Paslanmaz çelik sektörü, sorunlara rağmen geleceğe umutla bakıyor

İhracat pazarları arasında yer alan Ortadoğu, Avrupa, Ukrayna ve Rusya’da yaşanan gerek politik sorunlar, gerekse ekonomik durgunluk ve belirsizlikler nedeniyle Türkiye paslanmaz çelik sektörü, bu yılki ihracat hedefini revize etti.

A+ A-

İnşaat, gıda, otomotiv, makina, elektrik-elektronik ve beyaz eşya gibi birçok sektörde kullanılan paslanmaz çeliğe her geçen gün talep artıyor. Türkiye’de kişi başı paslanmaz çelik tüketimi, ihracat dâhil yıllık 6 kilogram civarında. Gelişmiş ülkeler arasında yer alan Japonya’da söz konusu rakamın 20 kilograma, Avrupa Birliği ülkelerinde ise 14 kilograma ulaşması, Türkiye’nin paslanmaz çelik tüketimindeki gelişme potansiyelini gözler önüne seriyor. Ancak, özel şartlar nedeniyle 2016'da beklentilerin altında bir grafik çizen Türkiye paslanmaz çelik sektörü; özellikle Rusya’da yaşanan politik gerilimler, AB ülkeleriyle soğukluk, Ortadoğu’daki savaş hâli ve iç siyasi gündemde yaşanan gerginliklerle birlikte, 2017'de iç ve dış pazarda mevcut durumu korumaya odaklandı.

2016'da paslanmaz çelik ihracatı yüzde 12,6 azaldı
Türkiye'nin paslanmaz yassı ithalatı, 2016’da miktarda yüzde 0,4'lük artışla 531 bin ton, paslanmaz uzun ithalatı ise, yüzde 2,1'lik düşüşle 47 bin ton oldu. 2016'da paslanmaz çelik ihracatı, bir önceki yıla göre yüzde 12,6 düşerek 108 bin tona geriledi. Türkiye’den mâmul veya yarı mâmul paslanmaz çelik ihraç eden ülkelerin başında; Polonya, Almanya ve İtalya geliyor. Hammadde ithalatının yapıldığı ülkeler sıralamasında ise; Güney Kore, Çin ve Tayvan başı çekiyor.
Üretim kanalında ise, Türkiye’nin soğuk haddelenmiş paslanmaz yassı ürünleri üretimi ve ihracatı dışında paslanmaz çelik üretimi ve ihracatı bulunmuyor. Dolayısıyla,soğuk paslanmaz yassı dışındaki ürünlerde vergi oranları yüzde 0 ilâ 3 arasında değişiyor. Soğuk paslanmaz yassı ürünlerde ise vergi oranı yüzde 10 seviyesinde. Söz konusu vergi oranları, 2015’e kadar yüzde 8 iken, üretimin yükselmesine paralel artırılarak yüzde 10’a çıkarıldı.

Maliyetleri önemli oranda artırıyor
Güney Kore dışındaki Uzakdoğu ülkelerinden yüzde 10 gümrük vergisi ödenerek ithal edilen paslanmaz çeliklerin sanayiciler tarafından ürüne dönüştürülmesinin, maliyetlerin kayda değer oranda artmasına neden olduğuna dikkat çeken sektör temsilcileri, bu durumun da firmaların ihracattaki rekabetçiliğini ve pazar payını olumsuz yönde etkilediğini dile getiriyorlar. Vergisiz olarak ithal edilebileceği düşünülen Güney Kore çıkışlı paslanmaz çelik ürünlerinin fiyatlarının diğer Uzakdoğu ülkelerinden gümrük vergisi oranına yakın derecede pahalı olmasının sanayicileri zor durumda bıraktığını kaydeden temsilciler, söz konusu mevcut yapının ara malı veya yatırım malı şeklinde kullanılan paslanmaz çelik ürünlerinde fiyat artışlarına yol açtığının altını çiziyorlar.
2016’da önemli sorunlarla karşı karşıya gelen sektörde, özellikle dövize bağlı hammadde kullanımı yoğun olduğu için kurdaki hızlı yükseliş fiyatları fazlasıyla dengesizleştiriyor. Öte yandan, 2016 yılında alaşım elemanları fiyatlarındaki artışlar ve istikrarsızlık, paslanmaz çelik için önemli iki alaşım elementi olan krom ve nikel fiyatlarındaki inişli çıkışlı bir döneme dönüştü. Bu nedenle, paslanmaz çelik fiyatlarının 2016 yılı son çeyreğinde yükselişe geçmesinin sektörü olumsuz yönde etkilediğini ifade eden sektör temsilcileri, spekülatif hareketler, alım ve satımdaki yanlış politikalar ve de en önemlisi günü kurtarmak amacıyla oluşacak ekonomik uygulamaların, paslanmaz çelik platformuna zarar vereceğini dile getiriyorlar.

Üretim kapasitesinde Çin ilk sırada
Küresel pazara bakıldığında ise, mevcut global ergitme paslanmaz çelik üretim kapasitesi 2016 yılı itibarıyla yıllık 65 milyon tona ulaştı. 2016'da sıvı paslanmaz çelik üretimi yaklaşık 44 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. Global pazarda son yıllarda üretimini artıran Çin ise, üretim kapasitesinin yüzde 53’lük dilimini elinde bulunduruyor. Ülkenin paslanmaz çelik üretimini 2016'da yüzde 12,8 oranında artırdığı tahmin ediliyor. Global paslanmaz çelik sektöründe söz sahibi olan Çin’de, 2024’e kadar inşaat ve otomotiv üretiminde yüzde 5,9’luk bir büyümenin gerçekleşmesi ve bunun da paslanmaz çelik talebini artırması bekleniyor. Hindistan, Japonya, Malezya, Tayland ve Endonezya başta olmak üzere Asya Pasifik ülkelerinin paslanmaz çelik kullanan endüstrilerinin büyümesi nedeniyle talebin kayda değer miktarda artacağı öngörülüyor. 2016-2020 yılları arasında global paslanmaz çelik pazarının yıllık ortalama büyüme oranının yüzde 5,7 olacağı tahmin ediliyor.

Leflef: "Rekabetçiliği olumsuz etkiliyor"
Güney Kore dışındaki Uzakdoğu ülkelerinden yüzde 10 gümrük vergisi ile ithal edilen paslanmaz çeliğin sanayiciye yeni maliyetler getirdiğini kaydeden Paslanmaz Çelik Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Leflef, "Bu da, ürüne dönüştürülen paslanmaz çelik maliyetlerinin kayda değer şekilde artmasına ve ihracatı olumsuz yönde etkilemesine yol açıyor. Söz konusu durum, Türkiye’de başta beyaz eşya, makina, gemi, gıda ve kimya sektörleri olmak üzere birçok sektörde maliyet artışına neden oluyor. Öte yandan, gümrük vergileri sektördeki firmaların ihracattaki rekabetçiliğini ve pazar payını olumsuz yönde etkiliyor" diye konuşuyor.
Vergisiz olarak ithal edilebileceği düşünülen Güney Kore çıkışlı paslanmaz çelik ürünlerinin fiyatlarının, diğer Uzakdoğu ülkelerinden gümrük vergisi oranına yakın derecede pahalı olmasının sanayicileri zorladığına dikkat çeken Leflef, şunları söylüyor: "2013’te yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması ile Güney Kore’den Türkiye’ye ithal edilen soğuk ve sıcak haddelenmiş paslanmaz çelik ürünleri kayda değer oranda arttı. Bu, Uzakdoğu ülkelerinden yapılan ithalata konulan yüzde 8’lik gümrük vergisinin yüzde 10’a çıkarılmasından kaynaklanıyor. Böylece, Güney Kore dışındaki Uzakdoğu ülkelerinden yapılan ithalat azaldı. Türkiye’ye ithal edilen paslanmaz çelik ürünlerinin fiyatlarındaki artışlar, Güney Kore’nin kâr hanelerine yazılıyor ve bu para sanayicimizin cebinden çıkıyor. Bu nedenle, konunun bir kez daha düşünülmesi, mümkünse verginin kaldırılması veya düşürülmesi gerekiyor."

“Ciddi planlamalar yapılmalı”
Önemli alaşım elementi olan krom ve nikel fiyatlarının inişli çıkışlı bir dönem geçirmesinden sonra paslanmaz çelik fiyatlarının da 2016’nın son çeyreğinde yükselişe geçtiğini dile getiren Ufuk Leflef, “İstikrarsız fiyat hareketleri sektörü rahatsız etmeye devam ediyor. Ayrıca spekülatif hareketler, alım ve satımdaki yanlış politikalar ve de en önemlisi günü kurtarmak amacıyla oluşacak ekonomik uygulamalar platforma zarar veren etkenler arasında yer alıyor. Akıllı ve doğru tahminlerle ve gerektiğinde beklentilerin uzağında da olsa, önemli ve ciddi planlamalarla sektörün hayatiyetinin korunması ve devamı mümkün görünüyor” diye konuşuyor.

"Hedeflerimizi akıllıca revize etmeliyiz"
Sektörün ihracat pazarları hakkında da bilgiler veren Ufuk Leflef, sektörün önemli pazarları arasında yer alan Ortadoğu, Avrupa, Ukrayna ve Rusya’da yaşanan politik ve ekonomik belirsizliklerin, 2016 için öngörülen hedeflerin revize edilmesine yol açtığını söylüyor. Leflef, konuşmasını şu şekilde sürdürüyor: “Bu nedenle, 2017 hedeflerimizi akılcı yönde yeniden revize etmemiz gerekiyor. Paslanmaz çelik sektörünün ihracat hedefine 2017’de ulaşması için pazar arayışları devam ediyor. Ancak, bunun başarılı olması özellikle Ortadoğu’daki politik istikrarsızlığın sona ermesine bağlı. Bu durumun 2020 yılına kadar olumlu sonuç vermesi mümkün görünmüyor."
Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM), Dış Ekonomik İlişkiler Kurumu (DEİK) ve Ekonomi Bakanlığı’nın çalışmalarında yer alan yeni pazar ve piyasalar oluşturarak ihracat hacminin geliştirilmesi hedefinin paslanmaz çelik sektöründe beklentileri karşılayamadığına dikkat çeken Leflef, "Kuzey Afrika’nın yanı sıra, Sahraaltı Afrika ve Körfez ülkeleri, sektörün yeni hedef pazarları arasında ilk sıralarda yer alıyor. Özellikle Ortadoğu ülkelerindeki politik istikrarsızlık ve Euro-Dolar paritesindeki düşüş, geçici süreyle de olsa AB’yi hedef pazarlar arasından çıkardı" diyor.

"Kullanılmayan kapasite 20 milyon tonu buluyor"
Küresel çelik piyasasındaki gelişmeler hakkında da açıklamalarda bulunan Ufuk Leflef, şunları aktarıyor: "Globalde mevcut ergitme paslanmaz çelik kapasitesi, 2016 yılı itibarıyla yıllık 65 milyon tona ulaştı. Sıvı paslanmaz çelik üretimi ise, 44 milyon ton olarak gerçekleşti. Global üretim kapasitesinin yüzde 53’ünü Çin elinde bulunduruyor. Bu oran, diğer Asya ülkeleri ile beraber yüzde 72 seviyesine ulaştı. Diğer taraftan, günümüzde kullanılamayan kapasite globalde 20 milyon tonu buluyor."
Türkiye’nin 2016 yılı ithalat rakamlarıyla global paslanmaz çelik pazarından yüzde 1,2“lik pay aldığını kaydeden Leflef, “Türkiye’de paslanmaz çelik entegre üretimi yapılmıyor ve yakın bir zamanda da böyle bir üretime geçilebilmesi mümkün görünmüyor. Bunun temel sebepleri arasında; pazarın durumu, global mevcut âtıl kapasite, yatırım için gerekli hammadde arzının ülkemizdeki yetersizliği ve dış ülkelere göre daha pahalı olması, aşırı enerji kullanımı gereksinimi ve yüksek yatırım tutarından kaynaklanan işletme geri dönüş ve amortisman süreleri yer alıyor” diye konuşuyor.

Ekinci: "Birçok sektörde kullanılıyor"
Paslanmaz çeliğin başta inşaat olmak üzere; gıda, otomotiv, makina, elektrik-elektronik ve beyaz eşya gibi birçok sektörde kullanıldığını dile getiren Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci ise, Türkiye’nin paslanmaz çelik tüketiminin yıllık 450 bin ton, kişi başına tüketim miktarının da 6 kilogram olduğunu ifade ediyor.
Paslanmaz çelik ithalatının 2016’da bir önceki yıla göre yüzde 0,2'lik artışla 578 bin tona ulaştığını kaydeden Ekinci, paslanmaz çelik ithal edilen ülkelerin başında; Güney Kore, Çin ve Tayvan’ın geldiğini aktarıyor. Sektör ihracatının 2016’da bir önceki yıla göre yüzde 12,6 düşerek 108 bin tona gerilediğine dikkat çeken Ekinci, en çok ihracat yapılan ilk üç ülkenin ise; Polonya, Almanya ve İtalya olduğunu bildiriyor.
Sektörde 30 bin kişinin istihdam edildiğini ve üretimin yurt içi ihtiyacı karşılamadığını vurgulayan Ekinci “Ülkemizde ilk ve tek soğuk haddeleme paslanmaz çelik üreticisi olan Posco Assan Çelik Sanayi, 2013 yılında yıllık 300 bin ton kapasite ile üretime başladı. Türkiye’nin başta beyaz eşya ve mutfak eşyaları üretiminde kullanılan paslanmaz çelik ihtiyacının kayda değer bir bölümünü karşılayan Posco Assan, buna rağmen yurt içindeki talebi karşılayamıyor” diyor.

"Paslanmaz çeliğe olan talep artacak"
Global paslanmaz çelik üretiminin 2015’te 41,5 milyon tona ulaştığını ve Çin’in söz konusu pastadan yüzde 52’lik pay aldığını ifade eden Ekinci, şöyle konuşuyor: "Öte yandan; Hindistan, Japonya, Malezya, Tayland ve Endonezya başta olmak üzere Asya Pasifik ülkelerinin paslanmaz çelik kullanan endüstrilerinin büyümesi, söz konusu ülkelerde talebin kayda değer miktarda artmasına neden olacak. Çin, Endonezya ve Hindistan’da gıda ve içecek işleme sanayiinin büyümesi nedeniyle talebin hızlanması, Kanada ve Meksika’daki petrol, gaz ve ağır sanayiilerin büyümesinin bu bölgedeki piyasa talebini tetiklemesi bekleniyor. Tüm bunlar göz önüne alındığında, dünyada paslanmaz çeliğe olan talebin devam edeceği ve sektörün büyüme eğiliminde olacağı öngörülüyor.”

"MATİL tüm sektöre önemli bir hizmet sunuyor"
Çelik İhracatçıları Birliği’ne bağlı Malzeme Test ve İnovasyon Laboratuvarı (MATİL) şirketlerinin diğer çelik ürünlerinde olduğu gibi, paslanmaz çelik ürünler için de pilot ölçekte ergitme ve haddeleme sistemlerinden oluşan alt yapıya sahip olduğunu anlatan Namık Ekinci, "Kısa bir süre önce bu laboratuvarlarda paslanmaz sıvı çelik üretildi ve elde edilen kütüklerden nervürlü inşaat demiri haddelendi. Benzeri bir üretim deneme çalışması yakın zamanda yassı paslanmaz için de yapılacak. Üretilen ürünlerin mekanik, kimyasal ve mikro yapısal tüm özellikleri de karakterizasyon laboratuvarlarında tespit edildi. Sadece firmaların bu alanda Ar-Ge ve inovasyon yatırımı yapmaları zor. Bu nedenle, tüm sektöre ortak hizmet veren MATİL şirketimizle iş birliği içinde, firmalarla çeşitli Ar-Ge, Ür-Ge ve inovasyon çalışmaları yapıyoruz” diye konuşuyor.
Türkiye’de soğuk haddelenmiş paslanmaz yassı ürünleri üretimi ve ihracatı dışında paslanmaz çelik üretimi ve ihracatının bulunmadığına vurgu yapan Namık Ekinci, paslanmaz soğuk yassı dışındaki ürünlerde vergi oranlarının yüzde 0 ilâ 3 arasında değiştiğini söylüyor. Soğuk paslanmaz yassı ürünlerde ise vergi oranının yüzde 10 olduğunu bildiren Ekinci, söz konusu vergi oranlarının 2015’e kadar yüzde 8 iken, üretimin artmasıyla yüzde 10’a çıkarıldığını hatırlatıyor.

“Yüksek bir yatırım tutarına sahip"
Paslanmaz sektörünün gelişebilmesi için yüksek yatırım tutarlarının gerektiğini, bu nedenle yüksek tutarların işletme geri dönüş ve amortisman sürelerinin uzun olduğunu bildiren Ekinci, şöyle devam ediyor: “Tüm bunların yanında, global pazardaki mevcut âtıl kapasite de ülkemizde sektörün gelişimini baskılamaya devam ediyor. Bugün 65 milyon ton olan dünya paslanmaz ham çelik kapasitesinin 20 milyon tonu kullanılamıyor. Dünya paslanmaz sektörünün gelişimi incelendiğinde, Türkiye paslanmaz çelik sektörünün büyümesi için gerekli olan yatırımların ve Ar-Ge çalışmalarının yapılabilmesi için kamunun da dâhil olduğu bir kolektif çalışmanın yapılmasının zorunlu olduğu açıkça görülüyor.”

Şeşen: "Ürün yelpazesi iyi planlanamadı"
Global ekonomik daralmanın olumsuz etkisi ile küresel çelik üretiminde bir yavaşlama gözlense de, ülkelerin pazara ulaşmada avantaj sağlayacak ürün kalitelerine yöneldiklerini aktaran İTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Kelami Şeşen de, "Türkiye’de çelik üretim sektörü, yakın geçmişte önemli yatırımlar yaparak kapasitesini büyüttü. Avrupa’nın birincisi olmayı hedefledi. Ancak, hedefe ulaşmada ürün yelpazesi planlanamadı. Yassı ürün üretim kapasitesini artırması doğru bir tercih; fakat hedef için bu yeterli olmadı. Ürün yelpazesi pazara ulaşmayı zorlaştırıyor. Ülkemizin Avrupa’nın birincisi olma hedefinde kapasiteden öte ürün yelpazesi önemli. Türkiye’de nitelikli ürünler üretecek şekilde dönüşüm yapılmalı. Bazı tesislerin bu amaçla dönüştürülmeleri mümkün. Yeni kapasiteler, nitelikli ve katma değeri yüksek ürün üretme amacı doğrultusunda kullanılmalı" diye konuşuyor.

"Paslanmaz çelik tüketimi 350 bin tona ulaştı"
Türkiye’de üretilmeyen ve katma değer yaratabilecek nitelikli çelik ürünlerin; paslanmaz çelik, takım ve kalıp çelikleri, özel plakalar, makina yapım çelikleri şeklinde sıralanabileceğini bildiren Şeşen, söz konusu ürünlerin Türkiye’deki tüketiminin de yüksek seviyede olduğunun altını çiziyor. Paslanmaz çelik tüketiminin 350 bin tona ulaştığını kaydeden Şeşen, şunları aktarıyor: "Benzer şekilde diğer ürünler de önemli miktarlarda tüketiliyor. Ülkemizde bir süredir yabancı bir yatırımcı, getirdiği ruloları soğuk haddeleyerek paslanmaz çelik pazarında yer aldı. Ancak bu, ‘Türkiye‘de paslanmaz çelik üretiliyor’ anlamına gelmez. İlgili yatırımın, cevherden başlayacak şekilde 1,4 milyon ton yıllık üretim kapasiteli entegre üretim tesisine dönüştürülmesi hedefi varken, bölgedeki jeopolitik gelişmeler nedeniyle projeden vazgeçmesi, konu ile ilgili olumsuz bir gelişme. Bu gelişme, Türkiye’de entegre bir paslanmaz çelik üretim tesisinin kurulmasının ufukta görülmediği anlamına geliyor."
Türkiye'nin birçok ülkeye göre daha fazla genç nüfusa sahip olduğunu vurgulayan Şeşen, genç nüfusta işsizlik oranının çok yüksek olduğunu ifade ediyor. Entegre tesislerle niceliği olan yeni iş olanağı sağlanabileceğini vurgulayan Şeşen, şöyle konuşuyor: "Ülkemizde yakın tarihlerde entegre üretim tesislerinin kurulmadığı gözleniyor. Ekonomide ve gelişmede ‘üretimin gücü’ yadsınamaz. Yeni oluşumlarla ülkemizde entegre paslanmaz çelik üretim tesisi kurulmalı."

"Önemli avantajlara sahibiz"
Türkiye’de paslanmaz çeliğin en temel hammaddesi olan krom cevheri varken, paslanmaz çelik üretilmemesinin tartışma konusu olduğunu belirten Kelami Şeşen, Türkiye’nin krom cevherine sahip olmasının coğrafi bir avantaj olduğuna dikkat çekiyor. Şeşen, "Ülkemizde yüksek tenörlü kromit cevherleri bulunuyor ve bu cevherlerin metalurjik olarak kullanılmasını sağlayan ferrokrom tesisleri, yüksek ve düşük karbonlu ferrokrom üretimi yapıyor. Bu avantaj göz ardı edilemez. Türkiye’nin paslanmaz çelik üretme konusunda başka avantajları da var. Türkiye, çelik sektöründe yeterli deneyime sahip ve birçok ülkeye uluslararası kriterlere uygun kalitede çelik ürün ihraç ediyor" diyor.
Türkiye’de yetişen mühendislerin, her türlü çeliğin üretilmesi konusundaki mühendislik gereksinimini karşılayacak düzeyde olduğunu aktaran Şeşen, aynı zamanda Türkiye'nin jeopolitik açıdan da en önemli coğrafyalardan birinde yer aldığını dile getiriyor. Şeşen, sözlerini şu şekilde sürdürüyor: "Türkiye’nin yakın coğrafyasında paslanmaz çelik üretimi yapılmıyor. Paslanmaz çelik üretimi en yakın olarak batıda İtalya’da ve doğuda Hindistan’da yapılıyor. Zengin olan ve petrol endüstrilerinin yanına son yıllarda inşaat sektöründeki büyük yatırımları ekleyen Arap yarımadası ve Birleşik Arap Emirlikleri ile petrokimya endüstrileri ve genel olarak gelişmekte olan Türk Cumhuriyetleri bu konuda ülkemizin potansiyel pazarları."

"Enerji maliyetlerinin yüksekliği önemli bir sorun"
Avantajlarının yanı sıra, Türkiye’nin paslanmaz çelik üretme konusunda bazı dezavantajların da olduğunu ifade eden Şeşen, bunların en başında enerji maliyetlerinin yüksekliğinin geldiğini savunuyor. Yüksek enerji maliyetinin sanayicilerin rekabet gücünü zayıflattığını bildiren Şeşen, Türkiye’de paslanmaz çeliğin bazı kalitelerinde kullanılan nikel metalinin rezervlerinin de yetersiz olduğuna dikkat çekiyor. Söz konusu hammaddenin Rusya’dan sağlanabileceğini anltanan Şeşen, şöyle devam ediyor: "Paslanmaz çelik; enerji, kimya, petrokimya, ilaç, gıda, otomotiv, beyaz eşya, tekstil, inşaat, kâğıt ve tıp aletleri üretimi sektörleri gibi çok geniş alanda kullanılan ve ikâme edilmesi zor olan bir malzeme. İnsanların yaşam kalitesinin artması ile; hijyenik, dekoratif, uzun ömürlü, bakımı ucuz ve kolay, çevre dostu ve geri kazanılabilir gibi birçok iyi özelliklere sahip olan paslanmaz çeliğin, inşaat sektöründe ve insanların yaşam alanlarında kullanımı giderek artıyor. Ülkemizde paslanmaz çelik önemli oranla mutfak ve beyaz eşya sektörlerinde kullanılıyor. Enerji, kimya, ilaç, otomotiv ve inşaat, Türkiye’de paslanmaz çeliği kullanan diğer önemli sektörler."

"Üretimin yüzde 75'ini Asya ülkeleri yapıyor"
Türkiye’de yılda 350 bin ton paslanmaz çeliğin çeşitli amaçlarla kullanıldığını açıklayan Şeşen, "Bir kısmı farklı ürünlere dönüştürülerek ihraç edilebiliyor. Globalde ise, paslanmaz çelik üretim kapasitesi 65 milyon ton kadar. Son yıllardaki üretim ise ortalama 42 milyon ton. Üretimin yüzde 52’si Çin’de gerçekleştiriliyor. Paslanmaz çeliğin globaldeki üretiminin yüzde 75’lik kısmı Asya ülkeleri; Çin, Japonya, Hindistan, Güney Kore ve Tayvan tarafından gerçekleştiriliyor. Paslanmaz çeliğin kitlesel üretimini genel çelik üretiminden farklı kılan; paslanmaz çelik üretiminde krom gibi kolay oksitlenen yüksek orandaki alaşım elementlerini sıvı çelik içinde metal olarak tutarak, karbonu azaltan teknolojinin uygulanması. Paslanmaz çeliğin üretimine alınan sıvı metal; özel fırınlarda, gerekli rafinasyonlar ve eklemeler yapıldıktan sonra, sürekli döküm makinalarında kütük veya slab şeklinde dökülür. Bunların sıcak ve soğuk haddelenmesi, son tavlama ve asitle temizleme gibi gerekli son işlemler ile, çeşitli kullanımlara hazır paslanmaz çelik ürünler elde edilmiş olur" diye konuşuyor.
Paslanmaz çeliğin üretiminde haddeleme adımının önemli olduğunu vurgulayan Kelami Şeşen, sözlerini şu şekilde sürdürüyor: "Paslanmaz çeliklerin özellikleri nedeniyle 2 milimetre altına soğuk haddelenmeleri sırasında mukâvemetleri önemli derecede artıyor. Karbon çeliklerinin haddelenmesinde kullanılan hadde makinaları paslanmaz çelikler için yeterli gücü sağlayamaz. Paslanmaz çeliklerin haddelenmesinde, yüksek enerji ve düşük paso gerektiğinden, özel hadde makinaları kullanılır. Paslanmaz çeliğin üretimindeki bütün bu özel donanımlar, paslanmaz çelik üretim tesisinin yatırım maliyetini doğal olarak artıyor."

"Entegre paslanmaz çelik üretim tesisi kurulmalı"
Türkiye'nin, kalkınma ve gelişme planları arasına entegre paslanmaz çelik üretim tesisini de dâhil etmesi gerektiğini ileri süren Şeşen, plan doğrultusunda kurulacak tesiste üretilecek paslanmaz çelik ürünlerinin geniş bir pazarı olduğunu ifade ediyor. Şeşen, "Planlamada, öncelikle ülkenin ve yakın coğrafyanın ihtiyacını karşılayacak şekilde optimum kapasite tasarlanmalı. Global kapasitedeki 20 milyon tonluk âtıl kapasite uzak coğrafyada. Bu uzak coğrafyanın piyasaya baskısı sonsuz olamaz. Enerji, çevre ve insan gücü maliyetleri sürekli düşük olamaz. Türkiye, sahip olduğu hammaddelerin mutlak olarak ülke ekonomisinin yararına kullanılması yönünde stratejiler geliştirmeli. Paslanmaz çelik üretme tesislerinin kurulacağı yer olarak, büyük sanayi tesislerinin bulunduğu İskenderun bölgesi uygun görünüyor. Ortadoğu pazarına yakınlığının yanı sıra, krom cevherine ve ferrokrom fabrikalarına yakınlığı bu bölgeyi öne çıkarıyor" diyerek sözlerini noktalayor.