pazarında satıcı konumunda da bulunmaları bir risk olarak görülmelidir. Aksi durumda, satıcı rekabeti Türkiye piyasasında etkin fiyat düşüşüne neden olabilir ve bu da, tekelleşme riskini getirebilir” diye konuştu.
“Ar-Ge ve eğitime daha fazla önem veriliyor”
Sektörün son zamanlarda devletin de verdiği desteklerle Ar-Ge ile eğitime daha fazla önem verdiğini dile getiren Celalettin Kırboz, son zamanlarda hazırlanan demir dışı metaller yol haritası ve bu harita içinde alüminyum sektörüne ciddi yer verilmesinin önemli bir gelişme olduğuna değindi. Alüminyum sektörünün yetkili merciler tarafından artık mercek altına alındığını belirten Kırboz, alüminyumun çok stratejik bir metal olduğunu ve bu metale Türkiye’nin sanayicisi, üniversitesi ve tüm devlet kademeleriyle önem vermesi gerektiğini vurguladı. Bu noktada özellikle birincil madenden hammadde üretilecek veya ürettirebilecek sistemleri devreye sokmanın önemine işaret eden Kırboz, şöyle konuştu: “Piyasada hammadde üreticisi tüm oyuncuları ülkemize getirmeliyiz, madenlerimizi yarı mamul olarak değil, mamul olarak satabilecek konuma gelmeliyiz. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda yapılan toplantı bizi bu konuda ümitlendiriyor. Orada konuşulanlar ve alınacak tedbirler, geleceği daha net görmemizi sağlayacak. Elbette bizler de, sektör temsilcileri olarak bu piyasada elimizden gelen tüm çalışmaları yapmalıyız. Türkiye alüminyum sektörüne dikkat edilecek olursa eğer, sektör henüz evin dışına çıkamamıştır. İmal ettiğimiz ürün bazında inşaat sektörü içinde kalmış; kapı, pencere, korkuluk, cam balkon, cephe kaplama, bölme, duşa kabin, mobilya gibi ürün grupları ile evin dışına çıkamamıştır. Artık zaman evin dışına çıkma zamanıdır. Tüm gücümüzle ve devletimizin bizlere sunduğu imkânlarla artık havacılıkta, savunma sanayiinde, ulaşım gibi stratejik alanlarda çalışmalarımıza hız vermeli ve bu konularda Avrupa ve dünya pazarında söz sahibi olmalıyız.”
“Üzerimize düşen görevleri yapıyoruz”
GALSİAD olarak üzerlerine düşen görevleri yapmaya çalıştıklarını belirten Celalettin Kırboz, “Ar-Ge amaçlı üniversitede kurduğumuz araştırma, eğitim ve test merkeziyle sektöre hizmet veriyoruz. Aynı zamanda bu merkezde, akredite bir sektör laboratuvarı oluşturma çalışmaları içindeyiz” dedi.
Her kademede yaptıkları toplantılarla sektörün sorunlarını her platformda dile getirip, sorunlara çözüm aradıklarını anlatan Kırboz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Gerek idari, gerekse hukuksal, mali, ekonomik her türlü problemi gidermek, sektörün üzerinden gereksiz hale gelmiş birtakım yükleri kaldırmak, sektörün önünü açmak, atıl kapasite kalmayıncaya kadar tüm sektöre destek vermek, bizim kuruluş amaçlarımızdandır. Tüm sektör mensuplarından bu aşamada yanımızda olmalarını ve bizlere destek vermelerini beklemekteyiz.”
“Geçen yıl üretim ve yatırım arttı”
Türkiye alüminyum sektörünün 2012’de gerçekleştirdiği üretimde yüzde 5,5 civarında bir büyüme yaşandığını aktaran Kırboz, “Yatırım konusunda da yaklaşık aynı oranlarda bir büyüme olduğu tahmin ediliyor. Bu arada, çeşitli nedenlerden atıl kalan ve kalmakta olan kapasiteler de var. 2009’de 700 bin ton/yıl olan üretimin, 2012’de 1 milyon 250 bin ton civarında gerçekleştiği tahmin ediliyor. Bu yıl ve sonrasında sektör üretimini geliştirdiği ve Ar-Ge ile eğitim alanlarına önem verdiği sürece, dünya alüminyum sektöründe kendisine rekabet gücü bulacaktır” diyerek sözlerini noktaladı.
|
| |
Bu sayıdaki diğer Araştırma-Makale bölümü yazıları |
| |
İşletmeler, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'ndan endişeli |
| |
|
| |
|
|