Türkiye plastik sektörü 2017’de yüzde 10 büyüdü

Üretim kapasitesi ile dünyada altıncı, Avrupa’da ise ikinci sırada yer alan Türkiye plastik sektörü 2017’de yüzde 10 büyüdü. Sektörün, 2017’yi 37,1 milyar dolarlık üretim ve 4,3 milyar doların üzerinde ihracatla kapatması bekleniyor.

A+ A-

Türkiye ekonomisindeki yerini giderek güçlendiren plastik sektörü; üretim, ihracat ve büyüme performansı ile dünya liginde liderliğe emin adımlarla ilerliyor. Sektörün üretiminin 2017 yılı sonunda miktarda yüzde 10,2’lik artışla 9,7 milyon tona, değerde ise yüzde 9,8'lik artışla 37,1 milyar dolara yükseleceği tahmin ediliyor. Aynı zamanda, yurtiçi tüketimin 8,7 milyon tona ve direkt mâmul ihracatının da 4,3 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Plastik sektörü, 2018 yılında ise yüzde 5 büyüme hedefliyor.

Eroğlu: “Geleceğin vazgeçilmez malzemesi”
2017 yılını tüm sorunlara ve plastiklere karşı yürütülen negatif algı kampanyalarına rağmen büyüme ile kapatacaklarını ifade eden PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, “Türkiye, plastik mâmul üretiminde dünyada altıncı ve Avrupa’da ise ikinci konumda yer alıyor. Plastikler tüm dünyada; cam, metal, kauçuk, ağaç, inorganik maddeler gibi malzemelerin yerine alternatif olarak veya bu malzemelerle birlikte kullanılan geleceğin vazgeçilmez malzemesidir. Plastikler gelişen teknolojiye paralel olarak; her gün tıptan eczacılığa, kozmetikten ilaç sanayiine, inşaattan tekstile, sportif eşyalardan otomotive kadar çok sayıda sanayi kolunda yeni uygulamalara imkân sağlıyor. Daha ekonomik ve kolay uygulanabilir olması nedeniyle de alternatif malzemelere göre tüketimi hızla artıyor. Her ne kadar; plastik poşetler, damacanalar, pet şişeler gibi ürünlerimize karşı negatif algı kampanyaları yürütülse de, plastik sektörü büyümeye devam ediyor. Bugün yüzde 10 gibi Türkiye ekonomisinin üzerinde büyüme başarısı göstermiş olan sektörümüzü karalamaya çalışmak yerine desteklemek ve başarısıyla övünmek gerektiğine inanıyoruz” dedi.

“Çok daha yüksek bir potansiyele sahibiz”
İhracatta yaratılan katma değer açısından dünya ortalamasının gerisinde kaldıklarını, oysa plastik sektörünün potansiyelinin çok daha yüksek olduğunu vurgulayan Eroğlu, 2023 yılında sektörün en az 17 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmeyi hedeflediğini hatırlattı. Eroğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Sektörün bu düzeyde bir ihracatı gerçekleştirmesi için, büyümesine paralel olarak artan sorunlarının çözümüne yönelik adımların atılması ve kilogram başına 3 doların altına inen birim ihraç fiyatlarını gelişmiş ülkeler ortalamasına çıkaracak tedbirlerin alınması gerekiyor.”

“Risk unsurları 2018’de de devam edecek”
Dünya ve Türkiye ekonomisinde bazı olumlu gelişmeler görülmesine rağmen, 2018 yılında da risk unsurlarının devam edeceğini öne süren Yavuz Eroğlu, “Başta Irak ve Suriye olmak üzere ihraç pazarlarındaki sorunlar, jeopolitik gelişmeler ve finansal piyasalarda meydana gelebilecek dalgalanmalar başlıca risk unsurları olmayı sürdürüyor. Belirsizliğin genelde riskten kaçışa ve temkinli bir kaynak kullanımına yol açacağı tahmin ediliyor. Türkiye, Orta Vadeli Program’da daha yüksek üretim ve daha düşük enflasyon hedeflenmişse de, 2017 yılında olduğu gibi 2018’de de kırılganlık riski taşıyan ekonomilerin başında gelmektedir. Yüksek cari açık, enflasyonun düşürülememesi ve artan finansman ihtiyacı, Türkiye ekonomisinin 2018 yılında da karşılaşacağı başlıca riskler arasında görülmektedir” dedi.