Şamil Özoğul: “Kalıp sanayii katma değeri en yüksek sektörlerden biri”

Türk kalıpçılarında teknolojik eksiklikten çok teknolojiyi doğru kullanmak konusunda sorunlar gözlemlediklerini aktaran Şamil Özoğul, bu yıl sektöre nitelikli personel kazandırmak için eğitim çalışmalarına ağırlık vereceklerini açıkladı.

A+ A-

Esra ÖZARFAT/BURSA

Dünya kalıpçılık sanayiinin toplam cirosunun 84 milyar Euro olduğunu ifade eden Ulusal Kalıp Üreticileri Birliği (UKUB) Yönetim Kurulu Başkanı Şamil Özoğul, sektörün her yıl yüzde 6 büyüme eğiliminde olduğunu ifade etti. Türkiye’deki kalıpçılığın toplam cirosunun ise 3,5 milyar Euro olduğunu ve dünya pastasından yüzde 4,5’lik bir pay aldığını anlatan Özoğul, 2025 yılında dünya kalıpçılık sektörünün 120 milyar Euro’ya ulaşmasının öngörüldüğünü açıkladı.
2017 verilerine göre, Türk firmalarının dünya pazarından aldıkları yüzde 4,5’lük payın 2025’te yüzde 15’e çıkmasının beklendiğini söyleyen Özoğul, “3,5 milyar Euro olan sektör cirosunun 18 milyar Euro’ya ulaşması, 120 bin olan istihdamın ise 550 bine çıkması bekleniyor” diye konuştu.

“2017’de mevcut durumumuzu koruduk”
Kalıpçılık sektörü açısından 2017 yılının mevcut durumun muhafaza edildiği bir dönem olduğu belirten Özoğul, söz konusu dönemde genelde alışkın oldukları büyüme oranlarını yakalayamadıklarını vurguladı. 10 bin irili ufaklı firmada 120 bin kişinin istihdam edildiğini belirten Özoğul, son 10 yılda Türk kalıpçılık sektörünün büyüme oranının yüzde 250 olarak gerçekleştiğine dikkat çekti. Ara yıllarda düşüşler olsa da, 2025’e kadar kalıpçılık sektörünün yaklaşık yüzde 150 ilâ yüzde 200 arası bir oranda büyüyeceğini öngördüklerini açıklayan Özoğul, kalıpçılığın katma değerli bir sektör olduğunun altını izdi. Özoğul, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Kalıpçılık endüstrisinin kendine has özelliği ve katma değeri; farklı yönetim tarzı ve parasal stratejilerinin bulunuyor olmasından, yetkin personel, makina ve teknolojik yatırımlarının oluşturduğu üstünlüğünden kaynaklanıyor. İhracatta, kalıp tipine göre 25-100 dolar/kg aralığında katma değer sağlanıyor. Türkiye’nin ortalama ihracat değerinin 1,5 dolar/kg olduğu dikkate alınırsa, kalıpçılığın önemi ve değeri daha kolay anlaşılacaktır.”

“Türkiye bulunmaz bir fırsata sahip”
Türkiye’deki otomotiv ve dayanıklı tüketim ürünlerinin imalatında kullanılan kalıpların yüzde 30’unun yurtiçinde, kalan yüzde 70’inin ise, yurtdışında, çoğunlukla da Çin’de ve Uzakdoğu’da yaptırıldığına işaret eden Özoğul, “Uygun maliyette kâlifiye eleman bulunamaması sebebi ile Amerika’da kalıp maliyetleri artmış ve 1998’den beri kalıp imalatçılarının üçte biri iflas etmiştir. Bu rakam tüm sanayideki oranın iki katıdır. Aynı durum Avrupa’da da yaşanmaktadır. Amerika ve Avrupa’da küçülmekte olan bu kapasite Türkiye için bulunmaz bir fırsattır” şeklinde konuştu.
Büyük firmalarda mühendislik gücünün yüksek olduğunu, küçük firmalarda ise zayıf mühendislik ve atölye mantığı ile çalışıldığını belirten Şamil Özoğul, şöyle konuştu: “Küçük firmalarda gelişmiş üretim teknolojileri neredeyse hiç kullanılmıyor. Buna ilave olarak, büyük firmalara iş yapan küçük firmalarda yabancı dil bilen personel eksikliği ve pazarlama güçlerinin zayıf olması atıl kapasiteye yol açıyor. Doğal olarak bu da yeni yatırımları engelliyor.”

“Sektörde yüksek teknoloji kullanılıyor”
Kalıp sektörünün dünya genelinde ortalama yüzde 70 oranında otomotiv sektörüne hizmet verdiğinin altını çizen Şamil Özoğul, yeni bir araç programının devreye alınmasında kalıp imalat sürecinin en detaylı ve karmaşık süreç olduğunu ifade etti. Milyon adetlerde seri olarak üretilecek araçları meydana getiren milyonlarca parçayı üretecek kalıpların her birinin, proje bazlı özel tasarım, analiz ve imalat süreçleri sonucunda ortaya çıktığına vurgu yapan Özoğul, “Kalıpçılık sektörü bugün Türkiye’de yüksek teknoloji kullanmaktadır. Oldukça nitelikli kalıpların üretildiği ülkemizde, kalıp sanayii katma değeri en yüksek sektörlerden biri haline geldi” dedi.

“Rekabetçi olmak büyük bir önem taşıyor”
Günümüzde kalıp imalat sürecinin yüzde 95’inin yüksek teknoloji içeren gelişmiş yazılım, donanım ve tezgahlar kullanılarak, insani hata riskinin en aza indirildiği ortamlarda gerçekleştirildiğini kaydeden Şamil Özoğul, know-how birikiminin kalıpçılıkta katma değerin temel unsuru olduğunu söyledi. Özoğul, şöyle konuştu: “Türkiye’de her alanda olduğu gibi bu süreç de geriden işliyor. Ülke olarak teknolojik gelişimimiz sürüyor; fakat Avrupa’daki kadar hızlı değil. Avrupalı üreticilerle rekabet edebilen birçok kalıpçımız var. Ancak, halen ustalığa ve el melekesine dayalı üretim yapan kalıpçılarımızın sayısı hiç de az değil. Bu mantıkta; kalite, teslim süresi ve maliyet faktörleri tamamen kişilerin performansına bağımlı kalmakta, planlanan hedeflere ulaşılamamaktadır. Planlama yapamazsanız; maliyetleri kontrol altında tutmanız ve rekabetçi olmanız, nihayetinde ‘güvenilir’ bir tedarikçi olmanız da mümkün değildir.”

“Kalıpçılarımız ihracata odaklanmalılar”
Türk kalıpçılarında teknolojik eksiklikten daha çok teknolojiyi doğru kullanma konusunda sorunlar gözlediklerini aktaran UKUB Başkanı Özoğul, “Alman firmalar, kendi menfaatleri doğrultusunda gelişmeye müsait bir Türk firması bulduğu anda, o firmaya sahip olduğu tüm bilgi birikimini aktarmaktan çekinmiyorlar. Eğer sizi kendisine tedarikçi olarak seçmişlerse, sizi geliştirmek adına elinden geleni yapıyorlar. Teknoloji, makina parkı, ekipman ve yazılım olarak bizim çok kayda değer bir eksiğimiz yok. Onları nasıl kullandığımız konusunda sorunlar var. Türk kalıpçısı gelişmek istiyorsa ihracata odaklanmalı. İhracat yapmak için gereken şartları sağlamaya gayret etmeli. ‘Kazan-kazan’ mantığı içerisinde, birlikte gelişmeyi özümsemiş tek bir ihracat müşterisi dâhi bulduğunuzda, değişim ve gelişim süreci başlayacak ve sizi kısa sürede başarıya taşıyacaktır” diye konuştu.

“Çin’deki tedbirler ülkemizde de uygulanmalı”
Sektörün rekabet gücünü artırabilmesi için Çin’de uygulanan tedbirlerin Türkiye’de de uygulanması gerektiğini dile getiren Şamil Özoğul, “Örneğin; Çin’de maliyetin yüzde 35’ini oluşturan kalıp çeliğinin yüksek maliyetini azaltmak için devlet sübvansiyonunu artırmış ve vergiyi peşin almayarak maliyetlerini azaltmıştır. Bu alanlarda, mühendislik ve teknoloji, imalat ve satış ve pazarlama alanlarındaki eksiklikler çarpıcıdır. Kalıpçılık ihtisas organize sanayi bölgelerinin kurulması; derinlemesine uzmanlaşmış Türk kalıpçılarını kümelenme mantığı ile bir araya getirerek, sektörün hem yurtiçi, hem de yurtdışı pazarlar için önemli bir tedarik ve cazibe merkezi olmasını sağlayacaktır. OSB bünyesinde kurulacak kalıp teknolojileri Ar-Ge merkezi ile inovatif kalıp çözümleri geliştirilerek, sektöre katma değer sağlanacaktır. OSB’ler bünyesinde rekabet gücünü artırmaya yönelik ortak kullanım merkezlerinin oluşturulması sektörün büyüme ivmesini artıracaktır. Yüksek tonajlı kalıp deneme preslerinin üyelere hizmet vereceği kalıp deneme merkezi, kalıp teslim sürelerini kısaltacaktır. OSB bünyesinde kurulacak meslek lisesi ile sektörün ihtiyaç duyacağı uzmanlık alanlarında nitelikli insan kaynağı yetiştirilecektir” dedi.

“Yatırımlara destek verilmeli”
İhracata yönelik kalıp projeleri için makina-ekipman-yazılım yatırım destekleri sağlanmasının önemine işaret eden Özoğul, Eximbank ihracat kredilerinin kalıpçılığa özel yapılandırılması gerektiğini aktardı. Kalıp firmalarının müşterileri ile yaptıkları sözleşmelerin kredi kullanımında teminat olarak gösterilebilmesinin de kalıpçıların finansman yükünü hafifleteceğini belirten Özoğul, şöyle devam etti: “Uzay-havacılık, savunma ve mühimmat sanayii ve yenilenebilir enerji teknolojileri sektörlerinde son yıllarda başarıyla yürütülen Offset uygulamasına kalıpçılık sektörünün de dâhil edilmesi, çok kısa zamanda sektörün hem kapasite, hem de teknolojik olarak gelişmesini sağlayacaktır.”

“Yerli kalıp kullanımı teşvik edilmeli”
Türkiye’de üretilen kalıpları satın alan/kullanan firmaların yerli kalıp kullanımını teşvik etmeye yönelik vergi muâfiyeti/indirimi gibi teşviklerin de etkili olacağını savunan Özoğul, “Özellikle; kalıp tasarım ve analiz mühendisliğini yapabilecek firmaların sayısının artırılması, hammadde sübvansiyonları, nitelikli takım çeliği, dökme çelik gibi hammadde alımlarında teşvik sağlanması, dışarıdan ithal edilen özel kalıp ekipmanlarının ülkemizde imal edilmesinin teşvik edilmesi de etkili olacaktır. Sektördeki mağduriyetin giderilmesi amacıyla; düşük maliyetli ülkelerden ithal edilen plastik enjeksiyon ve metal enjeksiyon kalıplarının tüm çeşitleri, sac kalıpları, tüm basınçlı döküm kalıpları, diğer kalıplar, kalıp elemanları, burçlar, kızak sistemleri, kalıp taşıma, kaldırma ve bağlama elemanları gibi düşük kaliteli kalıp ve kalıp ekipmanları için antidamping uygulaması, sektörümüzün gelişmesine ve cari açığın kapatılmasına büyük katkı sağlayacaktır” diye konuştu.

“Birçok konuda çalışma yürütüyoruz”
UKUB’un faaliyetleriyle ilgili de bilgi veren Şamil Özoğul, şunları açıkladı: “Yalova Kalıp İmalatı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’ni faaliyete geçirmek, Türk kalıpçılık sektörünün yurtdışına açılmasını sağlamak, Türkiye’de kalıpçılığın önemini anlatmak, sektörün bilinirliğini artırmak, kalıpçıların katma değeri yüksek diğer sektörlere girmesini sağlamak, kalıpçılık meslek eğitim programlarının hazırlanarak meslek liseleriyle işbirliğini geliştirmek ve Mesleki Yeterlilik Kurumu Belgesi’ni almak gibi konularda çalışmalar yürütüyoruz. Bu yıl öncelikli hedeflerimiz arasında yer alan eğitim çalışmalarına büyük önem veriyoruz.”
Kalıpçılığın katma değeri yüksek olan ve nitelikli personele ihtiyaç duyan bir sektör olduğunun altını çizen Özoğul, “Seri imalat şartlarında çalışacak niteliksiz personel dâhi bulmak zorken; yüksek katma değere sahip, diğer üretim sektörlerine hayati önem taşıyan ekipman tedarik eden kalıpçılık sektöründe istihdam edilecek insan kaynağının yetiştirilmesi hem sektörümüz, hem de üretim sanayimizin bütünü için yüksek önem ve öncelik arz ediyor. Bu sorunun çözümüne yönelik olarak, Coşkunöz Endüstri Meslek Lisesi ve Coşkunöz Eğitim Vakfı ile birlikte, temel kalıpçılık eğitiminin verilmesi üzerine ortak bir proje geliştirildi ve 2017’nin ekim ayında Coşkunöz Eğitim Vakfı ile işbirliği protokolü imzalandı” dedi.

“Eğitim programımızı Bursa’da başlatacağız”
Öngörülen eğitim programında sırasıyla; teorik eğitim, pratik eğitim ve değerlendirme aşamalarının bulunduğunu belirten Şamil Özoğul, şöyle konuştu: “Teorik eğitimler meslek liselerinde verildikten sonra kursiyerlerin çalıştıkları atölye ortamında pratik eğitimler verilecek ve üç ayda bir uzman eğitmenler tarafından yapılacak değerlendirme sınavlarıyla ilerleme durumları belirlenecek. UKUB olarak amacımız; öncelikle bu eğitim programını başarıyla hayata geçirmek. Bir sonraki aşamada, kursiyerlere mesleki yeterlilik belgesi vermek için akredite olmak istiyoruz. Eğitim programımızı pilot bölge olarak önce Bursa’da başlatacağız ve ilerleyen yıllarda tüm ülke genelinde uygulamak için çalışacağız.”
Sektörü verileriyle değerlendirebilmek adına başlattıkları raporlama çalışmasını da tamamlayarak, yılın ilk yarısında sektör mensuplarıyla paylaşacaklarını anlatan Özoğul, kalıpçılık ihtisas organize sanayi bölgesi çalışmalarının da bu yıl somutlaşacağını sözlerine ekledi.