“Endüstri 4.0’a yönelik yazılım Ar-Ge projemize başladık”

Endüstri 4.0 konusunda sorumluluklarını yerine getirdiklerini ve bir Türk yazılım şirketiyle partnerlik yaparak Ar-Ge projesi başlattıklarını aktaran Yavuz Çopur, yazılım çözümünü global olarak pazarlayacaklarını da belirtti.

A+ A-

Endüstri 4.0 konusunda önemli çalışmalar gerçekleştiren Pilz Türkiye, sürece yazılım çözümleri ile katkı sağlamayı hedefliyor. ‘Yarı otonom’ çalışan çözümler üretmeyi hedefleyen şirket, söz konusu amaç doğrultusunda bir Türk yazılım şirketi ile partnerlik kurarak, Endüstri 4.0’a yönelik yazılım Ar-Ge projesine başladı.
Endüstri 4.0 sürecine geliştirdikleri yazılım çözümleri ile katkı sunmaya hazırlandıklarını söyleyen Yavuz Çopur, vizyonlarının ‘yarı otonom’ çalışan çözümler üretebilmek olduğunu vurguladı. Söz konusu hedefleri doğrultusunda Pilz Türkiye olarak bir Türk yazılım şirketi ile partnerlik kurduklarını ve Endüstri 4.0’a yönelik yazılım Ar-Ge projelerine başladıklarını aktaran Çopur, Endüstri 4.0’a yaklaşımları hakkında şunları söyledi: “Günümüzün popüler konusu Endüstri 4.0 ile ilgili yapılan sunumları dinlerseniz farklı yaklaşımlar olduğunu ve aslında otomasyon sistem tedarikçilerinin geliştirdikleri yenilikçi ürünlerini pazarlamak için yarıştıklarını görebilirsiniz. Oysa bize göre Endüstri 4.0, imalat değer zincirinin dijitalleşerek, bütünleşik ve yarı otonom hale gelmesidir. Dijitalleşme, değer zinciri üzerindeki katma değerli tüm aşamalardan veri alınmasıdır. Bütünleşme, bu aşamaların ERP üzerinden başka bir değişle tek elden yönetilebilir olmasıdır. Yarı otonomlaşma ise, tüm bu işlerin insana en az ihtiyaç duyacak şekilde, fakat insanı tamamen dışlamadan çalışmasıdır. Dijitalleşme yani üretim, lojistik, satış, pazarlama, finansman gibi aşamalardan veri almak Endüstri 4.0’ın ilk adımıdır; ancak kendisi değil. Ayrıca, veri toplamak bugün yapılmaya da başlanmadı. Yaklaşık 20 yıldır sahadan veri toplayabiliyoruz. Bu adım, biz otomasyoncuların da içinde bulundukları bir süreç ama zaten yapılıyor.”

“ERP kullanımı şart”
Bütünleşme, başka bir değişle katma değer sağlayan tüm aşamaların bir bütünün parçası gibi yönetilebilir olması için ERP kullanımının şart olduğunu dile getiren Çopur, “Ancak, ERP konusu otomasyoncuların değil bilişimcilerin işi ve birçok işletme de henüz ERP kullanmıyor bile. Otonomizasyon için ise, yani öneriler üreten ve kendi kendine karar veren sistemler için yapay zeka ve veri analizi gerekli. İşin bu kısmı da, biz otomasyoncuların yabancı olduğu bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Bizim vizyonumuz ve değer katmayı amaçladığımız alan ‘yarı otonom’ çalışan çözümler üretebilmektir. Bunun için de bilişim teknolojileri (BT) uzmanları ile beraber çalışıyor ve hedef kitlenin sorunlarına ve onların ihtiyacı olan çözümlere odaklanıyoruz. Bu amaçla Pilz Türkiye olarak, bir Türk yazılım şirketi ile partnerlik kurduk ve Endüstri 4.0’a yönelik yazılım Ar-Ge projemize başladık” diye konuştu.

“Üretim, değer zincirinin sadece bir halkası”
Harvard Üniversitesi profesörlerinden Michael Porter’ın ‘Değer Zinciri Modeli’ dikkate alındığında, üretimin bu değer zincirinin sadece bir halkası olduğunun görüleceğini söyleyen Çopur, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Fiziksel üretimin dışında kalan hizmet üretimi, tedarik, lojistik, satış, pazarlama ve finansman aşamalarının bu zincirin başka halkaları olduğunu ve otomasyoncuların bu halkalarda söz sahibi olamadıklarını hatırlatmak isterim. Otomasyon sektörünün Endüstri 4.0 odağı fiziksel üretim aşamaları iken; iş dünyasının ve tüketicinin beklentisi zincirin diğer halkalarını da kapsayan tümleşik çözümler üzerine kurulu. Bu nedenle, otomasyon sektörünün bu büyük okyanusun sadece geniş bir denizi olduğunu söylemek ve otomasyoncuların sadece bu denizde yelken açabileceğini belirtmek doğru olacaktır. Oysa BT uzmanları, okyanusun tüm denizlerinde yelken açıyor olacaklardır. Dolayısı ile Endüstri 4.0 her ne kadar fiziksel üretimi rehabilite etmeyi planlasa da, ekonomik sistem üzerinden para ile ilgili olan diğer süreçlere entegre olması kaçınılmazdır. Bu entegrasyon için de, BT uzmanlarına ve onların çözümlerine gereksinim duyacağız. Bana göre, Endüstri 4.0’ın nimetlerinin tüketiciye ulaştırılabilmesi için BT uzmanlarının otomasyonculardan daha fazla çalışması gerekecek. Otomasyon sektörü genelde Endüstri 4.0 konusunu sadece sektörün içinden bakarak değerlendirdiği için sınırlı şekilde algılıyor ve bu da, sektör dışındaki oyuncuların Endüstri 4.0’ı yanlış algılamasına neden oluyor.”

“Endüstri 4.0 iyi anlaşılmalı”
Endüstri 4.0 ile ilgili yanlış bilinenler hakkında da açıklamalarda bulunan Yavuz Çopur, “Aslında Endüstri 4.0'ın ne olmadığını anlayabilirsek; Endüstri 4.0’dan beklentilerimizi ve hedeflerimizi daha net ortaya koyabiliriz. Sektörel bakış açısı ile bakılsa dâhi Endüstri 4.0; akıllı sensör, robot, bulut, 3 boyutlu yazıcı veya makinalar arası kablosuz haberleşme değil. Ya da; hızlı veri iletişimi, yeni bir teknoloji veya bir firma, marka hiç değil. Hele hele dakikada 3 yerine 5 ürün üretme hızına sahip bir üretim hattının özelliği asla değil. Zirâ, Endüstri 4.0’ın daha hızlı ürün üretmekle bir ilgisi yok; bu Endüstri 3.0’ın işi. Endüstri 4.0’ın üretim tarafındaki işi, örneğin; üretilen ürün kalite kontrolden geçemeyip hurda olduğunda kök sebebe hemen inerek gerekli düzeltici önlemleri anında almak, sonraki ürünleri hurda olmaktan kurtarmaktır” dedi.

“Endüstri 4.0 yazılım uygulamaları çağıdır”
Bugün Endüstri 4.0 kapsamında kullanılan ve ‘yeni’ diye adlandırılan tüm teknolojilerin, aslında 10 ilâ 20 yıl önce insanların hayatına girdiğini aktaran Çopur, Wi-Fi, Bluetooth, RFID, bulut, robot, GSM ve GPRS gibi teknolojilerin çok uzun süredir kullanımda olduğunu dile getirdi. Çopur, sözlerine şöyle devam etti: “Biraz önce de belirttiğim gibi, yaklaşık 20 yıl önce de sahadan ve makinalardan, üretim veya olay verilerini toplayabiliyorduk. Ancak, bunları birkaç farklı cihazı arka arkaya bağlayarak yapıyorduk. Bu sistemler çok vakit alıcı, pahalı ve arızaya açık oluyordu. Tıpkı 10 yıl önce fotoğraf makinası, hesap makinası, telefon ve MP3 çaları yanımızda ayrı cihazlar olarak dolaştırdığımız ve kullandığımız gibi. 10 yıl önce çektiğimiz fotoğrafları PC’ye indirip, modemle internete bağlanıp e-mail atarak paylaşıyorduk sevdiklerimizle. Bu işlem yaklaşık yarım saat sürüyordu. Oysa bugün cep telefonundan çekip anında gönderiyoruz. Günümüzde otomasyon sistem tedarikçilerinin yaptığı en önemli iş; sensörü, sensörün ürettiği veriyi kontrol edip depolayan, kayda alan kontrol kartını, iletim sinyaline çevirip ileten iletişim kartını tek bir gövdeye koymuş olmaları ve tabi ki bunu kolay kullanılır hale getirmiş olmalarıdır. Yani dijitalleşmeyi kolaylaştıran cihazlar üretmeleridir. Aynen teknoloji şirketlerinin ürettikleri her işi yapan akıllı telefonlar gibi. Nasıl akıllı telefonlar uygulamalar olmadan bir işe yaramaz ise, sahadan veriyi kolayca toplamaya yarayan bütünleşik cihazlar da doğru uygulamaların altında çalışmadan Endüstri 4.0’a hizmet edemeyecektir. İşte bu sebeple Endüstri 4.0 aslında yazılım uygulamaları çağıdır; elektronik donanım değil.

“Kilidi çözen algoritmalar ve uygulamalar olacak”
Otomasyonda kullanılan her türlü elektronik donanımın, dijitalleşme aşamasına daha iyi hizmet edebilmek için elbette revizyona tabi tutulacağını ve geliştirileceğini vurgulayan Çopur, “Ancak gerek sanayinin, gerekse tüketicinin Endüstri 4.0’dan beklentilerinin karşılanması için bu ürünler hayati olmayacaklar. Yani kilidi çözen bu donanımlar değil; dijitalleşmeyi bütünleştirip ‘yarı otonom’ çalışmayı sağlayacak, hedef kitlenin ihtiyaçlarına odaklanan algoritmalar ve uygulamalar olacaktır. Önümüzdeki 10 yılda gömülü yazılım barındırmayan elektronik donanımın BCG'nin (Boston Consulting Group) tâbiriyle; sokak köpeği haline geleceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Otomasyon camiası, bu tip ürünleri maliyetine satıp ürettiği yazılım çözümlerinden para kazanır hale gelecektir. Yani elektronik donanım standartlaşıp sıradanlaşırken, yazılım uygulamaları para kazandırır olacaktır. Gömülü yazılımlar ise, bütünleşmeye hizmet etmediği sürece, sadece elektronik donanımın bu erozyon sürecini biraz daha yavaşlatabilir; hepsi o kadar. Bugün otomasyon camiası Endüstri 4.0’ı, geliştirilen yenilikçi ürünlerin kârlı satılma platformu olarak görüyor ki; bu fevkâlade yanlış. Onlar çözüm yerine ürüne odaklandıkça sanayide kabul görme oranlarını kaybedecekler. Oysa, sanayinin beklentisine odaklanan yapay zeka ve algoritma destekli çözümler iş hayatında karşılık bulacaktır” diye konuştu.

“Yoğun bir kampanya dönemine girildi”
Alman hükümetinin ve önde gelen Alman kurum ve kuruluşlarının da desteğiyle Türkiye’de Endüstri 4.0 konusunda yoğun bir kampanya dönemine girildiğini ifade eden Yavuz Çopur, şunları aktardı: “Oysa Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde, mesela İngiltere, Hollanda, Fransa veya İtalya’da Endüstri 4.0 konusunda kayda değer bir kampanya olmadığını da fark ediyorum. Bu ülkelerin ortak özellikleri, sanayilerinin ve pazarlarının bizim tersimize Almanya tarafından domine edilemiyor olmasıdır. Üretim sistemleri ve olanakları olarak bu ülkelerin gerisinde olduğumuz ve arayı kapatmak için bu adımları atmaya çalışmamız mantıklı. Ancak, tam olarak makinalaşmayı sağlayamamış, halen insan el emeğinin ciddi bir kaynak olduğu bir sanayi kesiminin önce otomasyonu sindirmesi gerektiği kanaatindeyim. Endüstri 4.0’ın tanımındaki ‘imalat değer zinciri’ kavramına yeniden dönersek, Endüstri 4.0’ın imalat için elzem olduğu kanısına varırız. Aslında bu doğru değil. Endüstri 4.0, seri ve katma değerli üretim yapan, teknolojiyi ürettiği ürüne koyması gereken sektörlerdeki işletmeler için yapılması gereken bir yatırım iken; KOBİ ve benzeri küçük yapılarda orta ve düşük gelir grubuna ürün üreten işletmeler için lüks bir rüyadır. Bu işletmeler henüz Endüstri 3.0’ı özümseyememişken; onların önüne sahadan veri toplama, ERP kullandırma ve otonom çalışan yazılım çözümleri koyduğunuzda, ortaya çıkan maliyeti ödeyecek güçleri zaten yok. Ayrıca, bu yatırımı yapsalar bile otomasyon seviyeleri yetersiz olduğundan sonuç da alamayacaklar.”

“Önce Endüstri 3.0’ı özümsemeleri gerekiyor”
Söz konusu işletmelerin önce Endüstri 3.0’ı özümsemeleri, daha sonra ise Endüstri 4.0’ı amaçlamaları gerektiğini savunan Çopur, bunun da ciddi bir süre alacağını dile getirdi. Çopur, “Bu zamana kadar ayakta kalabilenler ise, yollarına devam edebilmek için Endüstri 4.0 yatırımları yapmak durumunda kalacaklar. Bu süreçte de, donanım ve uygulama çözümleri onlar için elbette ulaşılabilir, mâkul fiyatlara gerileyecektir. Sektörden bir arkadaşım, günümüzün popüler Endüstri 4.0 sunumlarından birine katılan ve oldukça heyecanlanan orta çaplı bir işletme sahibinin imalathanesine Endüstri 4.0 çözümleri önermek için çağırıldığını söyledi. İmalathaneyi dolaştıktan sonra elle yapılan işler yerine önce otomasyon sistemi kurmayı önerdiğini ve işletme sahibinin de bunu düşüneceğini anlattı. Bu durum bize, işletme sahiplerinin atılan taşın ürkütülen kurbağaya değip değmeyeceğini fazlasıyla düşündüğünü gösteriyor ki; bu da bir noktada mantıklı” dedi.

“Üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirdik”
Daha önce de belirttiği gereksinimlere ilave olarak, Alman devletinin politikaları gereği de Endüstri 4.0’ın sanayinin önüne konulduğunu kaydeden Yavuz Çopur, “Burada asıl önemli konu; Endüstri 3.0 döneminde yaşadığımız gibi, Türkiye Endüstri 4.0 için de bir pazar mı olacak, yoksa kendi çözüm ve teknolojilerini üreterek bu durumu bir fırsata mı çevirecek? Devletimizin son dönemde Ar-Ge projelerine artan şekilde destek vermesi oldukça olumlu. Endüstri 4.0’ın yazılım üzerinde yoğunlaşması ise, bize arayı kapatıp öne geçebilmek için imkân sağlıyor. Pilz Türkiye olarak, üstümüze düşen sorumluluğu yerine getirdik ve bir Türk yazılım şirketiyle partnerlik yaparak Ar-Ge projesi başlattık. Ortaya çıkacak yazılım çözümünü global olarak pazarlamak için de kollarımızı sıvadık. Özel sektörün ve girişimcilerin de bu alana yatırım yapması ile bu sefer ülkece treni yakalayabileceğimize inanıyorum” diyerek sözlerini noktaladı.