Makinaya yatırım: Refah toplumu olmanın yolu...

Makina üreticisi 2 bin firmayı temsil eden 21 derneğin çatı kuruluşu MAKFED tarafından düzenlenen ‘Makina Zirvesi-Vizyon 2030’ etkinliği, devletin ilgili kurumlarının ve özel sektörün üst düzey temsilcilerini bir araya getirdi.

A+ A-

Yalçın GÜR

Haziran ayında makina sektörü açısından önemli bir zirve gerçekleşti. Etkinlik, makina üreticisi 2 bin firmayı temsil eden 21 derneğin çatı kuruluşu Makina İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu (MAKFED) tarafından düzenlendi. Devletin ilgili kurumlarının ve özel sektörün üst düzey temsilcilerinin birlikte olduğu bir ortamda, makina sektörünün 2030 vizyonu konuşuldu. Haber ayrıntılı şekilde dergimizde yer alıyor. Ben de, bu zirvenin neyi amaçladığını ve ne istendiğini biraz daha öne çıkarmak istedim.

Makina öne çıkıyor
Önce vizyon 2030’a bir bakalım. Vizyon 2030 şöyle yazılmış: Türkiye’nin kalkınması yolunda sanayide sürükleyici bir rol üstlenmek üzere imalat sanayiinden ve ihracattan alınan yüzde paylarının ve ihracat dolar/kg değerinin 15’e çıkarılması hedefi doğrultusunda, katılımcı ve paylaşımcı bir yaklaşımla kalite, teknoloji geliştirme ve yenilikçilikte uluslararası düzeyde rekabetçi bir yapıya ulaşmak. 15 rakamı akılda kalacak şekilde öne çıkarılmış.
- İmalat sanayii payı: Yüzde 15
- İhracat payı: Yüzde 15
- USD/kg ihracat değeri: 15 (şu anda 6)
Kısaca zirvede öne çıkan başlıkları şöyle özetlemek mümkün: Kamu tarafından yerlileştirme programında önceliğin makina sektörüne verildiği ve Türkiye’nin sağlıklı, dengeli ve dinamik bir ekonomi için güçlü bir makina sektörüne sahip olması gerektiğinin önemi vurgulandı. Önümüzdeki süreçte yedi bileşende sanayiye güçlü destekler geleceği ve makina sektörü için önümüzdeki dönemde ciddi bir iç pazar talebi olacağı diğer önemli bir açıklamaydı. Bu açıklamalar, makina dünyasının yetkililerince memnuniyetle karşılandı. Makina dünyasının temsilcileri ise, talep ve beklentilerinin karşılanması durumunda 2030 yılında yıllık 100 milyar dolarlık üretime ulaşabileceklerini ve buna hazır olduklarını belirttiler.

Makinaya bir sektör olarak bakılmamalı
Zirveye ev sahipliği yapan MAKFED’in Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran bir noktaya dikkat çekti: “Türkiye makina sektöründe gerçekleştireceği dönüşümle refah toplumu haline gelebilir. Kamunun makinaya bir sektör olarak bakmaktan vazgeçmesi ve Türkiye ekonomisinin lokomotifi olarak görmesi gerekiyor. Makinayı Türkiye ekonomisinin lokomotifi yapabilirsek, 2030 yılında yıllık 100 milyar dolarlık üretime ulaşabiliriz. Eğer petrol ve doğalgazı yoksa, makina üretmeden zenginleşmiş bir tane ülke gösteremezsiniz. Son 60 yılda orta gelirden yüksek gelir seviyesine çıkabilen Kore ve Tayvan olmak üzere sadece iki ülke var. Bu başarıya; makina, elektronik ve yazılımla ulaştılar. Daha uzun vadeli, daha stratejik ve daha nitelikli bakış açısına sahip olmamız gerekiyor. Türkiye’nin gelişmeden çok sıçramaya ihtiyacı var. Her yıl yüzde 20-25 büyümeyi başarmamız lazım. 10 yıl önceki 2023 hedefimiz 100 milyar dolardı. Ama ekosistemdeki sorunlar nedeniyle olmadı. Hiçbir şey için geç değil; bu hedefe 2030’da ulaşabiliriz.”

Talep ve beklentiler karşılanmalı
Türkiye’nin refah ülkesi olmak için teknoloji üretmek zorunda olduğunun altını çizen MAKFED Genel Sekreteri Zühtü Bakır, makina üreticilerinin, 2018’de 13 bin işletme ve 240 bin istihdam ile 99,4 milyar TL ciro, 24 milyar TL katma değer ürettiğini ve 17,15 milyar dolarlık ihracat yaptığını belirtti.
Makina İhracatçıları Birliği (MAİB) Başkanı Kutlu Karavelioğlu ise, yılın ilk beş ayında geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 8,4 artan ihracatlarının 7,6 milyar dolar olduğunu açıkladı. Yurt içinde sabit sermaye yatırımlarını artırmaya yönelik desteklerin ve finansmana erişim imkânlarında sağlanan kolaylıkların rekabet güçlerine olumlu bir katkısı olacağını söyleyen Karavelioğlu, sektörün 2030 vizyonunda ortaya koyduğu talep ve beklentilerin karşılanması halinde, bu düzenlemelerin gerçek etkisini göstermesini sağlayacağına vurgu yaptı.