| 30 Ocak 2013 Çarşamba |
| |
|
|
 |
|
 |
|
|
| |
|
|
| |
|
| |
Yeşil teknoloji adası Tayvan (Bu haber 135 kez okundu)
Yalçın GÜR
Kasım ayında Tayvan’la ilgili bir programa katıldım. Tayvan’ın dış ilişkilerinde önemli rolü olan TAITRA (Tayvan Dış Ticareti Geliştirme Konseyi) tarafından düzenlenen Medya Turu kapsamında; makina sektörünün önemli sivil toplum örgütleriyle, resmi ve resmi olmayan araştırma merkezleriyle ve firmalarıyla görüşme olanağı buldum. TAITRA çok profesyonel çalışan bir organizasyon yapısına sahip. Basın ve halkla ilişkiler çalışmalarını yapan iletişim firmaları (Türkiye’de Rekta ve Tayvan’da GolinHarris Taiwan) ve TAITRA, çok kapsamlı ve gerçekten yarar sağlayan bir program hazırlamışlar. Program kapsamında Tayvan’da 4 ayrı bölgede gerçekleşen fabrika ve işyeri ziyaretleri gerçekleştirdim. Tayvan ekonomisi ve makina sektörü ile ilgili ayrıntılı bilgi sahibi olurken, hem Uzakdoğu Asya’yı (aslında Asya ekonomisini), hem de Tayvan üzerinden Türkiye-Asya ekonomik ilişkilerini sorgulama ve anlama olanağı buldum. İşin benim açımdan diğer bir ilginç yanı ise, içinde yer aldığımız MM Yayın Ağı’nda bulunan Polonya ve Macaristan’dan iki temsilcinin de bu tura katılmış olmasıydı. Medya Turu’na katılanların profili ve Tayvan’daki görüşmecilerin özel ilgisi nedeniyle; Tayvan, Türkiye, Polonya ve Macaristan ilişkilerini birlikte değerlendirme fırsatı ortaya çıktı. Türkiye, Polonya ve Macaristan’ın Tayvan makina imalatçıları tarafından nasıl görüldüğünü ve bizlerin Tayvan’a nasıl baktığını da anlamış olduk. Bu arada, birbirimize bakış açısını da görme şansı yakaladık. Hem görüşmeleri, hem de makina sektöründeki firmaları ve değerlendirmeleri ayrıntılı olarak sizlerle paylaşmak istiyorum...
Asya, Türkiye’den göründüğü gibi değil
Ancak, yöneticilerin, raporların işlevsel kısımlarını okuma eğilimini dikkate alarak, çıkardığım sonuçları öncelikle sizlerle paylaşacağım... İlk tespitim şöyle: Asya, Türkiye’den göründüğü gibi değil, Asya ile gerçekten ilgilenmiyoruz. Özellikle, bizden kaynaklandığına inandığım bilgi ve veri akışında zaman farkı var. Bu nedenle, bilgilerimiz geride kalıyor ve bu bilgilerin güncellenmeleri gerekiyor. Çok seyahat eden ve dışarıyı özellikle yabancı basından dikkatle takip eden bir kişi olarak, bu duruma ben de şaşırdım. Bunun nedeni ise, Asya ile ilgili basmakalıp bilgileri dikkate alma ve kullanma alışkanlığımız.
Tayvan’ı çok dikkatle izlemek ve doğru yere koymak gerekli. Çin ve Tayvan yaptıkları özel gümrük (sıfır gümrük) anlaşmasıyla serbest ticareti ve Asya’da entegrasyonu gerçekleştirme yolunda hızlı adımlar atmışlar. Bir süre sonra hem daha kaliteli makinalarıyla, hem de markalarıyla dünyada çok daha iyi bir yer edinmeye adaylar. Çünkü, anlaşma özellikle Tayvan ve Çin’de geliştirilecek yerli olarak imal edilen ürünlere ciddi öncelikler tanıyor.
Kısa adı TAMI olan Tayvan Makina Sanayi Birliği’nin direktörlerinden Gary Yang, bizim için hazırladığı sunuşunda bu konuya dikkat çekti. Bu konu ondan sonraki her ziyaret ve görüşmemizde hep gündemde oldu. Özellikle, tezgahlardaki kontrol sistemlerinin konuşulduğu anlarda ilk akla gelen ve dikkat çekilen konu olarak yer aldı. Akla hemen “Tayvan ve Çin arasındaki bir anlaşma nasıl tüm Asya’yı etkiler?” sorusu gelebilir. Tayvan ve konumu ile ilgili bilgilere sahip olunca bu sorunun yanıtı kendiliğinden ortaya çıkıyor. Ülke, Asya’da hem köprü özelliğine sahip (özellikle Çin ve Japonya arasında), hem de teknoloji olarak çok ileride. Bu iki özelliği nedeniyle Tayvan, Çin için önemli bir teknoloji aktarım merkezi konumuna gelmiş durumda. Tayvan, hem bağımsız olmadan önceki yıllarında, hem de sonrasında Japonya ile et tırnak gibi olmuş.
Görüşmelerimizde sıkça gündeme gelen konuların başında çok sayıda Japon markasının aslında bu ülkede üretiliyor olmasıydı. Tayvanlılar çok ketumlar ve Japon firmalarının adından bile söz etmediler. Tayvan hem kendi çabalarıyla, hem de Japonya ile işbirliği sayesinde aslında teknolojide ileride olan ve daha ileri gitmek için koordineli ve organize çalışan bir ülke. İşte bu nedenle Çin için çok önemli. Sıkça söylendiği gibi benim de izlenimim öyle: Japonya bile Çin’de var olmak ve daha etkili olmak için Tayvan’la ilişkisini daha da çok artırmak zorunda. Tayvan firmalarının beş fabrikası varsa ikisi Çin’de bulunuyor. Çin’in doğusundaki yatırımlar tamamlanmış gibi. Çin’deki politika doğrultusunda, Çin sanayii batıya genişledikçe, Tayvan firmaları da şimdiden batıya yönelmeye başlamışlar. Onlarda, bizdeki; “Ya Çin ekonomisi bir sıkıntıya girerse ne olur?” sorusu pek yok. Elbette, küresel ekonomiyi ve Avrupa’daki sıkışıklığı yakından izliyorlar ve sorularını da yöneltiyorlar. Ancak, Çin konusunda pek kötümser değiller ve o yönde çok endişeli de değiller. Tayvan’ı aslında Avrupa Birliği’nin hem içinde, hem dışında olarak ancak Avrupa merkezli büyüyen Türkiye ekonomisine benzetebiliriz. Ancak bir fark var: Türkiye daha çok tüketim odaklı ve üretim lojistik üssü olarak büyürken, Tayvan kendi makina imalatını da yapan bir makina üretim merkezi olarak gelişiyor.
Teknoloji ve sermaye birikimi fazla
İkinci tespitim ise şöyle: Tayvan’da teknoloji ve sermaye birikimi fazla olan firmaların dünyaya bakışı ve Asya merkezli gelişme ilginç sonuçlar ortaya çıkarmış. Bir görüşmeden edindiğim bilgiler çok çarpıcıydı. Kendilerine çok sayıda İtalyan firmasından onları satın almaları yönünde teklifler geldiğini belirten firma yetkilisi, hâlihazırda 4 İtalyan firmasını satın aldıklarını, firmaların aynı adlarla yaşama devam ettiğini açıkladı. Yetkili, 3-4 firma ile anlaşmanın da kapıda olduğunu da sözlerine ekledi.
“Ticaret yaşamıdır, alma ve satma olur!” deyip geçebiliriz, ancak dayanılan temeller dikkatle takip edilmeye değer. Polonyalı meslektaşımız “Neden bu kadar farklı markayı yönetmeye çalışıyorsunuz?” ve “Tek bir marka ile daha güçlü olmaz mısınız?” sorularını yönelttiğinde şu yanıtlar verildi:
1) Yeni firma satın almalarıyla büyümeyi sağlıyoruz ve dünyada da büyüyoruz.
2)Yeni firma demek yeni kâr artışı demek.
3)Ciromuzda da artış sağlıyoruz.
Yanıtlar kendi içinde tutarlı, ancak soruya tam yanıt değil dediğimizde, biraz daha ayrıntıya girildi ve şu açıklamalar yapıldı:
1)Çok ciddi teknoloji transferi şansı oluyor.
2)Genel olarak bizim satış kanallarımız, o firmanın satış kanalları da eklenince daha da genişliyor ve özel olarak da aldığımız firmanın satış kanalları da bizim satış kanallarımızla birlikte büyüyor.
3)Maliyetleri hem aldığımız firma için, hem de genel olarak düşürüyoruz. Çünkü, daha büyük hacimli girdi alımları yapıyoruz ve dolayısıyla da maliyetleri düşürüyoruz.
Bu maddeleri biraz yorumlayınca, konular daha iyi anlaşılıyor ve bütünleşiyor. Avrupa pazarında sıkışmış fakat ciddi teknolojik bilgi ve deneyim birikimine sahip İtalyan firmaları, teknoloji transferi açından Tayvan makinacılarına önemli bir fırsat sağlıyor. Satış kanalları konusuna bakış açısının çok pragmatik olduğunu söyleyebilirim. Tayvan firmaları bu yolla hem Avrupa’ya açılıyorlar, hem de Çin pazarı için yeni bir fırsat sağlıyorlar. Tayvan firmalarının Avrupa’da firma satın alması ya da İtalyan firmalarının satılması, İtalya’ya bir şekilde doğrudan yabancı yatırımcıyı çekerken, İtalyan menşeli firmayı da Çin pazarına sokuyor. Tayvan firmalarının iyi firmalar olduğu yönündeki imajı da destekliyor. Bu bilgileri biraz daha kavramsal hale getirirsek şöyle özetleyebiliriz:
1)Maliyetler düşüyor.
2)Satış kanalları genişliyor.
3)Teknik destek sağlıyor.
İmajlarını değiştirmek istiyorlar
Tayvan firmalarının şikâyetçi oldukları önemli bir sıkıntısı var: Ürünlerinin gerçek değerini de düşüren “Tayvan malı ucuzdur!” algısı (özellikle Türkiye gibi ülkelerde). Tayvanlılar kaliteli mal ürettiklerini teknolojik seviyenin yüksek olduğunu, ancak ucuz imajı nedeniyle değerlerinin (özellikle takım tezgahları sektöründe) iyi anlaşılmadığını düşünüyorlar ve bunu değiştirmeye çalışıyorlar. Tayvan’da araştırma-geliştirme ve teknolojiyi geliştirme çabalarının önemli bir yer tutuyor. İnceleme ve gözlemlerimden sonra Türk firmalarının bu algıdan kurtulup, Tayvan firmalarının ne gibi farklılıklar sunduğuna odaklanmaları daha fazla yarar sağlayacaktır diye düşünüyorum.
Çevre konusunda çok duyarlı bir ülke
Üçüncü tespitim: Tayvan’da enerji ve çevre duyarlılığı konusunda çok ciddi ve kayda değer bir çaba var. Firmaların merkezlerinde enerji tasarrufu, çevreyi koruma, doğaldan-atıktan yararlanma ve çevreyle bütünleşme ile ilgili çalışmalar hemen dikkat çekiyor. Güneşten hem enerji elde etmek için, hem de aydınlatıcı özelliğinden kapalı alanlarda yararlanmak için ciddi faaliyetler yürütüyorlar. Yağmur sularını toplama sistemleri ve çalışanları çevre konusunda bilinçlendirme çalışmalarından da sıkça söz ediliyor. Bazı firmalarda bu çalışmalar, yeni bir iş kolu olarak firma içinde gelişmiş ve büyümüş. Tayvan’ın bir ada olmasının da bunda özel katkısı olsa gerek. Nüfus yoğunluğu açısından bakıldığında, Türkiye’nin yaklaşık dörtte bir kadar alanda 24 milyon civarında insanın yaşadığını görüyoruz. Adanın doğu bölümünün dağlık olması da, düzlüğün egemen olduğu batı bölgesinde şehir merkezi ve gelişmiş bölge yoğunluğunun daha fazla artmasına neden olmuş. Şehirler çok planlı ve iyi organize görünüyor. Yemeklerdeki farklılığı bir yana bırakırsak, bizim için bildik olan tarzıyla modern yüksek yaşam standartlarının şehirlerde egemen olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bütün bunlar, dar bir alanın ve adanın değerinin bilindiğini gösteriyor. Firmalarda yeşili egemen kılmaya dönük çabalar gerçekçi ve somut. Bu anlayışın, insan ve çalışana değer verme anlayışıyla bütünleştirilmesi için çaba gösterildiği de gözden kaçmıyor.
Türkiye’ye yoğun ilgi gösteriyorlar
Dördüncü tespitim: Gelişen ve büyüyen bir ekonomi olarak Türkiye, Tayvan firmalarının (daha çok makina firmalarını kast ediyorum) ve Tayvan otoritelerinin de ilgi alanında. Firmalar, Türkiye’yi kendi iş kolları açısından yakından tanıyor. Türkiye’yi genel olarak Doğu Avrupa bölümünde konumluyorlar. Bir Avrupa ve bir de Türkiye ile de bütünleşen Doğu Avrupa tanımı dikkat çekiyor. Tayvan firmaları çok söz etmeseler de, sunuşlarını yaparken Rusya ve civarındaki ülkelerde de ciddi varlık gösterdiklerini rakamlar ortaya koyuyor. Gelişen ve görece Polonya, Macaristan gibi büyük her ülke sorguladıkları ve yer almak için çaba gösterdikleri ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye ile ilgili çok soruya muhatap olmak yanında bir Türk olarak özel bir ilgiye de mazhar olduğumu söylemem yanlış olmaz. Çok işbirliği alanı olmasına rağmen, hatta Türkiye Çin’de etkili olacaksa Tayvan’ın önemli bir partner olacağı açıkken, odaklanma ve ayrıntılı çalışma eksikliği nedeniyle bir kopukluk olduğu kanısındayım. Daha çok Türkiye tarafından ilgi gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Dergimiz nedeniyle Almanya ve İtalya başta olmak üzere, Avrupa’yla olan yakın ilişkimden şu sonucu çıkarıyorum: 2008’den itibaren ABD ve Avrupa merkezli olarak etkili olan kriz nedeniyle yeni pazarlar ve ortaklıklar konusu sıkça gündeme gelmekte. Ancak buna rağmen, ortak arayışları ile ilgili olarak yeterince çalışılmadığını düşünüyorum. Elbette, motivasyon eksiği kadar yeni pazarlara açılmanın maliyetli olması da bunda çok etkili bir unsur. Bütün bunlar bir mazeret olabilir, ancak Asya halen birçok ülke için kapalı ve kendine özgü özellikleri olan, kendi içinde parçalı ancak etkileşimi yüksek ülkelerin olduğu bir bölge. Asya’yı çok özel olarak ele almak gerekiyor. Bu nedenle, Türkiye-Tayvan ilişkilerinin geliştirilmesi için çok çaba gösterilmeli.
ABD ve Avrupa pazarına da ilgililer
Beşinci tespitim: Başta ABD olmak üzere, Amerika kıtasına olan ilgileri de yok değil. Hatta, ABD’nin Tayvan takım tezgahları sektörü açısından giderek önemli bir ülke ve pazar haline geldiği hem konuşmalarından, hem de tablolardan anlaşılıyor. Ancak, Avrupa’nın Tayvan firmaları açısından biraz daha önemli ve ilgi duyulan bir pazar olduğunu söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum. Bu sonuca da, firmaların yurtdışındaki firma ve satış kanal sayılarına bakarak varıyorum.
Makina her şeyin merkezi!
Tayvan makinacıları kendilerini ve makinalarının üretimini anlatırken bu cümleyi çok sık kullanıyorlar. “Uçakta konforlu bir seyahat, spor merkezinde kullanılan bir spor aleti, hastanede yatak, otomobil vb. aklınıza ne gelirse her şeyin üretiminde yer alan bir makina var!” diyerek, makinanın yaşamsal önemini vurguluyorlar. Bu nedenle, makina üretimi Tayvan için çok önemli bir konu haline gelmiş. TAMI (Tayvan Makina Sanayi Birliği) direktörlerinden Gary Yang, TAMI’nin Tayvan’daki 2. büyük birlik olduğunu belirtiyor. Bu birlik içinde 2627 firma yer alıyor. Takım tezgahları sektörü istihdam ve yarattığı katma değer açısından birlik içinde önemli bir yer tutuyor. Tayvan genel makina imalatına (takım tezgahları imalatının da içinde yer aldığı) ve özel olarak takım tezgahı imalatı değerlerine baktığımızda şunlar göze çarpıyor:
* Tayvan, 5.16 milyar ABD doları tutarında takım tezgahı üretiyor. Ülkenin genel makina üretiminin yaklaşık altıda birini, gelişmiş CNC kesme makinaları ve işlem merkezleri ile şekil verme makinalarının içinde yer aldığı takım tezgahları sektörü karşılıyor.
* Üretilen takım tezgahlarının 4 milyar dolar tutarındaki neredeyse üretimin beşte dördüne ulaşan miktarı ihraç ediliyor.
* Tayvan’ın genel makina imalatındaki ihracatı da üretiminin yüzde 65’i civarında.
* Tayvan, 1 milyar doların oldukça altında olan (0,828 milyar dolar) bir miktarda makina ithalatı yapıyor. Bu rakam, Tayvan’ın takım tezgahları üretiminde oldukça yüksek oranda yerli parça kullandığını gösteriyor. Ziyaret ve görüşmelerimizde takım tezgahı üreticileri; özellikle CNC tezgah ve işlem merkezlerinde müşterilerin dünyaca bilinen kontrol sistemi markalarını tercih etmelerinden dolayı, kendilerinin de o markaları kullanmak zorunda olduklarını vurguladılar. Aslında, Tayvan’da kontrol sistemi üretiminin de yapıldığını, ancak müşterilerin dünya çapında kabul görmüş markaları tercih etmelerinden dolayı müşterinin isteği doğrultusunda hareket ettiklerini belirttiler. Ancak, Tayvan ve Çin özel sıfır gümrük anlaşması ve o anlaşmada yer alan maddeler nedeniyle, Tayvan ve Çin’in kendi üretimleri olan kontrol sistemine de yönelecekleri anlaşılıyor. Çin gibi büyük pazarın tüketimi, yeni bir kontrol sistemi firması doğuşuna kaynaklık edecek gibi görünüyor.
* Tayvan’ın genel makinadaki ithalatı daha yüksek. İthalat rakamlarından, genel makinada ithal edilen ürünlerin, makina imalatında ara mal olarak kullanıldığını anlıyoruz.
* Tayvan’ın hem genel makinada, hem de takım tezgahlarında ihracatının yaklaşık üçte biri Çin ve Hong Kong’a yapılıyor. Bu oranla Çin ve Hong Kong ilk sırda yer alıyor. Genel makinada ihracatta ABD ortalama yüzde 15 ile ikinci sırada, takım tezgahlarında ise ortalama yüzde 9 ile gene ikinci sırada yer alıyor. Tayvan’ın ABD’ye olan takım tezgahları ihracatında son yıllarda belirgin bir artış görülüyor. 2010 yılına oranla iki kattan fazla artış dikkat çekiyor. 2012 yılında da artış eğiliminin sürdüğü görülüyor. Bu rakamlardan hem ABD’deki ekonomideki olumlu gelişmeyi teyit etmiş oluyoruz, hem de Tayvan takım tezgahları sektörünün zor pazar olarak bilinen ABD’de önemli bir çıkış yakalayarak yer tuttuğunu görüyoruz.
* Türkiye, yüzde 5’lik oranla (yaklaşık 200 milyon dolar) Tayvan takım tezgahları sektörünün ihracat yaptığı ülkeler listesinde 3. sırada. 2010 yılına göre iki kata yakın bir artış dikkat çekiyor. 2012 yılının ilk bölümünde yavaşlama eğilimi olduğu görülüyor, ancak halen yüksek bir seyir söz konusu. Türkiye’de özellikle Avrupa kaynaklı sorun nedeniyle büyümede (takım tezgahı yatırımında) yavaşlama olduğu izlenimi daha belirgin şekilde ortaya çıkıyor.
* Tayland ise, takım tezgâhlarında (yüzde 4,4) Tayvan’ın ihracat yaptığı ülkeler listesinde 4. sırada yer alıyor.
* Asya’da; Endonezya, Malezya, Hindistan, Güney Kore, Avrupa’da; Almanya ve Hollanda, Güney Amerika’da ise; Brezilya yüzde 2 ile 3,5 arasında değişen oranlarla Tayvan takım tezgahları ihracatı listesinde dikkat çeken ülkeler arasında yer alıyorlar.
|
| |
Bu sayıdaki diğer Haberler bölümü yazıları |
| |
MTG, EuroBLECH’te Türk makinasını tanıttı |
| |
Otomotiv endüstrisi ihracatta kan kaybetti |
| |
Orhan Gençoğlu: Avrupa’daki kriz bizi de etkiliyor |
| |
2023 hedefleri Gediz Üniversitesi’nde tartışıldı |
| |
Türkiye, bu başarıyı pekiştirecek adımlar atmalı |
| |
Türkiye’nin Ekim ayı ihracatı yüzde 0,2 azaldı |
| |
GÜYEM, KOBİ’lere destek veriyor |
| |
Reel sektörde iyimserlik azalıyor |
| |
İhracatçının gündeminde Ar-Ge var |
| |
Tayvan makina sanayiinin dinamoları |
| |
|
| |
|
|