Sac sanayii yatırımlarla büyümeye devam ediyor

Önemli oranda girdi sağladığı sektörlerdeki büyümeye parelel olarak üretimini ve kullanım hacmini artıran sac sanayii, yassı ürünlerde yapılan yatırımlarla üretim kapasitesini son 10 yılda 3 milyon tondan 18.5 milyon tona çıkardı.

A+ A-

Sac sanayii; otomotiv, beyaz eşya, enerji, savunma sanayii, boru, gemi inşa, makina ve imalat sektörlerine kayda değer oranda girdi sağlıyor. Söz konusu sektörlerdeki büyümeye parelel olarak üretimini ve kullanım hacmini artıran sektör, yassı ürünlerde yapılan yatırımlarla üretim kapasitesini son 10 yılda 3 milyon tondan 18.5 milyon tona çıkardı. 16.5 milyon ton yassı çelik tüketiminin tamamını karşıyalayabilecek kurulu kapasitesi bulunmasına rağmen yassı mâmul üretimi 2016'da 10.1 milyon tonda kalan sektör, global pazarda çelik fiyatlarının artması ile ithalat yerine iç pazarda üretime odaklanıyor. Bu durum, iç piyasa üzerindeki ithalat baskısının azalmasını sağlıyor. 2017'de ihracatını miktarda yüzde 30 artırmayı hedefleyen yassı çelik sektörü, 2017'nin ilk dört ayında ithalatını 2016'nın aynı dönemine göre yüzde 13 azalttı.

Slab üretim kapasitesi 18.5 milyon tona ulaştı
2016 yılında, Türkiye'nin sacın ara mâmulü konumundaki slab üretim kapasitesi 18.5 milyon tona ulaştı. 10.1 milyon ton seviyesinde yassı çelik üretimi gerçekleştiren Türkiye, kapasitesinin ancak yüzde 55'lik kısmını kullanabiliyor. Söz konusu kapasite, yassı çelik ihtiyacının iç piyasadan karşılanması için yatırım hamlesi yapılan dönemden bu yana yaklaşık 8 milyar dolarlık kaynak tahsisi ile oluşturuldu. Ancak, sahip olduğu kapasiteyi etkin bir şekilde kullanamayan sektör, bu oranı artırmanın yollarını arıyor. Sac sanayiinde kurulu kapasitenin yanı sıra büyüyen ürün gamına rağmen, söz konusu kapasitenin kullanılamamasında dampingli ve devlet destekli ithalatın etkili olduğuna dikkat çekiliyor.

2016'da üretimin yüzde 28'i ihraç edildi
Sektör 2016'da üretiminin yüzde 28'ini ihraç etti. Bu yılın ilk beş aylık döneminde ise ihracatın üretimdeki payını yüzde 36'ya çıkaran sektör, yine aynı dönemde sac mâmul üretimini yüzde 27, ihracatını ise yüzde 79 artırarak, 1,9 milyon tonluk yassı ürün ihraç etti. 2016'dan itibaren çelik fiyatlarının global pazarda toparlanması ve iç piyasa üzerindeki ithalat baskının azalması ile birlikte ihracat yükseliş trendini sürdürüyor. Sektörün dampingli, kalitesiz ve devlet destekli ithalatın yarattığı haksız rekabetle karşı karşıya kalmadığı sürece, hem iç, hem de dış piyasada etkin bir şekilde rekabet edebildigi vurgulanıyor. İhracatta öne çıkan ülkeler arasında ise; ABD, İtalya, İspanya, Mısır ve Romanya yer alıyor. Her yıl 50'den fazla ülkeye ihracat yapan sektör; Asya, Afrika, Güney Amerika ve Ortadoğu'ya da ürünlerini gönderiyor.

Çin önemli bir sorun
Çin'in dampingli ve teşvikli üretim fazlasını ihracata yönlendirmesi, sektörün ihracatını etkileyen en önemli sorunlar arasında öne çıkıyor. Diğer öne çıkan sorunlar ise şu şekilde sıralanıyor: Çin başta olmak üzere bazı ülkelerin; dampigli, devlet teşvikli ve de GTİP'yi değiştirerek hileli ihracatlarıyla pazardan pay almaları. Türkiye'nin en büyük pazarlarından olan Kuzey Afrika ve Ortadoğu (MENA) bölgesinde yaşanan siyasi karışıklıklar. İhracat pazarı olan bazı gelişmekte olan ülkelerin ikâme yaratacak şekilde sanayilerini kurmaları. Türkiye çelik sektörüne karşı haksız yere açılan anti-damping ve telâfi edici vergi soruşturmaları.
Sektörün geleceği açısından cevhere dayalı sıvı çelik üretiminin artırılması büyük önem taşıyor. Pazarda rekabet edebilirliği ve yüksek katma değerli ürün çeşitliliğini artırabilmek için cevhere dayalı üretime geçilmesi gerekiyor. Ayrıca, yassı çelik üreticisi firmaların pazardaki konjonktürel gelişmelerin dışında kalmaması adına Endüstri 4.0 çerçevesinde gelişmeler göz ardı edilmeyerek, önlemlerin alınması da diğer önemli bir konu. Pazarın tercih ettiği katma değerli ürünlere yönelik gerekli olan teknolojik yatırımlar gerçekleştirildiği taktirde, sektörün gelişmininin de süreceği vurgulanıyor.

Sektör, haksız rekabetin önlenmesi talep ediyor
Dampingli ve devlet destekli ithalatın oluşturduğu haksız rekabetin engellenmesi halinde, yeni dönemde sac sanayiinin üretimini artıracağı ifade ediliyor. Sektörün üretimini artırması, Türkiye'nin hem dış ticaret, hem de ödemeler dengesi açığının kapatılmasına kayda değer oranda katkı sağlayacak. Türkiye ile Almanya Kömür ve Çelik Topluluğu arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması'nın revize edilerek, yüksek katma değerli ürünlere geçişi mümkün kılacak yatırımlara teşvik verilmesi de sektörün talepleri arasında yer alıyor.

Yayan: "Kapasite etkin şekilde kullanılamıyor"
Türkiye çelik sektörünün, yassı ürünlerde gerçekleştirdiği yatırımlarla birlikte kapasitesini son 10 yılda 3 milyon tondan 18.5 milyon tona yükselttiğini bildiren Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Veysel Yayan, "Yassı çelik sektörü, ülke ihtiyacının iç piyasadan karşılanmasına yönelik yatırım hamlesini yaptığı dönemden bu yana yaklaşık 8 milyar dolar kaynakla oluşturduğu kapasiteyi etkin bir şekilde kullanamıyor" diye konuşuyor.
2016 yılında Türkiye'nin sac kullanımının 16.5 milyon ton seviyesinde gerçekleştiğini ifade eden Yayan, sözlerini şu şekilde sürdürüyor: "Yurtiçi tüketiminin tamamını karşılayabilecek kurulu kapasiteye rağmen, yassı mâmul üretimi 10.1 milyon tonda kaldı. 2016 yılında 3.1 milyon ton düzeyinde yassı ürün ihracatı yapıldığı hususu da dikkate alındığında, ülkemizin yassı çelik tüketiminin yüzde 53'ü ithalat yolu ile karşılandı."

"İhracattaki yükseliş sürecek"
Sektörün 2016 yılında, 10.9 milyon ton sac üretiminin 3.1 milyon tona tekâbül eden yüzde 28'lik kısmını ihracata kanalize ettiğini dile getiren Yayan, "Fakat, marjlardaki iyileşme ve global piyasalarda düşük fiyatlı ithalat baskısının azalmasının da desteğiyle 2017'nin ilk beş ayında ihracatın üretimdeki payı yüzde 36'ya ulaştı. Özellikle 2016 yılının son aylarındaki güçlü performans sayesinde, 3,1 milyon ton ile tüm yılların en yüksek seviyesine ulaşan ihracatın, 2017'de daha da yükseleceği öngörülüyor. Bunun yanı sıra, önceki yıl en fazla ihracat yapılan ilk beş ülke; ABD, İtalya, İspanya, Mısır ve Romanya olurken, ağırlıkla AB ülkelerinin ön planda olduğu görülüyor. Ancak, sektör her yıl 50'den fazla ülkeye ihracat yaparak; Asya, Afrika, Güney Amerika ve Ortadoğu'ya ürünlerini gönderiyor" diyor.

"Haksız rekabete izin verilmemeli"
Sac sanayiinin mevcut kurulu kapasitesi ve büyüyen ürün yelpazesine rağmen, dampingli ve devlet destekli ithalat nedeniyle sahip olduğu potansiyeli tam anlamıyla kullanamadığını savunan Yayan, şöyle devam ediyor: "İthalatın yarattığı haksız rekabetin engellenmesi; sac sanayiinin üretimini hızla artırmasına ve Türkiye'nin hem dış ticaret, hem de ödemeler dengesi açığının kapatılmasına katkıda bulunabilir. Yassı çelik ithalatının yüzde 13 azaldığı bu yılın ilk beş aylık döneminde, yassı mâmul üretimi yüzde 27, yassı çelik ürünleri ihracatı ise yüzde 79 gibi yüksek bir oranda yükseliş gösterdi. Bu da; çelik sektörünün dampingli, kalitesiz ve devlet destekli ithalatın yarattığı haksız rekabetle karşı karşıya bulunmadığı sürece, hem iç, hem de dış piyasalarda son derece etkin bir şekilde rekabet edebildiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle, sektörün gelişimini sürdürebilmesi açısından karşı karşıya kalınan haksız rekabet unsurlarının engellenmesi hayati önem taşıyor."

"Türkiye, gerekli tedbirleri almakta geç kaldı"
ABD, Kanada, AB ülkeleri, Meksika, Brezilya ve Hindistan gibi ülkelerin, kapılarını dampingli ve devlet destekli çelik ürünleri ithalatına kapattığına dikkat çeken Yayan, "Gerekli tedbirleri almakta geç kalan Türkiye, söz konusu ürünleri üreten Çin, Rusya ve Ukrayna gibi ülkelerin hedef pazarı haline geldi. Ülkemiz, yurtiçi çelik sektörünün mâruz kaldığı haksız rekabet nedeniyle tahrip olması pahasına, neredeyse tüm ülkelerin reddettiği çelik ürünlerine kapılarını açık tutmaya devam ediyor. Ayrıca, 2016 yılında sıcak sac ürünlerinde yaptığımız damping ve sübvansiyon soruşturması açılması yönündeki başvuru konusunda da herhangi bir somut adım atılmadı" diye konuşuyor.

"8 milyon tonluk kapasite kullanılamadı"
Yassı çelik üretim kapasitesinin yurtiçi ihtiyacı rahatlıkla karşılayabilecek seviyelere ulaştığını kaydeden Yayan, şu şekilde konuşuyor: "2016 yılında, kapasite kullanım oranı önceki yıla kıyasla iyileşme gösterdi ve yüzde 55 seviyesine yükseldi. Türkiye, yine aynı yıl yaklaşık 8 milyon ton kurulu kapasiteyi kullanamayarak, ağırlıkla Çin, Rusya ve Ukrayna menşeli ürünler olmak üzere rekor seviyede olan 8.7 milyon tonluk bir ithalata imza attı. 2015 yıllındaki yüzde 28 ithalat artışının üzerine 2016'da da yassı çelik ürünleri ithalatı yüzde 0,7 oranında ilave bir artış gösterdi. Yerli üretimi baskı altında tutan ithalat, endişe verici bir seviyeye ulaştı. Yassı çelik ithalatının kayda değer bir kısmı sıcak sac olmak üzere yüzde 23 oranındaki bölümüne tekâbül eden 2 milyon tonluk kısmı Dahilde İşleme Rejimi kapsamında Türkiye'ye geriş yaptı. Söz konusu kapsamda yapılan ithalat yerli üreticiler üzerinde baskı oluştursa da; amacına uygun kullanıldığında sektör kuruluşları ve ülke ekonomisine hizmet eden bir nitelik taşıyor."

"Tüketim son dört yılda yüzde 20 arttı"
Yurtiçi çelik tüketiminin yüzde 20 arttığı son dört yıldan bu yana, Türkiye çelik sektörünün ham çelik üretiminin yüzde 7.5 düştüğünü aktaran Yayan, çelik ürünleri ithalatının ise yüzde 50 yükselerek, ithalatın tüketim içindeki payının yüzde 56'ya kadar çıktığını söylüyor. Veysel Yayan, "Öte yandan, 2016'nın sonlarından itibaren çelik fiyatlarının global düzeyde toparlanması sayesinde, marjların kısmen iyileşmesi ve iç piyasa üzerindeki ithalat baskısının azalması ile yassı çelik sektörü hem üretimde, hem de ihracatta yüksek bir büyüme ivmesi yakaladı" diyor.
2016'nın son aylarındaki yükseliş ile birlikte üretim ve ihracatını artırmaya başlayan sac sanayiinin, piyasalardaki olumlu havanın devam etmesi ve ithalat baskısının azalması ile yüksek performansını 2017'nin ilk yarısında da devam ettirdiğini vurgulayan Yayan, "Bu yıl üretim ve ihracatta çift haneli oranlarda artış öngörülüyor. Ancak çelik sektörünün göstereceği performansta, küresel piyasalarda başta Çin kaynaklı arz fazlalığının hangi seviyede olacağı ve hammadde maliyetlerindeki değişimlerin belirleyici rol oynayacağı değerlendiriliyor" diyerek sözlerini noktalıyor.

Demiruz: "İhracatın yüzde 30 artması bekleniyor"
Doğrudan yassı çelik ihracatının 2016 yılında bir önceki seneye göre yüzde 20'lik artışla yaklaşık 3.1 milyon ton olduğunu belirten Yassı Çelik İthalat, İhracat ve Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Demiruz, "Bu rakam, 2017'nin ilk çeyreği verilerine bakıldığında miktar bakımından yıl sonunda yaklaşık 4 milyon tona ulaşacak. 2017'de miktar bakımından ihracatta yüzde 30'luk bir büyüme bekleniyor. Söz konusu yılda, küresel pazardaki mevcut ticari korumacılık tedbirleri ve dolar-euro paritesindeki değişim sektör için önemli bir faktör olacak. İhracat anlamında bakıldığında, son iki yıldır yaşanan artış sektörü olumlu yönde etkiliyor" diyor.
Türkiye'de son 10 yılda yassı çelik sektörünün tüketiminin yüzde 54 arttığını açıklayan Demiruz, şunları aktarıyor: "Yine son 10 yılda sektörün büyüme performansına bakıldığında, Türkiye'nin büyümesinden daha yüksek bir tüketim artışı yaşanıyor. Alt tüketim sektörlerinin gerek iç piyasada, gerekse ihracat alanında büyüme potansiyeli buluyor."

"Global pazara entegre bir yapımız olmalı"
Türkiye'nin yassı çelikte hem ithalatçı, hem de ihracatçı bir ülke konumunda olduğunu belirten Demiruz, "Global pazara entegre bir yapımız olmalı. Tüketimin hepsini iç piyasa üretimi ile karşılamamız mümkün görünmüyor. Şu an yassı çelikte ana üreticilerin kapasite kullanım oranları yüzde 90 ve üzeri. Bu durumda yurtdışından ithalat kaçınılmaz oluyor. İthalat, fiyattan ve ürün çeşidinden bağımsız olarak gerçekleşiyor" diye konuştu.
İthalatta mevcutta üçüncü dünya ülkeleri diye gümrükte sınıflandırılmış ülkeler için yüzde 9-10-15 gibi farklı oranlarda gümrük vergisinin bulunduğunu ifade eden Gökhan Demiruz, söz konusu gümrük vergisi ile Türkiye'de bulunan yassı çelik üreticilerinin korunduğunu belirtiyor. Demiruz, sözlerini şöyle tamamlıyor: "Genel ekonomik yapı, mevcut durumdan daha kuvvetli korumacılık önlemlerinin olmasını ve iç piyasada oluşan hammadde fiyatlarının daha yukarıda oluşmasını sağlar. Özellikle son tüketici, global fiyatların üzerinde bir fiyatla hammaddeye ulaşırsa, nihâi mâmulde ihracatımız azalacak. Çünkü, yassı çelikten ürün yapan sanayicilerimizin hepsi Dahilde İşleme Rejimi'ni kullanamıyor."