Makina sektörü, istikrarlı büyüyen bir iç pazarla gelişebilir

Sanayileşmiş ülkelerde makina sektörü ayrıcalıklı bir yere sahip. Türkiye de, sanayileşmiş ülke olma yolunda ilerliyor ve bu nedenle, öncelikli olarak makina sanayisinde yeterli teknolojik gelişmeyi sağlamalıyız.

A+ A-

Akif AKSOY (Makina Mühendisleri Odası Kayseri Şube Yönetim Kurulu Başkanı)

Makina sektörü; katma değer yaratan, teknolojik yeniliklerle birlikte sürekli gelişen, geniş yan sanayii ağına sahip olan, ülkedeki istihdama ve ihracata katkı sağlayan bir sektör. Sektör için teknoloji ve Ar-Ge faaliyetleri çok önemli. Tüketicinin veya kullanıcının talepleri doğrultusunda; makinalar, makina aksam ve aletlerinde gerekli Ar-Ge ve özel tasarım çalışmaları yapılıyor ve talep halinde yeniden üretim söz konusu olabiliyor. Bu sektörde üretim ve ürün teknolojilerinin geliştirilmesi diğer sanayi dallarını da yakından ilgilendiriyor. Makina sektörü kapsamında; otomotiv, kimya, elektronik, uzay-havacılık-savunma sanayii Ar-Ge faaliyetlerinin en yoğun yapıldığı sektörler arasında bulunuyor.

Potansiyeli olan firmalar desteklenmeli
Bir ülkenin sanayileşmiş ülke olabilmesi için kendi üretim ve ürün teknolojilerine sahip olması gerekir. Ülkemiz de, makina sanayisinin gelişmesi ve makina sanayisinde üretim teknolojisine sahip olabilmesi ile sanayileşmiş ülke olabilir. Sanayide çok üretim yaparak sanayileşmiş ülke olunmuyor. Bu nedenle, sanayileşmiş tüm ülkeler makina sektörüne ayrıcalıklı bir yer veriyorlar. Türkiye sanayileşmiş ülke olma yolunda ilerliyor ve bu nedenle, öncelikle makina sanayisinde yeterli teknolojik gelişmeyi ve rekabet gücünü sağlamak zorundayız.
Ülkemizde ihracat sektöründeki toplam hasılatın önemli bir miktarı makina sanayisine ait. İhracatı yüksek Almanya, Japonya ve Çin gibi ülkelere bakıldığında ise, sürükleyici sektörün makina olduğunu görüyoruz. Makina-donanım üreten ülkelerin, kendi konumlarını koruma ve güçlendirme isteği ve bu doğrultuda politikalar geliştirmeleri işin doğasında var. Başkalarının ne yaptığından çok, bizim ne yapmamız gerektiği üzerine odaklanmalıyız. Türkiye’de makina sektörünün gelişmesi ve ihracatın artırılması istikrarlı büyüyen bir iç pazar ile mümkün. Ancak ne yazık ki; son yıllarda içinde bulunduğumuz ekonomik durum ile gerek kamu, gerekse özel sektörde makina yatırımları küçülüyor. Böyle bir pazarda ölçek yakalamak ve gelişmek mümkün değil. Bu nedenle, son dönemlerde Türk makina sektörü için öncelikli ve ayrıcalıklı hiçbir yatırım, üretim, Ar-Ge ve ihracat teşvik unsuru bulunmuyor. Ayrıca, niteliksiz ve potansiyeli olmayan firmaların desteklenmesi piyasayı daha da bozuyor. İleri teknoloji yoğunluklu sanayi üretimine geçiş, ancak makina sanayisinin gelişmesi ve endüstride ulaşmak istenilen rakamın yakalanması ile mümkün olacaktır.

Teşvikler proje odaklı olmalı
Türkiye olarak öncelikle dünya genelinde makina üretiminde akademik çevrelerde, araştırma kurumlarında, uygulama merkezlerinde geliştirilen ve kaynaklara yansıyan veri, enformasyon ve bilgileri derleyen bir yapıya ihtiyacımız var. Makinaların fiziki bileşenlerinde, akıllı bileşenlerinde ve bağlantılarında hangi teknik gelişmelerin öne çıktığı konusunda üreticinin gerekli bilgilerle donanması en önemli etkenlerden biri. Makinacılarımız, dünya koşullarını gözeten ‘alan belirleme’ çalışmalarını yapmalı, kamu yetkilileri ve bürokrasi işbirliğiyle yol haritası belirlemelidirler. Ülkemizde makina üreticilerinin yeterli sermaye sahibi olmadığını biliyoruz. Makina üreticilerinin fiziksel bileşenler, akıllı bileşenler ve bağlantı bileşenleri konusunda yatırım yapacağı alanla ilgili ön araştırmaları yaparak net bilgi sahibi olması; sermayenin doğru yere, doğru zamanda ve doğru miktarda bağlanmasına yardımcı olacaktır. Teşvikler, mekan ve sektör odaklı olmaktan çıkarılarak, proje odaklı hale gelmeli; yatırım aşamasında fizibilite değerleri ile uygulama değerleri arasında sapmalar mutlaka geri bildirimlerle belirlenmeli, ince ayarlar yapılmalı, sistemli bir gözetim ve denetim sağlanmalıdır. Yurtdışından makina ithal etmek yerine söz konusu ürünleri imal eden bir ülke konumuna gelmek Türkiye’nin yüksek cari açığının düşürülmesine de katkı sağlayacaktır. Türkiye bu potansiyele sahip bir ülkedir; ancak firmaların ürünlerini ve markalarını tanıtmaları konusunda daha fazla çaba sarf etmeleri gerekiyor.