Türkiye’de dizel motor üretimi

19. asrın sonlarına doğru ilk defa Alman mühendis Rudolf Diesel tarafından insanlığın hizmetine sunulan dizel motor, meşhur Köln Katedrali’ni çevirdiği elektrik jeneratörü ile aydınlattığında çok popüler hale geldi.

A+ A-

Mustafa ESER (Makina Mühendisi)

Ülkemizde içten yanmalı motordan bahsedildiğinde, bu konu çokça motorlu araçlarla karıştırılmaktadır. Benzin motorlarında bu ilişki bir dereceye kadar uygun görülse de, dizel motorlar için durum farklıdır. Her ne kadar dizel motorun mobil araçlarda kullanımı benzinli adetlere yaklaşmış olsa da, endüstri ve benzer (off-road/ana yol dışı) alanlarda kullanımı; düşük devirlerde yüksek tork üretme ve düşük yakıt sarfiyatı özellikleri nedeniyle çok daha yaygındır.
Üretim adetlerine bakıldığında dizellerde durum şöyledir: 2018 yılında toplam dizel motor üretiminin 40 milyon olacağı bilinmektedir. Bu, üretilen benzinli motor sayısına yakın bir adettir. Otomobillerde kullanım alanına kıyasla dizel motorların kullanımı, benzinli motorların kullanımına göre daha azdır. Ancak endüstriyel alanda, ürettikleri güç açısından dizel motorlar daha ön plandadır.
Son 25 yıl içinde otomobil tipi dizel motorların üretimi, teknolojik açıdan gelişmiş ülkelerde oldukça artmıştır. Ancak silindir içindeki yanma sonucu oluşan sıcaklığının 1700 santigrat derece seviyelerine çıkması nedeni ile egzoz gazları NOX, CO ve karbon partikülleri gibi insan sağlığına zararlı gazlar ile sera etkisi sebebi olan CO2 ihtiva etmesi, dizel motorunun bu alanda yükselmesini durduracak gibi görünüyor. Endüstriyel dizellerin ise, önümüzdeki 50 yıl boyunca kullanılmaya devam edeceği tahmin edilmektedir. İnşaat ve benzer maksatlı dizeller ile zirâi traktörler de bu gruptadır. Egzoz emisyonlarının çevreye verdiği etkiye rağmen, fosil yakıtların üretimi prosesinde ortaya çıkan bir ürün (CH) olan dizel (motorin) yakıtının kullanma alanı olması ve benzin kullanan içten yanmalı motorlara nispetle yüzde 30’a kadar yakıt ekonomisi (yakıt satış fiyatı ve tüketim miktarı) sağlaması, dizel motorları dünyada halen en fazla yatırım yapılan sektör yapmaktadır.

Dizel motorun özetle tarihsel gelişimi
19. asrın sonlarına doğru ilk defa Alman mühendis Rudolf Diesel tarafından insanlığın hizmetine sunulan bu makina, meşhur Köln Katedrali’ni çevirdiği elektrik jeneratörü ile aydınlattığında çok popüler hale gelmiştir. 20. asrın hemen başlarında Robert Bosch tarafından geliştirilen Bosch yakıt pompası ve enjektör, bu motorun kullanımını hızla yaygınlaştırmıştır. 20. asrın ikinci yarısında teknolojik gelişimini tamamlamıştır; ancak egzoz emisyonlarının çevreye verdiği zararların azaltılması ve yakıt ekonomisi çalışmaları, dizel motor üreticilerinin temel konusu olmaya devam etmektedir. Elektronik kontrol sistemlerinin içten yanmalı motorlara uygulanması özellikle geçen asrın sonlarından itibaren çok yaygınlaşmıştır. Bu durum, elektronik yanma kontrol sistemin dizel motorlarında uygulanması ve yakıt verimliliğinin artmasına önemli etken olmuştur.

Ülkemizde dizel motor üretimi
Ülkemizde dizel motor üretimine gelince durum kısaca şöyledir:

Gümüş Motor:
1956 yılında Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından kurulmuştur. Çekoslovak-Slavia lisansı ile İstanbul Gaziosmanpaşa’da yerleşik tesisinde üretime başlamıştır. 10 beygir gücü (HP) ürettiği söylenen bu motor; tek silindirli, çift volanlı, yoğuşmalı tip su deposu ile soğutulan, dönemine göre eski bir teknolojiye sahipti. Kaç adet üretilip satıldığına dair kesin bilgiye rastlanamamıştır; ancak teknolojik olarak eski olan bu ürün uzun ömürlü olamamıştır. 5 yılı aşkın bir süre üretildiğinden bahsedilmektedir. Bazı duyumlara göre 2 bin adet civarında üretilip satılmıştır.

Pancar Motor:
Gümüş motorun trajik bir şekilde kapanmasının ardından tesis Pancar Şirketi tarafından satın alınmış ve başına Ziya Kırali getirilmiştir. Asker kökenli mühendis olan Kırali, firmayı tamamen modernize ve reorganize etmiş, Alman-Hatz firması ile lisans anlaşması yaparak üretime başlamıştır. Hava soğutmalı bu motordan iki tip (E96 ve E108) 8 ve 10 HP olarak uzun süre üretimine devam edilmiş ve 2009 yılında faaliyetine son verilmiştir. Toplam 400 bin adet civarında motor üretmiş olan Pancar Motor, pancar kooperatiflerinin de satış desteği ile kısa zamanda ziraat ve balıkçılık alanında geniş bir yer edinmiştir. Döküm, işleme, montaj gibi üretim unsurlarına, özellikle de teknolojik olarak gelişmiş talaşlı üretim araçlarına sahip olmasına rağmen faaliyetini devam ettirememiştir. Bunun muhtemel iki sebebi kanaatimizce şöyledir: Birincisi, yarı devlet teşekkülü olmasının getirdiği hantallık ve yüksek maliyet. İkincisi ise, ürün geliştirme biriminin olmamasıdır. Hatz firması Almanya’daki modellerini geliştirerek devam ederken; Pancar Motor bu değişimin dışında kalmış, yeni lisans alamamış, mevcut ürünü ve yeni ürünleri üretme yeteneğine ulaşamamıştır. Bazı zirâi ürünleri ithal ederek satmış; ancak bu da firmayı yaşatmaya yetmemiştir.Motosan:
60’lı yıllar zirâi sulamanın ülkemizde çok hızlı yaygınlaştığı senelerdi. 1964’te Necmettin Erbakan tarafından yaptırılmış bir araştırmaya göre, Türkiye’nin 8-10 HP gücünde motopomp ihtiyacı yıllık 40 bin adet olarak saptanmıştır. Ülkemizin ihtiyacı, Avrupa ve Amerika’dan ithal edilen benzin veya dizel motor ile tahrik edilen motopomp grupları ile karşılanıyordu. Bu yıllarda, Pancar Motor tam kapasite ile çalışıyorken Motosan kuruldu. Kurucusu Abdülkadir Özgür, General Motors (Detroit USA) firmasındaki son görevi olan motor tasarım mühendisliği ofis şefi (chief design engineer) görevini bırakıp, Türkiye’ye motor üretmek için gelmişti. Ben de, kendisi ile öğrencisi olduğum bu dönemde tanıştım ve tasarımcı olarak projede çalışmaya başladım. Herhangi bir lisans almadan; tek silindirli, su soğutmalı ve direkt enjeksiyonlu bir motor imalatı planlanmışdı. O günkü ülkemiz şartlarında bir ilk başarılarak, ilk defa yerli malı dizel motor imal edilecekti. Bir yılı aşan yoğun çalışma sonunda 1967 yılı bahar aylarında 8 HP gücündeki motor tamamlandı ve hemen motopomp olarak ülkemize hizmetteki yerini aldı. 1973 yılında aynı motorun iki silindirlisi imal edildi ve kullanıma sunuldu. Motosan da, Pancar Motor gibi nedenlerle 40 yıllık faaliyeti sonunda üretimini sona erdirdi. Faaliyeti boyunca ‘süper star’ olarak adlandırdığı bu motorlardan 100 bin adet civarında ve muhtelif güçte; motopomp, deniz tipi motor, elektrik jeneratörü vb. ürünler üretmiştir.

Anadolu Motor/Çelik Montaj:
1972 yılında Anadolu Holding tarafından Lombardini (İtalya) lisansı ile gününe göre oldukça modern bir tesis olarak kurulmuştur. Kurulduğu yıllarda; bina, üretim araçları ve organizasyon olarak örnek olabilecek bu tesiste, Lombardini tasarımı olan dizel (5, 7, 10 HP) ve muhtelif kapasitede ufak tip benzin motorlar üretilmektedir.

Yavuz Motor:
Yavuz Motor, 1991 yılında Sedat Çelikdoğan tarafından Ankara’da kurulmuştur. Tümosan’ın kuruluşunda da görev almış tecrübeli bir mühendis olan Sedat Çelikdoğan, 2000’li yılların başından itibaren endüstriyel dizel motor üretimine yönelmiş, 2005’ten bu yana da 30-150 kW gücünde değişik maksatlar için çok silindirli motorlar üretmektedir.

Andoria:
Polonya kökenli olan bu motorun o günkü ithalatçısı tarafından yerli üretimi ve satışı yapılmıştır. Elimizde detay bilgiler olmamasına karşın; bu motorun 70’li yıllarda 10 HP güç üretebilen tek silindirli, hava soğutmalı bir motor olduğunu, rakipleri ile mücadele edemeyip faaliyetini durdurduğunu bilmekteyiz. Polonya’da halen faaliyetini sürdürmektedir.

Renault:
Renault, İspanya’da üretmekte olduğu 1,5 litre dizel motorunu Türkiye’de üretmeye başladığını ilan etmiştir. Şirket, Renault Clio Symbol modeli için üretilen bu motorun emisyon kontrolü açısından Türkiye'nin ilk çevreci motorları olduğu iddiasındadır.

Otosan:
Vehbi Koç tarafından 1959 yılında kurulan Ford Otosan, 2000’li yılların başlarından itibaren İzmit tesislerinde geliştirdiği 2,2 litre silindir hacimli, ‘Duratorq’ olarak adlandırdığı dizel motorunun üretimine başlamıştır. Türkiye’de üretilen ‘Transit’ adlı ticari araçta kullanılan bu motorun dünyada üretilen bu segmentteki rakipleri ile mukâyese edildiğinde en iyilerden biri olduğu, ilgili çevrelerce belirtilmektedir. Emisyon standartları açısından Euro 5 seviyesindeki bu motorun seri üretimi İnönü tesislerinde başlamışken, bu yıl ortalarında üretimin Çin’deki tesislere alındığı ve orada üretileceği ilan edilmiştir.
Özetlemek gerekir ise, ülkemiz içten yanmalı motorlar üretiminde ‘özgün tasarım ve üretim’ adına fazla yol almamıştır. Motosan dışındaki üreticilerin ürünleri lisans ve benzer şekilde alınıp kullanılmıştır. Bu durum, ürünün gelişerek güncel teknolojilere uygun hale gelmesini engellemiştir. Faaliyet göstermiş olan firmalarda ‘ürün geliştirme ve yeni ürün tasarlama’ olmaması veya bugünün dünyasındaki teknolojik seviyede olmaması ülkemizi bu konuda geri bırakmıştır.
Savunma sanayii ihtiyacı nedeni ile ortaya çıkan talep arzı ve dövizin günden güne pahalı olması yurtiçi faaliyetlerini ciddi olarak uyarmıştır. Devlet de TÜBİTAK gibi kuruluşları ile bu konudaki faaliyetleri desteklemektedir. Günümüzde özellikle de dizel motor üretimi faaliyetlerinin başladığını bilmekteyiz. Bağımsız kuruluş olarak kurulmuş olan Erin Motor’un ‘Yüzde 100 yerli motor’ imajı ile üretimine başlaması ve savunma sanayiine ürün vermek için kurulan (TÜMOSAN, BMC vb) bağlı kuruluşlar, ülkemizin bu konuda ilerleyeceği ümidini vermektedir.