Ülkemizde mühendis ve makina ilişkisine bir bakış...

Makinaların dünyamızdaki adet ve cins olarak çeşitliliklerine bakıldığında, kategorik olarak sınıflandırılmaları oldukça karmaşıktır. Ancak, insan ile direkt ilişkili olanlar; otomobil, bisiklet, kumaş dokuma tezgahı, kâğıt delme zımbası, toprak sürme sabanı ve benzerleri bir gurupta toplanabilir.

A+ A-

Mustafa ESER (Makina Mühendisi)

Dünyada makina üretiminin yapıldığı ülkeler genellikle ‘gelişmiş ülke’ olarak adlandırılır. Makinaların insan yaşamını kolaylaştırmak için üretilmiş araçlar olduğu düşünülünce, üretimlerine devam edileceği de doğal bir sonuçtur. Makinaların dünyamızdaki adet ve cins olarak çeşitliliklerine bakıldığında, kategorik olarak sınıflandırılmaları oldukça karmaşıktır. Ancak, insan ile direkt ilişkili olanlar; otomobil, bisiklet, kumaş dokuma tezgahı, kâğıt delme zımbası, toprak sürme sabanı ve benzerleri bir gurupta toplanabilir. Diğerleri ise, bunları üretmek maksadı ile üretilip kullanılanlar; her türden takım tezgahları, maden işleme makinaları ve benzerleridir. Gıda üretim, ambalajlama makinaları ve benzerlerini bir başka gurupta toplamak ve çeşidi bu şekilde artırmak da mümkün.
Bu çeşitlilik nedeni ile de makina üretimlerini yapan kişi ve kurumlar ihtisaslarına göre gruplanırlar. Bildiğimiz gibi, bu ihtisas grupları dâhi isim veya markalarına göre farklıdırlar; Renault Otomobil, Fiat Otomobil vb. gibi.
Dünyada 1 yıl içinde üretilen makina adedini söylemek mümkün değil. Ancak bir örnek vermek gerekir ise; 2018 yılı içinde içten yanmalı motorlardan 70-80 milyon adet üretildiği kesinleşmiştir. Bu makinaların üretimi, başta makina mühendisleri olmak üzere çok çeşitli meslek grupları tarafından yapılmaktadır. Temel üretim ilkeleri; fonksiyonel, ergonomik, yeter sağlamlıkta, yeterli ömürlü fakat herkesin sahip olacağı kadar ucuz olmalarıdır. Milyonlarca adet üretilip satıldığına göre üretici firmalar bu ilkelere uyuyor denebilir.

Ülkemizin durumu hiç de iç açıcı değil
Bu kısa bilgiden sonra, ülkemizde makina üretiminin durumuna da bir bakalım. 50 yılı aşan bir süredir bu işi yapan bir kişi olarak üzülerek belirtmeliyim ki; ülkemizin durumu hiç de iç açıcı değil. Bir makina mühendisi olarak etrafıma baktığımda; “Şu makina, araç ve gereç bizimdir” diyemiyorum. Birtakım ev gereçlerinin Türkçe özel isimlerinin olmasının bile bu gerçeği değiştirmediği düşüncesindeyim. Bu ev gereçlerini ve benzerlerini üretmek için kullanılan tüm makinalar ‘gelişmiş ülkeler’den ithal edilmişlerdir.
‘Ülkem neden bu durumda’ diye baktığımda tek sorumlu olarak makina mühendislerini ve onları yetiştiren sistemi görmekteyim. Üretim için finansman yapanların bunda hiçbir suçu yoktur.
Peki, ne yaparak rahmetli Necmettin Erbakan hocanın; “Biz mühendis değil, ithalat memuru” yetiştiriyoruz dediği gerçeği ters çevirebiliriz. Elektronikçiler, mekatronikçiler yol almaktadırlar. Aselsan ve TAİ örneklerinde olduğu gibi, savunma sanayii müesseseleri çok ilerlemişlerdir. Savunma sanayiinin bu gelişimine biz makina mühendisleri ayak uyduramamaktayız. Nihâi makinaların ana organları olan ‘içten yanmalı motorlar’ ve ‘aktarma organları’ konularında gelişme olamamaktadır.

Makina üretimi tasarım ile başlar
Çözüm öncelikle; birlikte/kolektif çalışma terbiyesi edinmiş, mesleğini seven ve sürekli gelişmesi gerektiğine inanan, çok çalışan ancak elde edilen hasılayı paylaşan, ürettiği her ürünün en mükemmel olmadığı, ancak daha mükemmelini yapmak gerektiği bilincinde olan mühendisler yetiştirmektedir. İkincil olarak, bu mühendisler bilmelidirler ki; bir makina üretimi tasarım ile başlar. Doğru tasarım ‘temel üretim ilkeleri’ne uyuyorsa, “Ürün doğru yoldadır” denir. Doğru tasarımın diğer bir ilkesi ise ‘Benchmarking’ yapmaktır. Burada amaç; aynı konularda var olan fakat şöhret olmuş benzer diğer ürünlerin üstün taraflarını bulup kendi tasarımına uygulamaktır. Proses mühendisleri ve finansçıların katkıları tasarımın tamamlanabilmesi için mutlak şarttır. Tasarımı tamamlanmış olan makina, ‘üzerinde çalışılıp seri üretim için geliştirilecek ilk ürün’ olacaktır.
Üretilmiş ilk ürün de ciddi çalışmalar yapılarak ‘temel üretim ilkeleri’ne uygun hale getirilir. Bu yoğun ve yoğun olduğu kadar da maliyetli çalışmaya kısaca ‘Ar-Ge çalışması’ diyoruz.
Bundan sonraki aşama artık ürünü seri üretim şartlarında üretmektir. Mühendislik yanında; iş ve işletme yönetim uzmanlığı, pazarlama uzmanlığı, finans yönetimi uzmanlığı, yer, makina ve teçhizat gerektiren bu hususlar, genelde makina mühendislerinin konusunun ilerisindedir. Ancak, makina üretimini yapmakta olan mühendisler bilmelidirler ki; yabancıların ‘PLC’ (Product Life Cycle) olarak adlandırdıkları ‘Ürün Yaşam Döngüsü’ ve bu ilkeler ile ürünün üretilip gelişmesi hiçbir zaman sona ermez, sürekli devam eder.