Yapay zekâ siber güvenlikte neleri değiştirecek?

Günümüzde, daha sezgisel, proaktiflik seviyesi üst düzeyde siber güvenlik çözümleriyle karşılaşıyoruz. Ancak siber tehditler, tıpkı insan bağışıklığına adapte olan farklı tipteki mikroplar gibi, bu önlemleri aşacak yolları keşfetmeyi sürdürüyorlar.

A+ A-

Gökhan SAY (Innovera Genel Müdürü)

Siber güvenliğin kronolojik tarihine bakıldığında, uzun yıllar boyunca virüs gibi sabit tehlikelerle mücadele ettiğini görüyoruz. Bu modelde antivirüs firmaları, belirli aralıklarla güncellediği veri tabanına yakalanan virüslerin sistemleri ele geçirmesini önlemeye çalıştılar. Ancak bu yaklaşım, siber tehditlerin form değiştirmesi ve çeşitlenmesiyle yerini daha proaktif, bulut bilişim platformları üzerinde anlık güncellenen bir güvenlik anlayışına bıraktı. Enerji santrallerini hedefleyen DDoS saldırıları ve benzeri saldırıların tüm üretimi durdurması gibi tehlikeler, yakın geçmişte tüm dünyanın gündemini oluşturan riskler haline geldi.
Günümüzdeki tabloya bakıldığında ise, daha sezgisel, proaktiflik seviyesi üst düzeyde siber güvenlik çözümleriyle karşılaşıyoruz. Ancak siber tehditler, tıpkı insan bağışıklığına adapte olan farklı tipteki mikroplar gibi, bu önlemleri aşacak yolları keşfetmeyi sürdürüyorlar.

Yapay zekâ ‘hızlı büyüyen bir çocuk’ gibi
Yapay zekânın durumuna bakıldığında, ‘hızlı büyüyen bir çocuk’ yakıştırmasını yapmak mümkün. Konuşmaya erken başlayan, okuma yazmayı hızlı söken bir çocuk nasıl okula başladığında yaşıtlarından daha başarılı oluyorsa, yapay zekâ için de yakın gelecekte sınıfın zeki öğrencisi yorumunu yapacağız.
Farklı sektörlere getirdiği, bugün için ‘tuhaf’ kabul edilen çeşitli çözüm önerileri yapay zekânın kabullenilme oranını da yükseltiyor. Bu kabullenişin ardında; kimi zaman verimlilik, kimi zaman hız ve kimi zaman maliyetler olsa da, listenin başındaki kavram çoğunlukla insanlardan daha etkili çözüm sunabilmesi.

Endüstri 4.0 çağı geçiş sürecini hızlandıracak
Yapay zekânın siber güvenlikteki rolü özellikle Endüstri 4.0 uygulamalarının yaygınlaşmasıyla daha da artacak. Veri temelli üretim tesisleri, nesnelerin interneti kapsamında kullanılan milyarlarca sensör, küçük ya da büyük her bir makinanın birer veri üreticisi haline gelmesi en önemli etkenler. Bu makinaların ve sahada yer alan çok sayıda sensörle merkez arasındaki yoğun veri alışverişi, aynı zamanda siber tehditler için yeni bir kazanç kapısı anlamına geliyor. Bu durumda altyapıların korunması için ek çözümler gerekiyor.

Tehdit ne kadar büyük?
Siber tehditlerin ekonomiyi ve üretimin kalbini hedefleyen saldırıları, telâfisi zor sıkıntılara yol açabiliyor. Kişisel veri hırsızlığı, üretimin durması, borsanın ve finans sisteminin işlem yapamaz hale gelmesi gibi durumlar milyarlarca dolarlık zararlara neden olabiliyor. Cybersecurity Ventures tarafından hazırlanan bir rapora göre, bu tip suçların oluşturduğu zarar hızla artıyor ve 2021 yılında 6 trilyon dolara çıkması öngörülüyor. Bu, 2015’te oluşan zararın yalnızca altı yılda iki katına çıkması anlamına geliyor.

Yeni çağın şövalyeleri
Yapay zekâ her ne kadar emekleme döneminde olsa da, siber güvenliğin şövalyesi olma yolunda hızla ilerliyor. Dünyadaki çeşitli örneklere bakıldığında; havacılık, demiryolu, enerji ve finans gibi ana sektörlerde gerçekleşen siber tehditlere karşı, sektörel yapay zekâ uygulamalarının bir şövalye misali kalelerini korumaya başladığı görülüyor. Bu durum, verinin ve veri iletişimin son derece yoğun olduğu akıllı şehirler, sürücüsüz otomobiller ve uzaktan yönetilen akıllı sayaçların dâhil olduğu enerji ağları için de geçerli.

Öğrenen güvenlik altyapıları
Yapay zekânın bir bekçi gibi konumlandırılması, pek çok avantajı beraberinde getiriyor. Özellikle makina öğrenimi yoluyla öğrenen BT altyapıları kurmak, yeni geliştirilecek siber tehlikelere karşı avantaj sağlıyor. Bu sayede yalnızca mevcut tehlikelerin değil; tehlikeyi önceden sezen, hatta sonraki nesil siber saldırıların neler olabileceğini daha başından tespit edebilen yapay zekâ destekli siber güvenlik çözümleri yakında daha fazla gündeme gelecek. Hem Endüstri 4.0’ın getirdiği dijital fabrikalar, hem de 5G iletişim altyapısının kurulmaya başlanmasıyla daha da yoğunlaşacak olan veri trafiği ve beraberindeki akıllı şehir gibi yapılar, yapay zekânın siber güvenlikte kullanımını adeta zorunlu tutuyor.