Robotlarla yaşamak

“Akıllı makinalar” olarak da isimlendirilen robotlar, uzun zamandır mavi yakalı saha çalışanlarının bir kısmının yerlerini zaten aldılar. Acaba robotlar, beyaz yakalı ofis çalışanlarının da yerlerini de alabilirler mi?

A+ A-

Erol DEMİR (Elektronik Uzman Öğretmen-İşletme Sosyal Bilim Uzmanı-Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü)

Sanayi 4.0 ile birlikte yeniden gündemin ön sıralarına taşınan robotlar ve robotların kullanımı ile ilgili çalışmalar çok uzun zamandır sürüyor. “Akıllı makinalar” olarak da isimlendirilen robotlar, uzun zamandır mavi yakalı saha çalışanlarının bir kısmının yerlerini zaten aldılar. Bu durumun istihdamı nasıl etkileyeceği konusunda farklı görüşler öne sürülüyor ve olumlu ya da olumsuz etkisine dair değerlendirmeler yapılıyor. Asıl üzerinde durulması gereken konu; iş gücünün niteliklerini bu gerçeklikler üzerine kurgulayarak, mesleki eğitimi yapılandırmaktır.
Robotların insan ve çalışma hayatına girmesiyle birlikte yürütülen çalışma ve tartışmalar temelde iki noktada yoğunlaşmaktadır. Birinde, tüm robot geliştirme çalışmalarında gelecekte insanların yerine geçecek robotlar tasarlanmaya çalışılırken; diğerinde ise, insan becerilerini ve çalışmalarını desteklemeye çalışan robotlar geliştirilmektedir. Birinde insan olmadan, insan gibi düşünmeye çalışan yapay zekâya dayalı kendiliğinden karar verebilen robotlar insan hayatında yerini almaya başlarken; diğerinde ise, sürekli tekrar eden ve fiziksel güce dayanan insan yaptığında onu yoran ve yıpratan faaliyetleri yapabilen robotlar üretilmektedir. Hangi çalışmalar doğru? diye sorup, bir çırpıda cevaplamak oldukça zor görünüyor. Diğer yandan, bunun iş gücüne ve istihdama yansıması hesap edilmeye çalışılıyor.

Robotlar beyaz yakalı çalışanların yerlerini alabilirler mi?
Sanayi 4.0 ile birlikte yeniden gündemin ön sıralarına taşınan bu konuda aslında uzun zamandan beri çalışmalar sürmektedir. Her ne kadar 30 yıl önce şu an elimizde olan elektronik cihazlarla yapabildiklerimizi o günlerde hayal bile edemesek de, bugün hayallerin ötesine geçildiğine şahit olmaktayız. “Akıllı makinalar” olarak da isimlendirilen robotlar, uzun zamandır mavi yakalı saha çalışanlarının bir kısmının yerini zaten aldılar. Acaba robotlar, beyaz yakalı ofis çalışanlarının da yerlerini de alabilirler mi? Bizim adımıza kararlar alabilirler mi? Onlar mı bizi idare edecek, biz mi onları? Bu soruları çoğaltabiliriz de. Yeni durumun bugün hayal bile edemediğimiz yeni meslekleri gündeme getireceği, istihdamı da azaltarak olumsuz etkileyeceği ve arz talep dengesini ve nitelikleri değiştireceğine büyük bir kesim kesin gözüyle bakıyor. Bilgisayar uzmanlarının bir kısmı da, en geç 2045 yılında insanlar tarafından yapılan işlerin çoğunun sona ereceğini iddia etmektedir. Bu iddialara rağmen, son 30 yılda Amerika’da istihdam artmaya devam etmiştir. Merkezi Almanya’da bulunan Uluslararası Robotik Federasyonu (IFR) raporlarında; robot üretiminin ekonomiyi canlandırdığı, işsizliği artırmak bir yana istihdama katkı sağladığı savunulmaktadır. 2020 yılı itibariyle dünya genelinde robot sektörünün, 1,9-3,5 milyon arasında yeni istihdam oluşturacağı iddia edilmiştir. İnternet, dünya genelinde işsiz kalan her insana karşılık 2,6 kişiye istihdam oluşturmaktadır.

İş gücü nitelikleri gerçeklikler üzerine kurgulanmalı
Asıl üzerinde durulması gereken konu; iş gücünün niteliklerini bu gerçeklikler üzerine kurgulayarak, mesleki eğitimi yapılandırmaktır. Sanayide üretimde kullanılan robotlar bir gün hizmet sektöründe de yer alacaklar mı? Mesela, hasta ve yaşlı bir insana robot bakabilecek mi? Kasiyer olmadan alışveriş yapmaya, pompacı olmadan benzin almaya ve sürücüsü olmayan metrolara binmeye başladık. Sürücüsünün yorgun veya dikkatinin dağıldığını tespit ederek; önlemleri alan, otoyolda çizgi takip eden ve öndeki araca çok yaklaştığında otomatik fren yapan araçları zaten kullanmaya başladık. Bunun yanında, Avrupa ve Amerika’da sürücüsü olmayan otomobillerin geceleri geliştirme ve deneme amaçlı sürüşlere başlandığı belirtilmektedir.

Özel yasaların çıkarılması gerekiyor
Halen insanlar için zor olan şeyler bu akıllı makinalar için kolay; makinalar için zor olan basit şeyler ise insanlar için çok kolay. İnsan hareketleriyle karşılaştırıldığında, halen robotlar sevimli, estetik ve sempatik değiller. Robot hatasından zarar gören bir insan için kim sorumlu tutulacak ve yargılanacaktır. Tümüyle robot teknolojisine geçen firmalar için özel yasalar çıkarılması da gerekecek. Çalışandan alınan vergi gibi, çalışan robotlardan da vergi kesilecek mi? Çeşitli amaçlarla insansız hava araçları kullanılmaya başlanmış olsa bile, hangimiz yurt içi veya yurt dışına pilot olmayan bilgisayar tarafından kullanılan bir uçağa binmeye cesaret edebiliriz? Mesela, ilkokula başlayacak çocuğumuzu sınıf öğretmeni olarak bir robota mı teslim edeceğiz? Belki de, önce biz robotları üniversitede öğretmen olarak eğiteceğiz, yazılımla, yapay zekâyla donatacağız; sonra “haydi okullara görev başına” mı diyeceğiz? Biraz ütopik mi geldi? Aslında Google araması, ayakları ve kolları olmayan hareket etmeyen bir robot değil mi?
Robot teknolojisini yoğun kullandığı bilinen Toyota, son dönemde geriye dönerek üretim süreçlerinde çalışan insanların sayısını artırma kararını alırken, otomasyonla çalışan fabrikaların kendini geliştiremediğini fark etti. Çünkü, geçmişte her şeyi yapabilen üstün yetenekli ustalara sahipti. Şimdi tekrar fabrikalarına esneklik ve yaratıcılık katabilecek, el emeği yoğunluklu yüzlerce alanı yeniden hayata geçirmektedir.

Yeni yaşam biçimine adapte olmak durumundayız
19. Yüzyıl’da rekabet makinalar ile kas gücü arasındayken, şimdi rekabet makinalar ile insan beyni arasında sürüyor. Tüm sorulara verilen ortak cevaplarda; insanın yaratıcısının ona verdiği yeteneklerde sınır olmadığından, robotlar tarafından karşılanan ihtiyaçlarımız ya da işlerimiz dışında sağlık ve mutluluk içinde yaşam sürmek için yeni yollar da bulabiliriz, bulmalıyız. Zirâ bundan kaçış yok. Artık insanın teknoloji geliştirmeye katkısı olduğu kadar, teknolojinin insanların gelişimine yardım ettiği görülmektedir.
Gelecek nesillerin şimdiki ilkokul öğrencileri olduğunu düşünecek olursak; onların basit elektronik set ve kitlerle robotik devreler ve kodlama çalışmalarına okullarımızda başlamış olmalarının, robotlarla sosyal uyumda çok da zorlanmayacakları anlamına geldiğini söyleyebiliriz. Dünya Ekonomi Forumu 2017 Davos Toplantısı’nda yayınlanan “Geleceğin İş Gücünü Yaratmak” raporuna göre; bugünün çocuklarının gelecekte çalışacağı işlerin yüzde 65’i henüz tanımlanmamış. Halen çalışanların beş yıl içinde yaptıkları işin bir kısmının tamamen otomasyona dönüşeceği ve bu dönüşümün yeni fırsatlar yaratması beklenmektedir. Yakın gelecekte en çok iş fırsatı olacak meslekler ve sektörlerin; dijital dönüşüm liderliği, biyoteknoloji mühendisliği, genetik mühendisliği, kodlama ve yazılım mühendisliği, dijital tasarımcılar, online eğitim sektörü çalışanları ve e-ticaret çalışanları olacağı tahmin edilmektedir.
Not: Bu yazı, Gedik Üniversitesi tarafından çeviri olarak yayınlanan John Markoff’un yazdığı “Sevgi Dolu Makinalar” adlı kitaptan faydalanılarak hazırlanmıştır.