Gök: “Otomasyonu herkes için ulaşılabilir hale getiriyoruz”

2017 yılının son aylarında bölgesel etkinliğini güçlendirmek için Türkiye ve bölge pazarına güçlü bir giriş yapan Danimarka merkezli Universal Robots firması, 500’ü aşkın profesyonel kadrosuyla birlikte 50’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor.

A+ A-

Özkan ÖZÇELİK

Merkezi Danimarka’da bulunan Universal Robots, 'cobots' olarak adlandırılan, hafif ve esnek robot kollarıyla endüstriyel robotiği yeniden keşfetmek amacıyla 2005 yılında kuruldu. Şirket, 500’ü aşkın profesyonel kadrosuyla birlikte 50’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor. Kuruluş, 2017’nin son aylarında bölgesel etkinliğini güçlendirmek için Türkiye ve bölge pazarına güçlü bir giriş yaptı. Universal Robots, bölge pazarıyla ilgili çalışmalarını da Türkiye operasyonu üzerinden yürütüyor.

“2005'te Danimarka'da faaliyetlerine başladı”
Şirketlerinin 2005’te Danimarka’da faaliyetlerine başladığını aktaran Universal Robots Türkiye Satış Geliştirme Yöneticisi Kandan Özgür Gök, 50’den fazla ülkede distribütörlüklerinin bulunduğunu dile getirdi. Gök, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Çek Cumhuriyeti, Çin, Hindistan, Singapur, Japonya, Güney Kore, Meksika, Tayvan ve Türkiye'deki bölgesel ofislerimizin yanı sıra, dünya çapında yaklaşık 400 partnerlik güçlü dağıtım ağımızla faaliyet gösteriyoruz. 500’ü aşkın kişiden oluşan profesyonel kadromuzla birlikte dünyanın 50’den fazla ülkesinde faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Yüzde 58’lik pazar payıyla tüm dünyada liderliğimizi sürdürürken; 25 bini aşkın cobot kurulumumuzla otomasyonu herkes için ulaşılabilir hale getiriyoruz.”

“e-Series, sürekli geliştirilebilecek bir platform”
Universal Robots’un ürün ailesinde; UR3, UR5 ve UR10 olarak farklı erişim ve taşıma kapasitesine sahip üç temel cobot'un olduğunu anlatan Gök, “Şimdi bunlara yeni geliştirdiğimiz e-Series’i de ekledik. e-Series ürün ailesiyle birlikte; üreticilere daha da hızlı kurulum, programlama ve esnek kullanım imkânı sağlıyoruz. e-Series, sürekli olarak geliştirilebilecek bir platform olarak geleceğin ihtiyaçlarına bugünden cevap verebilecek bir çözüm sunuyor. Daha geniş bir uygulama çeşitliliği sunan teknolojik avantajlar içeren söz konusu ürün; standart olarak gömülü (entegre) kuvvet/tork sensörünün sağladığı daha yüksek hassasiyet sayesinde, daha fazla uygulamayı ekonomik olarak yapabilmeye imkân tanıyor” dedi.

“Endüstriyel robot alanında bir devrime işaret ediyor”
İlk kez 1999’da ortaya çıkan ‘cobot’ (collaborative robots) kelimesinin, ‘işbirliği’ ve ‘robot’ kelimelerinin birleşiminden oluştuğunu aktaran Gök, “Cobot’un robottan en önemli farkı; insanlarla etkileşim halinde olarak, insanla beraber güvenli ve esnek şekilde rahat bir çalışma imkânı sunuyor olması. Endüstriyel üretimlerde, dikkat gerektiren ve sık tekrarlanan iş yapış biçimleri, insanlar için bir yandan hata yapma ihtimalini ve iş kazalarını artırırken; diğer yandan da verimi düşürüyor. ‘İnsanla işbirliğine dayalı robot’ olarak nitelenen cobot, bu sorunların üstesinden gelerek, endüstriyel robot alanında bir devrime işaret ediyor. Temel olarak Universal Robots cobot’ları; kolay programlanır, uzmanlık gerektirmez, esnek olarak konumlanır ve uygulamalar arasında hızla görev değiştirilebilir. Aynı zamanda, insan ile işbirliği halinde çalışabilir, yatırım geri dönüşü hızlıdır ve hızlı kurulum ile entegrasyon avantajına sahiptir” diye konuştu.

“En az düzeyde yatırım gerektiriyor”
Sanayinin her alanında ve üretimin her aşamasında kullanılabilen robot teknolojisinin, maliyetleri aşağı çekmek ve verimliliği artırmak açısından önemli bir rol oynadığını ifade eden Gök, hem büyük ölçekli işletmeler, hem de KOBİ’lerin söz konusu avantajlardan yararlanmak için otomasyona geçtiğini vurguladı. Gök, şunları söyledi: “Böylece işletmeler, uluslararası rekabette mücadele edebilir konuma geliyorlar. Universal Robots’un cobot'ları büyük altyapısal değişiklikler gerektirmediğinden, en az düzeyde yatırım gerektiriyor. Üretim hattında farklı fonksiyonlar için yeniden hizmete alınabiliyor ve aralıksız kullanılabiliyor. Esnek konumlandırma, güvenli kullanım, hızlı kurulum ve entegrasyon, elle ya da kontrol kumandasıyla kolay programlama özellikleriyle küçük ve orta ölçekli şirketlerden büyük ölçekli çok uluslu şirketlere kadar; hızlı yatırım geri dönüşü, enerji tasarrufu ve verimlilik avantajı sağlıyor.”

“Ücretsiz online eğitim imkânı sunuyoruz”
Universal Robots Akademi ile işbirliğine dayalı robot kavramlarını öğrenmek isteyenler için ücretsiz online eğitim imkânı sundukları bir platformlarının bulunduğunu ifade eden Gök, söz konusu platformda hem mevcut, hem de tüm yeni partnerleriyle yakın bir işbirliği içerisinde çalıştıklarını anlattı. Gök, şöyle devam etti: “Bu platformda, son kullanıcı ve sistem entegratörlerinin ihtiyacı olan birçok cobot çevre ekipmanı Universal Robots cobot’larıyla ‘Tak-Çalıştır ve Üretime Başla!’ konseptine uygun şekilde geliştiriliyor. Böylece, iş ortaklarımız ve son kullanıcılarımız, cobot’larımızla sorunsuz bir şekilde çalışacak şekilde sertifikalandırılmış UR+ ürünlerini seçerek, hızlı bir şekilde çalışmaya başlıyorlar. Var olan ürününü özelleştirmek ya da yeni bir ürün geliştirmek isteyen geliştiricilere, yenilikçi çalışmalar yapmak isteyenlere olanak sağladığımız UR+ programımızda, 100’den fazla sertifikalı ürün ve 300'den fazla onaylı ticari ürün geliştirici partner şirketimiz var. Ayrıca, kullanıcılara kolay programlama yapmanın ipuçlarını veren uygulama bazlı Webinar’larımız ile cobot’ları keşfetmek daha da keyifli oluyor. Cobot’ların kullanılabileceği çok farklı sektörlere dair uygulama videolarını içeren Webinar’larla, programlamak ve üretime başlamak çok daha hızlı gerçekleşiyor.”

“Çok sayıda avantaj sağlıyor”
Kolaboratif robotlarda Universal Robots’un kullanıcılara sağladığı çok sayıda avantajın bulunduğunu aktaran Gök, “Standart olarak sunulan Türkçe robot, 3 faz elektrik tesisatı gerektirmeden, 220 V tek faz kullanım imkânı ve daha düşük enerji tüketimi ile endüstriyel robot kullanımı imkânı sağlıyor. Universal Robots Akademi platformunda; online, 7/24 saat ücretsiz olarak sunulan interaktif eğitim ile 87 dakikada cobot programcısı olunabiliyor. Robotu kutudan çıkarıp; kurulumunu, entegrasyonunu ve programlanmasını yapmak sadece 60 dakika sürüyor. Kolay programlama ve otomasyon uzmanlık tecrübesi gerektirmiyor. Robot, elle ya da sezgisel kontrol kumandası ile kolay programlama imkânı sağlıyor. Standart olarak sunulan birçok haberleşme protokolünü içeriyor. UR+ platformundaki ürünlerle farklı görevler arasında hızlı geçiş ve hızlı entegrasyon imkânı sunuyor. Bir tek robotun farklı görevlerde esnek kullanımı ve konumlandırılması, insan ile yan yana işbirliğine dayalı kullanım imkânı, ayarlanabilir güvenlik fonksiyonları, durma süresi ve mesafesi, entegre kuvvet/tork sensörü, kılavuz niteliğinde sunulan e-kitaplar, oldukça hafif ve kompakt yapısıyla cobot’un tüm eksenlerinin ±360 derece rotasyon imkânı ve kolay değiştirilebilir eklemleriyle kullanıcıların işini kolaylaştırıyor. Ayrıca, hızlı yatırım geri dönüşü olan cobot’larda periyodik bir bakım kavramı da bulunmuyor” diye konuştu.

“Yetenek açığını kapatmaya devam ediyor”
Uygulama Sihirbazı (Application Builder) ile hem küçük, hem de büyük ve orta ölçekli şirketler için geliştirdikleri çalışmalara bir yenisini daha eklediklerine dikkat çeken Kandan Özgür Gök, şunları kaydetti: “Universal Robots, Uygulama Sihirbazı aracıyla yetenek açığını kapatmaya devam ediyor. Cobot’ları ile tüm sektörlere çözüm sağlayan şirketimiz, firmalara istedikleri uygulamayla ilgili baştan sona eksiksiz bir program şablonu ortaya çıkararak, maliyet ve üretim optimizasyonu sağlıyor. Uygulama Sihirbazı'nda cobot kontrolörünün diğer ekipmanlarla nasıl ilişkilendirileceği anlatılıyor. Uygulama Sihirbazı, örneğin; cıvatalama için tork, paletleme için yerleşim şablonu, tutucular için dikkat edilmesi gereken detaylar gibi cobot'un özel uygulama gereksinimleriyle ilgili konularda katkılar sağlıyor, cobot'un nasıl programlanacağını gösteriyor. Bununla birlikte, kullanıcının seçimlerine göre oluşturulan program şablonu e-mail ile kullanıcıya gönderiliyor, kullanıcı programı cobot’a yükleyerek çalışmaya başlayarak, kısa sürede imalat sürecine geçebiliyor. Uygulama Sihirbazı, başlangıç olarak en popüler üç kolaboratif robot uygulaması olan; makina besleme, cıvatalama ve paketleme için kullanıcılara avantaj sağlıyor. Diğer uygulamalar için de çalışmalara devam ediliyor.”

“Ar-Ge çalışmalarına büyük önem veriyoruz”
Firmalarının Ar-Ge’ye yaklaşımı konusunda da bilgi veren Gök, 2008’de ürettikleri ilk cobot’tan bu yana Ar-Ge çalışmalarına büyük önem verdiklerinin altını çizdi.
“Bu doğrultuda geliştirdiğimiz ürün ve uygulamalarla devam ederek, en son e-Series ürün ailesini piyasaya sunduk. e-Series ile otomasyon teknolojisindeki değişimin amiral gemisi olmaya devam ediyoruz. Ayrıca, başarılı çalışmalarımızla, robot teknolojisinin Nobel’i sayılan ‘Engelberger Ödülü’nün de sahibi olduk” diyen Gök, UR+, Universal Robots Akademi ve Uygulama Sihirbazı’nın otomasyon alanında yapılan başlıca ilkler olduğunu ifade etti.

“Türkiye gün geçtikçe büyüyen bir pazara sahip”
Universal Robots’un Türkiye’deki yapılanması hakkında da açıklamalarda bulunan Gök, 2017’nin son aylarında bölgesel etkinliklerini güçlendirmek hedefiyle Türkiye ve bölge pazarına güçlü bir giriş yaptıklarını anlattı. Bölge pazarıyla ilgili çalışmalarını da Türkiye operasyonu üzerinden yürüttüklerini açıklayan Gök, Türkiye’nin gün geçtikçe büyüyen bir pazara sahip olduğunu söyledi. İnsan emeğine dayalı üretimin fazla olduğu Türkiye’de, cobot kullanımının iş süreçlerini daha verimli hale getirdiğini kaydeden Gök, “Bu potansiyel, Türkiye’yi bizim için oldukça önemli kılıyor. Çünkü, işbirliğine dayalı kolaboratif robotlarımızın odağında; insanla birlikte çalışan, kaliteli, uygun maliyetli, etkin ve esnek üretim mantığı yer alıyor. Universal Robots Türkiye olarak, Türkiye başta olmak üzere; Orta Doğu ülkeleri, Yunanistan ve İsrail’den sorumlu olarak çalışmalarımızı bu bölgelerdeki distribütörler ve sistem entegratörleri ile yaptığımız işbirlikleriyle başarıyla sürdürüyoruz” dedi.

“Geçen yıl global düzeyde yüzde 72 büyüdük”
Geçen yıl global düzeyde yakaladıkları yüzde 72’lik büyüme ivmelerini bu sene de sağlıklı bir şekilde sürdürdüklerini vurgulayan Gök, şöyle konuştu: “2018’de işbirliğine dayalı robot pazarındaki artışla birlikte pazardaki liderliğimizi sürdürürken, hızlı bir şekilde büyümeyi de hedefliyoruz. Ayrıca, mevcut ve yeni partnerlerimizle bölgesel satış ağımızı artırdığımız, teknik destek hizmetleri veren iş ortaklarımıza ve müşterilerimize verdiğimiz eğitimleri daha da etkin hale getirdiğimiz verimli bir dönem geçirdik. Robot programcısı olmak isteyen, dünya çapında 130’dan fazla ülkede 28 bini aşkın kullanıcıya sahip olan Universal Robots Akademi platformumuzun ağını genişletmeyi, çalışanlarımız ve iş ortaklarımızın hedeflerine ulaşmaları için onlara sağladığımız desteği ve eğitim fırsatlarını daha da geliştirmeyi amaçlıyoruz. Türkiye ve bölgede sorumlu olduğumuz ülkeleri (Yunanistan, İsrail, Orta Doğu ülkeleri) göz önünde bulundurduğumuzda, işbirliğine dayalı çalışan robotlarımızın üretim sistemlerine katacağı avantajları; robotlarımızın özelliklerinin tanıtıldığı partnerlerimiz tarafından sağlanan demo çalışmaları, Universal Robots olarak katılacağımız konferans, fuar ve uygulamalı seminer çalışmaları ile paylaşmayı hedefliyoruz.”“Değişime öncülük ediyoruz”
Robot teknolojilerinde yaşanan gelişmeler hakkında da bilgi veren Kandan Özgür Gök, robotlu sistemlerin gelişiminin yaklaşık 40 yıldır devam ettiğini dile getirdi. Teknolojinin hızlı değişiminin endüstriyel robotları da direkt etkilediğini kaydeden Gök, “Bu değişimle birlikte konvansiyel robotların yanı sıra yeni nesil robotlar da hayatımıza giriyor. Universal Robots ise, bu değişime öncülük eden firmalardan dünyanın 1 numaralı kolaboratif robot üreticisidir. Çünkü şirket, insanlarla beraber işbirliğine dayalı çalışan kolaboratif robotların hayatımıza girmesini, bu teknolojide sürekli otomasyon bariyerini belirleyerek, insan-makina işbirliği ile üretimin dünyada ve Türkiye’de yaygınlaşmasını sağlıyor. Uluslararası Robotik Federasyonu’nun verilerine göre; ortalama robot yoğunluğu dünyada 74, Türkiye’de ise 23. Dünyada imalat sektöründe kullanılan robotların sayısının yaklaşık 2 milyon civarında olduğu görülüyor. 2021 yılında bu rakamın 3,5 milyon seviyesine ulaşacağı öngörülüyor. Tabii bu rakamlara ulaşmada, teknik anlamdaki yeniliklerin geliştirilmesi ve kullanıcıların robotlu dünyaya daha yakın hale gelmesinin etkisi oldukça fazla olacak” şeklinde konuştu.

“Türkiye daha hızlı bir şekilde ilerlemeli”
Türkiye açısından bakıldığı zaman, 1990’lı yılların sonlarına doğru robotlu otomasyon sistemlerinin kullanılmaya başladığını anlatan Gök, ilerlemenin daha hızlı bir şekilde olması gerektiğini ileri sürdü. Gök, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Ancak, Türkiye’deki ekonomik koşullar ve endüstri altyapısı, bu konudaki ihtiyaçların hazır olmaması vb. sebeplerle, robotlu otomasyon daha hızlı olması gereken ilerlemesini gerçekleştiremedi. Şimdi ise; gelişen teknolojiler, dünya pazarındaki kalite, üretimin standart olması ve maliyetlerin düşürülmesi gibi etkenler, robotun kullanılmasıyla ilgili gereklilikleri giderek artırıyor. Bununla birlikte, daha esnek ve klasik otomasyon algısının ötesinde ihtiyaçları ortaya koyuyor. İşbirliğine dayalı kolaboratif robotlar, otomatik olarak yönlendirilebilen araçlar (AGV), servis robotları ve sosyal robotlar bu değişimin sonuçları. Gelişen teknolojiye ayak uydurarak rekabetçi olmak, sürdürülebilirlik, standartlaşma vb. adına tüm işletmeler bu alana oldukça önem veriyorlar. Bu sebeple, bu yatırımların hızlı bir şekilde artacağını öngörüyorum. Universal Robots olarak da; bu değişime, gelişime yön veriyor ve klasik üretim yöntemlerini fark yaratan teknolojilerle ileri taşıyoruz.”

“Ücretsiz çevrimiçi bir platform sunuyoruz”
Kolaboratif robot teknolojisindeki liderliklerini programlama ve kullanıcı eğitiminde kolaylık gibi avantajlarla da sürdürdüklerini ifade eden Gök, “UR Akademi ile, işbirliğine dayalı robot kavramını öğrenmek ve robot programcısı olmak isteyenler için ücretsiz çevrimiçi bir platform sunuyoruz. Universal Robots Akademi platformunda; İngilizce, İspanyolca, Almanca, Fransızca, Çince, Japonca ve Korece olarak 7 dilde sunduğumuz 9 online modül ile birlikte, robot teknolojisi alanında tecrübesi olmayan kullanıcılara dâhi önemli bir kolaylık sağlıyoruz. Türkçe seçeneğini de hayata geçirerek, daha fazla kullanıcıya bu imkânı sağlamayı planlıyoruz. UR Akademi sayesinde, sadece 87 dakikada robot programcısı olmak mümkün” dedi.Cobot’ların kutudan çıkarılıp kurulması ve programlanmasının sadece 60 dakika sürdüğünü kaydeden Gök, şöyle devam etti: “Universal Robots; son tüketicilere, distribütörlere, sistem entegratörlerine, UR+ ürünlerini geliştirmek ve ticarileştirmek isteyenlere yenilikçi UR+ ‘Tak-Çalıştır ve Üretime Başla!’ uygulaması ile kolay ve hızlı kurulum ve programlama imkânı sağlıyor. Robot tutucu (gripper) vb. yardımcı ekipmanlar, aksesuarlardan kamera sistemleri ve yazılıma kadar ihtiyaç duyulan her şey UR+ platformunda bulunabiliyor.”

“Yatırımın geri dönüşü çok kısa sürüyor”
Türkiye’nin robotları kullanacak yetkinlikte insanlara sahip olduğunu söyleyen Gök, sanayicilerin robot yatırımlarına bakışları hakkında da şunları aktardı: “Türkiye’de robot kullanımının önemine vâkıf sanayiciler olduğu gibi, otomasyona yapılacak yatırımın maliyetini yük olarak gören ve üretimde gerekli olmadığını düşünen sanayiciler de var. Oysa ki şirketler, üretim sürecinde cobot kullanarak, üretkenlik ve kârlılıkta artış, doğru istihdam konumlamasıyla zaman yönetiminde iyileşme ve fire malzemelerde azalmayı dikkate aldığında; robot teknolojisine yaptıkları yatırımın çok kısa sürede hızlı geri dönüşünü aldıklarını deneyimliyorlar. Cobot’lar özellikle geleneksel robotlarla kıyaslandığında, daha hızlı yatırım geri dönüşü sağlıyor. 220 volt kullanımla enerji tüketimi az olan cobot’lar için yeni enerji tesisatı kurulumuna gerek kalmıyor. Böylelikle, en baştan yatırım ve işletme maliyeti düşüyor.”

“Öncelikle beklentiler çok iyi belirlenmeli”
Robot yatırımı yapacak firmaların, hizmet ve ürün alacakları kuruluşları seçerken dikkat etmeleri gerekenler hakkında da görüşlerini açıklayan Kandan Özgür Gök, yatırım yapacak firmaların öncelikle beklentilerini çok iyi belirlemeleri gerektiğini vurguladı. Gök, “Bu beklentilerin arasında ilk olarak kalite yer alıyor. Çünkü, aynı iş sürekli tekrarlanarak yapıldığında belli bir standardı yakalamak mümkün olmuyor. İkinci faktör olarak üretim adedi ön plana çıkıyor. Özellikle, maliyet ve kâr analizi yapıldığında üretici hedeflediği kapasiteye ulaşmak istiyor. Üçüncü sırada ergonomi geliyor. Çalışanların motivasyonu, iş güvenliği ve sağlığı konusunda hedeflenen kalitenin yakalanması gerekiyor. Değerlendirmeler çerçevesinde firmalar, otomasyon sistemine geçip geçmemeleri gerektiğini belirleyebilir. Ayrıca, yapılan benzer örnek uygulamalar ve bunların sağladığı avantajlar da değerlendirilerek bu konuda bir çıkarımda bulunulabilir. Çalışma kılavuzumuz da, küçük ve orta ölçekli üretim yapan firmalar için robotik otomasyonuna geçişte değerlendirilmesi gereken en önemli konularda kullanıcılara rehberlik ediyor” diye konuştu.

“Dünyadaki robotların yarısından fazlası Asya'da”
Uluslararası Robot Federasyonu’nun 2016 yılı verilerine göre, robot satışlarının yüzde 16 artarak yaklaşık 300 bin adede yükseldiğinin bilgisini veren Gök, büyümenin ana lokomotifinin elektrik/elektronik endüstrisi olduğunu aktardı. Gök, şu şekilde konuştu: “Bu yıl HSBC tarafından yayınlanan Global Robotics Raporu’na göre ise, dünyadaki robotların yarısından fazlası Asya'da bulunuyor ve bunlar da çoğunlukla Çin'de çalıştırılıyor. Çin pazarı, dünyadaki endüstriyel robot talebinin yüzde 30'unu karşılıyor. Analistlere göre ABD'de her 10 bin endüstriyel işçiden 49'u robotken; Avrupa'da 176, Japonya'da 305 ve Güney Kore'de ise 531'i robotlardan oluşuyor.”
Uluslararası Robot Federasyonu’nun 2017 verilerine göre, Türkiye’de genellikle imalat sektöründe kurulu robot sayılarının görüldüğünü bildiren Gök, “Buna göre 2011 yılında 3 bin 10 ünite olan endüstriyel robot sayısı; 2012’de 3 bin 975’e, 2013 yılında 5 bin 56’ya, 2014’te 6 bin 286’ya, 2015 yılında 7 bin 940’a ve 2016’da da 9 bin 756’ya ulaştı. Söz konusu çalışmaya göre, 2016’da kurulu endüstriyel robot sayısı 2015 yılına göre yüzde 23 artarak 9 bin 800 robot ünitesine çıktı. Türkiye bu oranlarla kurulu robot sıralamasında global bazda 20. sırada yer aldı” dedi.

“Robot teknolojilerine yatırım artmalı”
Türkiye’nin söz konusu alanda atması gereken adımlara da değinen Gök, konuyla ilgili şunları aktardı: “Geleceğin üretim teknolojisi olacağına inandığımız işbirliğine dayalı yaklaşımın özelliklerinin araştırılarak, insan kaynağının en etkin şekilde kolaboratif robotlarla kullanılacağı üretim tesislerinin oluşturulması yönünde beklentimiz var. Böylece insanın üretimin bir parçası olması; daha esnek, kaliteli ve az maliyetli üretim imkânı sağlayacaktır. Örneğin; son dönemlerde Türkiye’nin savunma sanayiinde gurur verici atılımlar gerçekleşiyor. Türkiye olarak, global bazda rekabet gücümüzü artırabilmek için robot teknolojilerine yatırımların daha da artması ve çeşitlenmesi gerekiyor.”

“Endüstri 5.0 kavramı hayatımıza girecek”
Endüstri 4.0’a robot teknolojisi açısından bakıldığında; insanlar için daha hızlı, etkin ve esnek üretimi ifade ettiğini kaydeden Gök, “Endüstri 4.0 ve 5.0 gibi kavramlarda; teknolojinin nasıl değiştiğini ve ihtiyaçları en etkin, en esnek ve en az yatırım maliyetiyle nasıl, hangi yöntemlerle elde edebileceğimizi incelemek gerekiyor. Bu anlamda Universal Robots olarak, Endüstri 5.0 kavramının hayatımıza gireceğini ve üretimin bunun etrafında döneceğini düşünüyoruz. Bunun temel sebeplerinden biri, Endüstri 4.0 dediğimiz kavrama bir günde geçilememesidir. Endüstri 4.0’a belli altyapı çalışmalarının sonucunda ulaşılıyor. Bu altyapı çalışmalarıyla birlikte üretim; uygun maliyetli, düşük enerjili ve esnek yapılı bir hale geliyor. Tabii üreticilerin istediği bu noktaya gelmek de, çok kolay ve çoğunlukla da düşük yatırım maliyetleriyle mümkün olmuyor. Universal Robots olarak, Endüstri 5.0 kavramıyla hedeflenen otomasyon seviyesine ve gerçek anlamda esnekliğe herkesin erişebileceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

“Çalışma ortamlarını değiştiriyor”
Endüstri 4.0 ile birlikte üretim süreçleri ve teknolojilerinde yaşanan değişimin, çalışma ortamlarını da değiştirmeye başladığının bir gerçek olduğunu dile getiren Gök, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Günümüz üretim süreçlerinin esnek hale gelmesi, kitlesel ölçekte ve tekdüze üretim taleplerinin farklılaşması, müşteri talebinin kişiye özel ürünler ve çözümlere doğru hareket etmesi eğilimi artıyor. Örneğin; el yapımı ve kişiye özgü hazırlanan ürünlere kadar, insan dokunuşunun belirgin izlerini taşıyan ürünler daha önce hiç olmadığı kadar ilgi görüyor. Tüketici eğilimlerindeki bu yöneliş bir gerçeği daha ortaya çıkarıyor. O da şu ki; teknolojik ilerlemeler asla bir insanın üretim sürecinde ortaya koyduğu katma değerin ve zanaatkarlığın yerini alamıyor. Alması isteniyorsa da; esnek olmuyor ya da tam otomatik sistemlerin yatırım maliyetleri ve geri dönüşü yatırım yapmayı değerli kılmayabiliyor. Dolayısıyla, sanayide yaşanan devrim niteliğindeki gelişmelerin işsizliği artıracağı endişesinin aksine, insanın üretimin hep merkezinde olduğu insan-robot etkileşimli bir üretim sürecinin gelecekte var olacağını söyleyebilirim.”

“Ürünlerimizle Endüstri 5.0’ın öncüsü oluyoruz”
Universal Robots’un sanayide yaşanan dönüşümler konusunda yürüttüğü çalışmalardan da bahseden Gök, “Universal Robots olarak, Endüstri 4.0’dan farklı şekilde daha büyük ölçekli ve kitlesel üretim süreçlerinin önemli bir parçası olabilmenin yanı sıra; bireyselleştirilmiş ürünler, hizmetler ve deneyimler yaratmak için insan-robot işbirliği içinde çalışmayı önemli avantajlarla sunuyoruz. Bu da esasen Endüstri 5.0’ı işaret ediyor. Endüstri 5.0 olarak adlandırılan insan-robot etkileşimli teknolojiler, üretim taleplerinin farklılaşması, müşteri talebinin bireysel olarak özelleştirilmiş ürünlere, çözümlere doğru hareket etmesi eğilimiyle ivme kazanırken; tekrarlayan ve tekdüze işlere robotu, yaratıcı işlerin odağına ise insanı yerleştiriyor. Düşük üretim hacmi ve yüksek çeşitlilik gibi üretim zorluklarında gerçek anlamda esneklik sağlıyor. Dünyada insanla işbirliğine dayalı cobot’larıyla öne çıkan Universal Robots olarak, ürünlerimizle esasen Endüstri 5.0’ın öncüsü oluyoruz. Universal Robots'un kurucusu ve Teknik Direktörü Esben Østergaard'ın kazandığı, robot dünyasının Nobel'i olarak kabul edilen 'Engelbergel Ödülü'nü Endüstri 5.0 adına yapmış olduğumuz çalışmalardan dolayı aldık. Bu ödül, bahsetmiş olduğumuz kavramın ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu. Biz, Endüstri 4.0 kavramından ziyâde Endüstri 5.0 kavramının hayatımıza gireceğini ve insan odaklı üretimin en uygun yatırım maliyetiyle, en esnek şekilde insanların hizmetine sunulacağına inanıyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.