Otomotiv yenileme pazarı İstanbul’da masaya yatırıldı

Bu yıl 8’inci kez düzenlenen “Aftermarket Konferansı”, alanında uzman konuşmacıları ve çok sayıda davetliyi ağırladı. İstanbul’da gerçekleştirilen ve TAYSAD ile OİB tarafından düzenlenen etkinlik, OSS tarafından da desteklendi.

A+ A-

Yalçın GÜR

TAYSAD (Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği) ile OİB (Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği) tarafından organize edilen ve OSS (Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği) tarafından desteklenen "Aftermarket Konferansı”, 26 Mayıs 2017’de İstanbul'da düzenlendi.

Kanca: “TAYSAD çok önemli bir yere sahip”
Konferansın açılış konuşmacılarından TAYSAD Başkanı Alper Kanca, “Türk tedarik sanayiinin temsilcisi olan derneğimiz; 380 üyeye, yaklaşık 23 milyar dolarlık iş hacmine, 8 milyar dolarlık doğrudan ihracata ve 150 binin üzerinde istihdama sahip, 40’ıncı yılına yaklaşmış köklü bir sivil toplum kuruluşu. Dolayısıyla TAYSAD, çok önemli bir yere sahip” diye konuştu.
Yenileme pazarı ile ilgili bilgiler veren Kanca, konu hakkında şunları söyledi: “Türkiye, araç parkı konusunda diğer dünya ülkeleri arasında ortalamanın altında bir seyir izlemekte. Ülkemizde kişi başına düşen otomobil sahipliği, özellikle Avrupa ortalamalarının oldukça altında seyrediyor. İç pazarda yaşanan daralma ya da gelişmenin yenileme pazarı üzerindeki etkisi büyük oluyor. Örneğin; araç teknolojisi geliştikçe, yenileme pazarının da aynı yönde ve hızda gelişmesi, hatta dönüşmesi gerekir. Bugün itibariyle yüzde 30-40 seviyesinde olan elektronik aksam kullanımının, 2030’larda yüzde 50’nin üzerinde seyredebileceği öngörülüyor. Dolayısıyla, özellikle yenileme pazarında varlığını sürdürmek isteyen firmalarımızın, yeni teknoloji ve eğilimleri yakından takip etmesi önemli.”

“Kullanılan araç sayısı 1,21 milyar adedi aştı”
Yenileme pazarına ilişkin rakamsal verileri aktaran Kanca, dünyada kullanılan araç sayısının 1,21 milyar adedi aştığını bildirdi. Türkiye’nin ise, söz konusu pazarın yüzde 1,3’ünü temsil ettiğini kaydeden Kanca, “Mevcut durumda 5 milyar dolarlık hacme sahip olan Türkiye yenileme pazarının 2020’de 6,5 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Türk otomotiv tedarikçileri olarak, uluslararası standartlara uygun üretim yapma kabiliyetimiz oldukça yüksek. Bu konudaki çalışmalarımızın birçoğu ile, ilgili uluslararası otoritelerden ve OEM firmalarından ödüller de aldık. Bu başarının sürdürülebilir olması için, sadece OEM veya OES parçalarında değil; aynı zamanda IAM (Independent Aftermarket) parçalarında da stratejik olarak belirlenmiş kalite seviyesinin sürdürülmesi gerekiyor. Ayrıca Türk tedarikçilerin, sadece standart ürünleri üretmeyip, katma değeri yüksek ürünlere yönelmelerinin mümkün olduğunu görüyoruz. Bu teknolojik alt yapı ve Ar-Ge kabiliyeti firmalarımızda bulunmakta” diye konuştu.

Sabuncu: “Aftermarket pazarının önemi artıyor”
Otomotiv endüstrisi açısından 2016’nın başarılı bir yıl olarak geride kaldığını anlatan OİB Başkanı Orhan Sabuncu ise, sektörün ihracatının geçen yıl bir önceki seneye göre yüzde 13 artarak, 23,9 milyar dolar olarak gerçekleştiğini kaydetti. Sabuncu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Ülkemizin ihracat şampiyonu olan otomotiv endüstrisi, aynı zamanda 1,9 milyon adetlik üretim kapasitesiyle Avrupa’nın en önemli üretim merkezlerinden birisi. 2016 yılı üretim verilerine göre ülkemiz, Avrupa’nın en büyük ticari araç üreticisi olma konumunu da sürdürmektedir. Hem üretimde, hem de adet bazında ihracatta yeni rekorlar öngörüyoruz. Bu yılın üçte biri geride kalırken, otomotiv ihracatımız yüzde 23 artmış ve 9,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Türkiye otomotiv sektörü, sadece bir üretim merkezi olmayı değil; aynı zamanda Avrupa’nın en gelişmiş Ar-Ge merkezlerinden birisi olmayı hedeflemektedir. Bu nedenle, katma değeri yüksek ürünler üretmek, Ar-Ge ve inovasyona yatırım yapmak endüstrimiz açısından vazgeçilmezdir. Ülkemizdeki Ar-Ge merkezlerinin yaklaşık beşte biri otomotiv sektöründe faaliyetlerini sürdürmektedir. Ülkemizdeki ortalama araç yaşının yüksek olması, aftermarket pazarının önemini ve büyüklüğünü giderek artırmaktadır.”

Tarablus: “Tehditler ölçüsünde fırsatlar da var”
Açılış konuşmacılarından olan OSS Başkan Yardımcısı Eyal Tarablus da, “Akıllı teknoloji ve bağlanabilirlik olguları, yapay zekâ, haritalandırma ve otonom sürüş, araç paylaşma ve mobilite çözümleri, teknolojik veriler ile oluşan yeni rekabet, akıllı ev ile bağlanabilir araçlar arasında köprü oluşturma, 2025 satış sonrası pazarının ana başlıkları içerisinde yer alacak. Dolayısıyla, veri ekonomisinin hâkim olacağı ve otomotiv pazarını etkileyeceği günler çok yakın. Satış sonrası pazarında işlerimizi korumamız ve geliştirmemiz için tehditler ölçüsünde fırsatlar da var” diye konuştu.

Poskitt: “Küresel ticarette yüzde 5 artış bekleniyor”
Yakın ve uzak gelecekte otomotiv sektöründe neler olacağının yanı sıra, sürücüsüz araçlar konusuna değinen LMC Otomotiv Direktörü Jonathon Poskitt, şunları aktardı: “Bu sene küresel ticarette yüzde 5’lik artış bekleniyor. Bu büyüme büyük ölçüde Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Çin’de bekleniyor. Orta vadede ise, Hindistan’da ve Afrika’da iyileşme beklentisi mevcut olmakla birlikte, İran’ın toparlanma sürecine girmesi ve Güney Afrika’nın da belli düzeyde bir iyileşme göstermesi öngörülüyor. SUV tipi araçlar, özellikle Avrupa’da bu büyümeyi artıracak. Ağır ticari taşıtlarda Çin yüzde 30 oranında söz sahibi. 2017’de ağır ticari taşıtlar için öngörülen büyüme de yüzde 8 oranında. Öte yandan, sürücüsüz araç parkı büyümesini sürdürecek ve otomotiv sektörünün küresel ticaretteki payını büyük ölçüde etkileyecek. Sürücüsüz araçlar trafik konusunda da ciddi bir rahatlama sağlayacak.”

Brenner: “Sektör dalgalı bir seyir izliyor”
Son birkaç yıla bakılacak olursa; küresel ticarette ve dolayısıyla otomotivde daralmalar olduğunu, fakat gelinen noktada toparlanma sürecine girildiğini belirten Roland Berger’in Kurucu Ortağı Alexander Brenner, “Avrupa’da otomotiv sektörü dalgalı bir seyir izliyor. Diğer taraftan, ABD’de Meksika’ya uygulanan ambargo işin seyrini değiştiren etmenlerden birisi. Öngörüde bulunmayı zorlaştıran bir tablo söz konusu. Bunlar, ticarete ilişkin kısa vadeli tahminleri imkânsız hale getiriyor. Tabi ki büyümeler olacak; ancak, hangi ülkeler büyüyecek? Bu noktada büyük zorluklardan bahsedebiliriz. İlki satış hacmi zorluğu. Bu kapsamda, ‘Gelecekte nerede olmamız, nerelere yatırım yapmamız gerek?’ sorularına yanıt verebilmeliyiz. Her pazarda bulunmak mümkün değil. Kâr sağlayacak alanları bilmek gerekiyor. İkinci zorluk ise, birleşme ve satın almalar. Burada önemli olan; teknolojiye erişim, mekanik yeterlilik, network oluşturabilme ve yeni pazarlara girebilme gibi fonksiyonları iyi analiz etmek. Üçüncüsü ise, finansal değer yaratma zorluğu. Son olarak şunu söylemeliyim; otomotiv tedarik sanayii büyüyecek. Fakat bu işin kazanan ve kaybeden tarafları olacak. Dizel üretim yapanlar kaybeden tarafta yer alırken, otonom üretim yapanlar kazanan tarafta yer alacak. Bu nedenle, ölçek hacminin ötesine geçip; insana ve teknolojiye yatırım yapma gereği doğuyor” dedi.

Passaga: “Türkiye ve Avrupa yaşlı taşıt parkına sahip”
Konferans konuşmacıları arasında yer alan GIPA Aftermarket Kurucu Ortağı Francois Passaga, gerçekleştirdikleri anket çalışmalarına dayalı verilerden bahsetti. “Bu araştırma kapsamında, G5 ülkeleri, İran ve Hindistan üzerinden ‘hammadde’, ‘taşıt parkı’ ve ‘sürücü’ konularında bir kıyaslama gerçekleştirdik” diyen Passaga, şunları paylaştı: “Avrupa’da kademeli olarak taşıt parkında bir yaşlanma söz konusu. Bu yaşlanma yüzde 20’nin üzerinde. Çin, halen en genç taşıt parkına sahip ülke olarak karşımıza çıkıyor. İran ise, G5’e göre daha genç taşıt parkına sahip. İran’da taşıtların yüzde 32’si 10 yaşından daha yaşlı. Türkiye’de de Avrupa’ya benzer bir durum var, fakat yapısal farklılıklar gösteriyor. Türkiye’deki taşıtların yüzde 19’u 10 yaşından yaşlı. İran ise, Türkiye’ye göre daha genç taşıt parkına sahip. İran’da bir sürücü yılda 17 bin kilometre, Hindistan’da 9 bin kilometre yapıyor. Avrupa’da yıllık kilometrede azalma söz konusu. Türkiye’de, G5’in biraz daha altında kalmakla birlikte yaklaşık 12 bin kilometre yapılıyor. 1991 ve 2016 verilerine göre, ortalama 25 senelik dönemde 62 bin kilometreden 132 bin kilometreye yükselme söz konusu. Hindistan’da sürücülerin çoğu halen ilk yani sıfır olarak aldıkları araçları kullanıyor. Türkiye ve Avrupa ise ikinci el araç kullanıyor. Türkiye’de aftermarket alanında internet kullanımı çok kısıtlı düzeydeyken, Hindistan aftermarket konusunda interneti tercih ediyor.”

Madhavan: “Hindistan yenileme pazarını dijitale taşıdı”
Hindistan pazarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Frost&Sullivan MENESA Direktörü Kaushik Madhavan, yüzde 7,5 oranında büyüyen Hindistan’ın, Birleşik Krallık ve Fransa'yı geride bırakarak beşinci büyük ekonomi olacağını vurguladı. Hindistan’ın “üretim merkezi olma” vizyonunu yerine getirmesi durumunda, Almanya'nın yerini alabileceğini ve 2020 yılına gelindiğinde en büyük 4’üncü ekonomi olacağını aktaran Madhavan, ülkede mobil ticarette çok büyük patlama yaşandığını dile getirdi. Söz konusu durumun otomotiv sektörüne de etki ettiğini söyleyen Madhavan, 2017 mart sonu itibariyle satışların 5 milyona ulaştığının bilgisini verdi.
Birkaç sene önce internette yedek parça satışı yüzde 1 iken, yakın bir zamanda yüzde 5 seviyelerine geleceğini anlatan Madhavan, “Bu gelişmeleri destekleyici bir takım gelişmeler var. Bunlardan biri, OEM’lerin çok markalı servis modeli geliştirme çalışmalarına start vermiş olması. Bu demek oluyor ki; sadece kendi ürettikleri markalara değil, diğer markalara da servis hizmeti sağlanacak. Bir diğer gelişme ise, Hindistan pazarında ürün ve hizmetler mevzuatı devreye sokuldu. Artık yedek parça ve tedarikçiler daha az vergi ödeyecekler. Ödeme konusunda da kolaylık sağlanacak. Ülkedeki aftermarket pazarının esas problemi ise, internetten ürün satın alanların ödemelerini halen ‘kapıda’ gerçekleştirmeleri. Yani en zor olan şey müşterilerde güven oluşturma. Çünkü, tüketici aldığı ürünün orijinal olup olmadığını nereden anlayacağını düşünüyor. İnternetten en çok aksesuar gibi parçalar satın alınıyor. Sonuç olarak odaklanılması gereken konuların; potansiyel, müşteriler ve pazarı etkileyenleri etkilemek olduğunu söyleyebilirim” diyerek sözlerini noktaladı.