Konya’da makina sektörü

Makina imalat alanında ülkemizin önde gelen şehirlerinden Konya’da makina imalat sanayii, istihdam rakamlarında 2017 sonu itibariyle; İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’dan sonra 5. sırada yer almaktadır.

A+ A-

Aziz Hakan ALTUN (Konya Makina Mühendisleri Odası Şube Başkanı)

Gerek Osmanlı, gerekse de Cumhuriyet tarihinden bu yana büyük arazilere sahip olması nedeniyle Konya’nın tarım üzerine yerleşmiş bir ticareti bulunmaktadır. Cumhuriyet tarihini takip eden 1960’lı yıllardan sonra il içerisinde tarım teknolojileri imalatı yaygınlaşmaya başlamış ve günümüzde tarım makinaları sektörü, Konya’daki makina sanayiinin ana itici gücü haline gelmiştir. Bunun istatistiksel karşılığı olarak Bilim Sanayi Teknoloji Bakanlığı'nın lonca sistemine bakıldığında; 28.30 Nace koduna sahip Türkiye’deki 1005 firmanın 246’sının Konya’da olduğu görülmektedir. Tarım makinaları dışındaki makina imalat alanında ülkemizin önde gelen şehirlerinden olan Konya’da makina imalat sanayii, 2017 sonu itibariyle istihdam rakamlarında 11 bin 838 personel ile; İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’dan sonra 5. sırada yer almaktadır. Kentteki makina sektöründeki istihdamların tamamına yakını 5 alt grupta toplanmaktadır. Bunlar; tarım ve hayvancılık makinaları imalatı, değirmen ve diğer gıda makinaları imalatı, genel amaçlı makina kalıp imalatları, akışkan gücü ile çalışan donanımlar, pompalar ve kompresör imalatı ile kaldırma ve taşıma donanımları makina imalatıdır.

İstihdamda 5., ihracatta ise ilk sırada
Makina sektöründeki istihdamda 5. sırada olan Konya’nın, TUİK istatistiklerine bakıldığında sektörel bazda ihracatın yüzde 25’ini üstlenerek ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Bu durumun ana sebebi olarak; ildeki makina ekipman altyapısı ve firmaların büyüklük ölçeği bakımından, 10 çalışandan az olan mikro işletme sayısı ile 10-50 çalışan arasında istihdama sahip küçük ölçekteki firmalarda ‘KOBİ Başkenti’ unvanını alacak şekilde ülkemizde en fazla imalatçı firmaya sahip olması gösterilmektedir.
Mikro ve küçük ölçekli birçok firmaya sahip olunması durumu, şehir olarak makina sektörüne yönelik ürün ve hizmet çeşitliliği sunma kabiliyetini artırmaktadır. Ancak, büyük sermayeli, yüksek marka değerine sahip ve sektörde lokomotif olacak firma sayısının azlığı ise, sektörde kümelenmelerin oluşamamasına ve kalite zincirinin aşağı seviyelerde kalmasına neden olmaktadır. Bu sorun Konya’da sadece makina sektöründe değil, gıda hariç sektörlerin neredeyse tamamında bulunmaktadır. Hatta imalat kapasitesi bakımından Türkiye’nin 4. şehri ilan edilen ilin ihracat sıralamasında ilk 10 sırada kendisine yer bulamaması maalesef bunun en ciddi örneğidir. Bu engeli aşmak için de, belirli büyüklüklere ulaşan firmalarımızın bir an önce kurumsallaşmaya yönelik insan kaynaklarını güçlendirmesi ve firma içerisinde yetki ve sorumlulukları akrabalıkla değil, liyâkat ile nitelikli personellere dağıtması gerekmektedir. Ayrıca, büyük işletmelere bakıldığında tamamının 24 saat tam zamanlı çalışma düzenine geçtiği görülmektedir. Bu nedenle Konya’daki firmalarımızın da, finansal güçlerini yeni makina yatırımlarına harcamak yerine, mevcut makina ekipmanlarını tam kapasiteyle kullanacakları 24 saat çalışma düzenine geçişlere hazırlanmaları gerekmektedir.

Gençler sanayiyi tercih etmiyorlar
Konya’da büyük işletme sayısının az olması sorunu dışında makina sektöründe gözlemlediğimiz diğer bir sorun da gençlerin sanayiyi tercih etmemesidir. Bunun başlıca sebebi; hizmet sektörü ile sanayideki asgari ücretin aynı olması nedeniyle genç çalışanların sanayi yerine restoran/kafe/mağaza gibi hizmet sektörünü tercih etmesidir. Bu sorunun aşılabilmesinin en hızlı yolu, hizmet sektöründeki asgari ücreti sanayideki asgari ücretten düşük tutmaktır. Bu, ilk başta firma sahiplerinin maliyetlerini artıracağı ve imalat sektörüne zarar vereceği düşüncesini akla getirse de, sanayide çalışan personelin SGK primlerinde veya gelir vergilerinde yapılacak indirimlerle bu maliyetlerin işverene yansıtılmadan çözülebileceği aşikârdır. Hatta bu konuda genç çalışan istihdamına yönelik İŞKUR’un vermiş olduğu benzer destekler de bulunmaktadır. Ancak, imalat sanayisinin gelişmesi için bu gibi desteklerin imalat sektörüne özelleştirilmesini sağlamalıyız.