Savunma Sanayi Zirvesi 9 Ekim’de düzenlendi

İstanbul Sanayi Odası tarafından gerçekleştirilen Savunma Sanayi Zirvesi, ‘millileşme ve yerlileşme’ çalışmaları ekseninde sektörün önde gelen kamu ve özel kuruluşları ile sanayicileri işbirliği fırsatları için buluşturdu.

A+ A-

İstanbul Sanayi Odası (İSO), giderek artan millileştirme çalışmaları ekseninde Türkiye’nin küresel arenadaki gücünü belirleyen kritik sektörlerden olan savunma sanayiini 9 Ekim 2017’de düzenlediği zirvede ele aldı. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ev sahipliğinde bürokrasi, sanayi ve iş dünyasından çok sayıda ismin katılımıyla düzenlenen Savunma Sanayi Zirvesi, sektörün önde gelen kamu ve özel kuruluşları ile sanayicileri işbirliği olanakları için bir araya getirdi.
Zirvede; Aselsan, Havelsan, Roketsan, TAI-TUSAŞ Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, TEI-TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş., Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu, Milli Savunma Bakanlığı Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü, Milli Savunma Bakanlığı Tersaneler Genel Müdürlüğü, SSM Alt Sistemler Dairesi, SSM Ar-Ge Dairesi ve SSM Sanayileşme Dairesi, sanayicilerle işbirliği fırsatları için ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Paneller ve konferanslarda yerli ve yabancı sektörün lider isimlerinin görüşlerini paylaştığı etkinlikte, Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın uygulamaları hakkında bilgiler de verildi.

Bahçıvan: “Sektörün ihracatı önemli oranda arttı”


Savunma Sanayi Zirvesi’nin açılışında konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye’nin içinde bulunduğu adeta ateş çemberini andıran coğrafyanın özel şartları göz önüne alındığında, etkin ve güçlü bir silahlı kuvvetlerin varlığının zorunluluk olduğuna dikkat çekti. Türkiye'de modern savunma sanayiinin geliştirilmesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) modernizasyonunda en önemli hususun ‘yerli ve milli üretim’ olduğunu söyleyen Bahçıvan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “15 yıl önce yüzde 80 oranında dışa bağımlı olan savunma sanayiinde KOBİ’ler, araştırma kuruluşları ve üniversiteler adeta ortak üretim seferberliği ile hassasiyetle çalışıyorlar. Savunma sanayii ve havacılık sektörü ciromuz 6 milyar dolara, ihracatımız son beş yılda ikiye katlanarak 1,7 milyar dolara, sektördeki Ar-Ge harcamalarımız da 900 milyon dolara yükseldi. Bu başarı hikâyesinde en önemli nokta ise, savunma sanayiimizde yerlilik oranının son yıllardaki projelerle yüzde 65’lerin üzerine çıkmış olması. Günümüzde ön plana çıkan ‘Teknolojiyi Ortak Geliştirme’ vizyonunda, teknolojiye en az yabancı ortaklar kadar hâkim olmak gerekli. Bu da, ancak KOBİ’lerimizle ve sivil sanayi kuruluşlarımızla nitelikli iş birliklerinin geliştirildiği bir ekosistemle mümkün.”
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarının yurtiçinden karşılanma oranının artırılması için etkin ve sürdürülebilir bir tedarik zinciri yönetiminin işbirliği ekosistemi açısından büyük önem taşıdığının altını çizen Bahçıvan, “Marka yaratabilecek uzmanlaşmış bir yan sanayii, bu zincirin en kritik halkaları arasında yer almaktadır. Yan sanayiimizin bel kemiği olan KOBİ’lerimizin; yaratıcı, esnek ve dinamik yapısıyla sektörü güçlendireceğine ve yerlileşme hedefine ulaşmada önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

Tüfekçi: “Dört alan belirledik”


2017-2020 dönemi için hazırladıkları stratejik planda dört alan belirlediklerini anlatan Savunma Sanayi Müsteşar Yardımcısı Dr. Celal Sami Tüfekçi de, şunları aktardı: “Planda; modernizasyon projelerinde hız, kalite ve maliyet etkinliğinin önemini vurguladık. Bu neden önemli? Çünkü, anında ihtiyacımız var; savaş ihtimali her zaman var ve vakit kaybedecek lüksümüz yok.”
Savunma sanayiinde yedek parça üretiminin önemine işaret eden Tüfekçi, “TSK'nın ihtiyacı olan bazı yedek parçaların alımında zorluk yaşıyoruz; ama Türk sanayicisi bunları rahatlıkla üretebilir. Bunun için destek mekanizmaları hazırlıyoruz” diye konuştu.

Johnson: “İHA pazarı daha da büyüyecek”


Amerikan Uzay ve Havacılık Endüstrileri Derneğinde (AIA) Başkan Yardımcısı olarak uzun yıllar görev yapan ve bir dönem ABD Senatosunun Dış İlişkiler Komitesi’nde Baş Ekonomist olarak çalışan Teal Group Yönetici Direktörü Joel L. Johnson da, ‘Savunma Sanayiinde Gelecek Trendleri’ konulu bir konferans verdi. Johnson, şöyle konuştu: “Gelecek 10 yılda İHA pazarı daha da büyüyecek. Sadece havada değil, karada ve denizde de İHA göreceğiz. En büyük sorun mâkul bir fiyata İHA bulamamak. Uygun fiyatlı emtia fiyatlarına ihtiyaç var. Yine yapay zekâ konusunda endişeler var. Eğitimleri nasıl olacak? Öldürücü sistemleri kullanırken, karar alma aşamasında ne kadar ileri gidilecek?” dedi.
Türkiye’nin de kendi içinde çok fazla pazar fırsatı barındırdığına da dikkat çeken Johnson, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Türkiye’de savunma sanayii üretiminin yüzde 80’i çözüm ürünleri ve çok güvenilir sistemler. Orta Asya ülkelerine kıyasla Batı Avrupa ve ABD için önemli bir ülkesiniz. Türklerle ilgili çok olumlu bakış açıları söz konusu.”

Okyay: “ Rolls Royce ile ortak bir şirket kurduk”
Zirvedeki ‘Savunma Sanayiinde Yerli ve Milli Üretim Arayışları’ panelinde konuşan Kale Grubu Başkan Yardımcısı Osman Okyay ise, konuşmasında şunları söyledi: “1990'lı yıllardan itibaren Türkiye'nin ilk çok namlulu roket ve füze fırlatıcı platformlarını geliştirdik. F35 uçakları üzerinde 400'den fazla parçamız bulunuyor. Boeing firmasının direkt alt yapımcısı olarak yüzlerce parçasını üretiyoruz. Makina Kimya Endüstrisi ile milli piyade tüfeği projesinde seri üretime başladık. Türkiye'nin en önemli havacılık ve sanayi projesi olan TFX milli savaş uçağının motorunu geliştirme hedefi ile Rolls Royce ile ortak bir şirket kurduk. Projenin gerçekleşmesi ve bize görev verilmesi halinde, 400'e yakın Türk mühendisin görev alacağı, Türkiye'de üretilip ihraç edilecek olan beşinci nesil savaş uçağı motoru geliştirilecek.”