Otomotiv sektörü araştırmasının sonuçları açıklandı

KPMG tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, sürücüsüz araçlar hem hayatı, hem de şehirleri değiştirecek. Çalışmaya göre, insan sürücülerle aynı yolu kullanmaları riskli bulunduğu için sürücüsüz araçların trafiği ayrılacak.

A+ A-

KPMG’nin 19. defa düzenlediği ‘Küresel Otomotiv Araştırması’, yakın gelecekte insanların kendilerini içinde bulacağı yepyeni bir dünyaya pencere açıyor. Teknolojinin otomotiv sektörünü tamamen içine alacağı gelecekte otonom devrim, bilim kurgu hikâyelerindeki görüntüleri gerçek kılacak. Çalışma, 2040 yılına kadar otomotiv sektöründe bugün bilinen her şeyin değişeceğini ortaya koyuyor.
KPMG tarafından gerçekleştirilen ‘Küresel Otomotiv Araştırması’ndan öne çıkan başlıklar şu şekilde:
- Otomotiv yöneticilerinin yüzde 56’sı, perakendecilerinin sayısının 2025 yılına kadar yüzde 30 ilâ 50 oranında azalacağına inanıyor. Bunların yüzde 80’ine göre, perakendecilerin ayakta kalmasının tek yolu; kapsamlı servis hizmeti veren ya da ikinci el araç satan merkezlere dönüşmek.
- Yöneticilerin yüzde 80’inden fazlası, otomobil ve sürücü verilerinin kullanımının sektördeki gelecek iş modellerinin temeli olacağını söylüyor. Bu durumda, bağlantılı araçlardaki standart ekipmanların yeniden tanımlanması gerekiyor. Örneğin; araçtaki veri güvenliği ve siber güvenlik sistemi gelecekte otomobil satın alırken en önemli kriterlerden biri olacak.
- Bugün dünyada 700’den fazla fabrikada 3 bin farklı model araç üretiliyor. Söz konusu araçların yalnızca yüzde 2’si elektrikli. Yakın gelecekte yollarda yalnız elektrikli araçlar olmayacak; farklı mekanizmalarla çalışan otomobiller de aynı dönemde yollara çıkacak.

Mobilite ile ilgili paradigma kökten değişti
- Otonom sürüş, mobilite ile ilgili paradigmayı kökten değiştirdi. Ancak, araç filolarının tamamen direksiyonsuz hale gelmesinden önce kuralların oluşturulması gerekiyor. Otomotiv yöneticilerinin yüzde 94’ü; 2040 yılına kadar, çalışan, etkili bir sürüş politikası ve otonom sürüş kurallarının oluşturulacağını düşünüyor. Kameraların, radarların ve algoritmaların ötesinde önemli altyapı yatırımları da söz konusu olacak.
- Araştırmaya katılan yöneticilerin yüzde 74’ü, insanlı sürüş ve otonom sürüş trafiğinin karıştırılmasının ciddi güvenlik sorunları yaratacağına inanıyor. Çünkü, bugünün araç trafiğindeki her olasılığı bir algoritmaya dâhil etmek imkânsız. Bu nedenle, geçici süre için sürücüsüz araçların ‘güvenli alanlarda’ kullanılması üzerinde duruluyor. Otonom araçlar için özel şerit oluşturulması formüllerden biri.
- Sürücüsüz araçlar için gereken sürüş politikası ve yönetmeliklerin 2030 yılına kadar oluşturulacağı tahmin ediliyor. Büyük olasılıkla bu tarihten sonra insanlı araçlarla otonom araçların entegrasyonu fikrinden tamamen vazgeçilip, yolların ayrılmasına
karar verilecek. 10 yıl içinde de yeni yol kavramları ve trafik uygulamasına geçilecek.
- Sürücüsüz araçlar ve bu araçların trafiği için yapılacak yollar, trafikte iletişim kurmak için farklı sistemleri devreye sokacak, altyapıları koordine etmek gerekecek. Farklı mobilite kavramları bir arada olacak. Tüm bunlar, iş modellerini ve altyapıyı etkileyecek. Şehir merkezleri bu ihtiyaçlara göre yapılanacak, şehirler değişecek.

Yeni kavramlar doğacak
- Otomotiv teknolojisi, toplu taşıma ve lojistiği birleştirecek, yeni bir kavram doğacak: 'Mobi-listik.' Çünkü, sektör yöneticilerine göre insan ve eşya taşımak arasında artık ayrım yapılmayacak. Otonomi, paylaşım ve platform tabanlı dağıtım hizmetleri dünyayı ‘mobi-listik’e götürecek. Yöneticilerin yüzde 73’üne göre, 10 yıl içinde toplu taşıma araçlarının yerini sürücüsüz kapsüller alacak.
- Hükümetler, belediyeler ve toplu taşıma hizmeti veren kurumlar bu model ile ilgili yeniden yapılanacak.

Otomobil sahibi olma eğilimi azalacak
- Otomobil sahibi olmayı statü sembolü olarak görenlerin sayısı azalıyor. Sürücülerin yüzde 55’i, araç paylaşımı ya da araç çağırma hizmetlerinin kullanımı ve erişiminin kolay olması halinde kendi otomobillerini bırakmaya hazır.
- Araştırmaya katılanların yüzde 43’ü, tanıdıkları araç sahiplerinin yarısının 2025’e kadar araçlarından vazgeçeceğine inanıyor. Bunun önemli sebepleri; yaşam koşulları (yüzde 32) ve toplam sahip olma maliyeti (yüzde 23). AirBnB modelindeki gibi otomobil paylaşımı henüz emekleme aşamasında; ancak yükselen bir eğilim.

Dizel araçlardaki tartışmalar sürüyor
- 2015 yılındaki krizden itibaren dizel araçlar tartışmalı bir konu olmayı sürdürüyor. Global tüketicilerin yüzde 65’i dizel araç tercih etmeyeceğini söylüyor. Batı Avrupa’da dizel araçlara sürüş yasağı konuşuluyor. Doğu Avrupa’da ise, tüketicilerin yüzde 52’si uzun motor ömrü ve maliyet avantajları nedeniyle dizeli seçiyor.
- Dizel araçlar, küresel otomotiv üretiminin yüzde 20’sini oluşturuyor. Dizel yakıt üretiminde de bir azalma veya yavaşlama görülmüyor.
- Çevreye verdiği zarar asla kabul edilmemekle birlikte dizel, teknoloji olarak çok değerli görülüyor. Sektörde söz konusu zararın, biyo-yakıtlarla veya sentetik yakıtlarla dengeleneceği görüşü hâkim olmaya başladı.
- Her şeye rağmen dizel, teknoloji olarak ölmedi. Egzoz sorununun ekolojik standartlara uygun şekilde çözülmesinden sonra artan maliyetler nedeniyle küçük segmentteki dizel araçların ortadan kalkması bekleniyor. Üst ve orta sınıf segmentteki SUV’ların dizel araçları temsil edeceği belirtiliyor.

Ölekli: “Araştırma bir devrimi görüntülüyor”
Araştırma sonuçları hakkında değerlendirmelerde bulunan KPMG Türkiye Otomotiv Sektör Lideri Hakan Ölekli, “43 ülkede otomotiv ve teknoloji sektöründen bine yakın yönetici ve yaklaşık 2 bin 500 tüketiciyle yapılan araştırma bir devrimi görüntülüyor” diye konuştu.
Günümüzde dünyadaki 50 büyük otomobil üreticisinin, en büyük 15 teknoloji şirketinin piyasa değerinin yüzde 20’si değerinde olduğunu kaydeden Ölekli, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Bu rakam 2010 yılında yüzde 40’tı. Yani teknoloji şirketleri, artık finansal piyasaların en güçlü oyuncuları haline geldiler. Otomotiv üreticileri teknoloji şirketleri karşısında ayakta kalmak istiyorlarsa onlarla işbirliğinden başka şansları yok. Navigasyon ve elektrikli otomobiller için şarj istasyonu gibi konulardaki işbirlikleri, otomobil üreticilerinin bu yola girdiğini gösteriyor.”
Araştırmadan çıkan sonuçlara göre, giderek daha sık görmeye başlanan otonom araçların, hayatı ve şehirleri değiştireceğinin altını çizen Ölekli, çevreye etkileri yüzünden geçen yıl pazar kaybeden dizel araçlar için farklı bir rota çizildiğini de sözlerine ekledi.