Elif Gürdal: “İstikrarlı bir şekilde büyümemizi sürdürüyoruz”

Dassault Systèmes’in çözümleri tüm dünyada; otomotivden savunmaya, havacılıktan endüstriyel ekipmanlara, enerjiden denizciliğe, modadan perakendeye, sağlıktan madenciliğe kadar birçok farklı sektörde kullanılıyor.

A+ A-

Özkan ÖZÇELİK

3D tasarım yazılımı, 3D dijital modelleme ve ürün yaşam döngüsü yönetimi çözümlerinde dünyanın önde gelen 3DExperience şirketi olan Dassault Systèmes, dünya çapında 12 ayrı sektöre özel çözümler sunuyor. Şirketin çözümleri tüm dünyada; otomotivden savunmaya, havacılıktan endüstriyel ekipmanlara, enerjiden denizciliğe, modadan perakendeye, sağlıktan madenciliğe kadar birçok farklı sektörde kullanılıyor. Firmanın sunduğu çözümler ve markaları ise; Catia, SolidWorks, Geovia, Enovia, Simulia, Delmia, 3DVia, 3DExcite, Biovia, Exalead ve Netvibes.
Dassault Systèmes Ülke Müdürü Elif Gürdal, “25 milyondan fazla yenilikçi ve 220 bin müşteri; enerji, mobilite, şehirler, yaşam bilimleri ve yüksek teknoloji gibi büyük alanlarda sürdürülebilirliği ileriye götüren çığır açıcı çözümleri hayal etmek, icat etmek ve sunmak için Dassault Systèmes'in 3DExperience platformunu kullanıyor. Bu platform, sürdürülebilirlik modellerini keşfetmede yenilikçilerin önemli bir rol oynamalarını sağlıyor. Geleceğin işgücüne öğrenme konusunda daha önce hiç uygulanmamış yollarla yardımcı olduğumuz gibi, daha önce hiç kullanılmamış yollarla yaratıcı olmalarını da sağlıyoruz. Rekor kıran Solar Impulse güneş enerjisi ile çalışan hava aracı, şehir paydaşlarına fayda sağlayan optimum hizmetler, havacılıkta kullanılan parçaların ağırlıklarını yüzde 80 oranında azaltan katmanlı üretim; 12 endüstriyel faaliyet arasında sayabileceğimiz sayısız örneklerden bazılarını oluşturuyor” diye konuştu.

“Global 100 Endeksi’nde birinci sıradayız”
Son olarak Dassault Systèmes’in, Corporate Knights tarafından ‘2018 Dünyanın En Sürdürülebilir 100 Şirketi (Global 100) Endeksi’nde birinci sırada gösterildiğini ifade eden Gürdal, endeksin dünya çapında, kurumsal sürdürülebilirlik analizleri için bir altın standart olarak kabul edildiğini vurguladı. Gürdal, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Sıralama; çevre, toplum, maliyet ve yenilik kapasitesi de dâhil olmak üzere pek çok temel performans göstergesinin hesaplanmasının yanı sıra, bir şirketin ürünlerinin sürdürülebilirlik değerlerine dayanıyor. Bu yıl, Dassault Systèmes'in ‘Global 100 Endeksi’ne dâhil edildiği art arda yedinci yıl oldu. 2018 sıralaması; Dassault Systèmes'in çevresel izini azaltmasından gelecekteki işgücünü geliştirmesine ve günümüzün Endüstri Rönesansı'nda yeni iş modellerini belirlemeye yön vermesine kadar bütünsel sürdürülebilirlik stratejisinin açık bir şekilde ödüllendirilmesi anlamına geliyor.”

“Türkiye ofisimizi 2008’de açtık”
Dassault Systèmes’in Türkiye'deki ofisini 2008 yılında açtığını hatırlatan Gürdal, ofisin açılışından itibaren pazar payını her yıl sağlıklı bir şekilde büyütmeye devam ettiklerini kaydetti. Sundukları çözümlerin 12 sektörde, Türkiye'nin yüzlerce lider şirketi tarafından kullanıldığını ifade eden Gürdal, “Otomotiv, havacılık ve savunma ile makina sektörünün de dâhil olduğu pazarlarda çok güçlü ve alanında lider bir aktör olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye ülke ofisimiz üç kişiyle yolcuğuna başlamıştı. Her sene büyümeye devam eden ofisimiz, şu anda 25 kişilik kadrosuyla faaliyetlerini başarıyla sürdürüyor. İstikrarlı bir şekilde Türkiye’deki büyümemizi sürdürüyoruz. Son yıllarda geleneksel sektörlerin dışına çıkma stratejimizle birlikte, birçok yeni sektöre de tecrübe ve bilgilerimizi ulaştırmaya başladık, çok önemli başarı hikâyelerinin altına imzamızı attık; bunun da mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.

“2017’de başarılı bir yıl geçirdik”
2017’yi firmaları açısından dünyada olduğu gibi Türkiye’de de oldukça başarılı bir yıl olarak geçirdiklerini aktaran Elif Gürdal, başarılarında müşterilerinin de çok büyük bir payının ve Dassault Systèmes’e olan inançlarının önemli bir yeri olduğunu ifade etti. Elif Gürdal, şöyle konuştu: “Sunduğumuz 3DExperience platformunu ‘Product Innovation Platform’ yani bir ‘Ürün Yenilik Platformu’ olarak uygulamaya karar vermiş olan Türkiye'deki ve dünyadaki çok farklı endüstriden sayısız müşterimiz sayesinde, çok başarılı ve tutkulu bir yılı geride bıraktık. Simülasyondan ürün tasarımına, proje yönetiminden sistem mühendisliğine birçok perspektiften, işini yeni dijital çağa taşımak isteyen müşterilerimizle sıkı bir işbirliği içinde çalıştığımızı ve Türkiye pazarının ürün portföyümüzün değerini iyi anlamış olduğunu söylemekten de gurur duyuyoruz.”

“3DExperience Marketplace’i kullanıma sunduk”
Son dönemde en önemli duyuru ve yeniliklerinden birinin 3DExperience Marketplace olduğunu anlatan Gürdal, “Yenilikçi işletmelerin birbirleriyle, diğer sanayicilerle ve hizmet tedarikçileriyle işbirliği yapmalarını mümkün kılacak çevrimiçi ekosistem olan 3DExperience Marketplace’i resmi olarak kullanıma sunduk. Bulut tabanlı alışveriş sitesi; dünyanın en büyük çevrimiçi tüketici alışveriş sitelerinin eski perakende ortamını veya mobilite tedarikçilerinin nakliye sektörünü dönüştürdüğüne benzer şekilde, sanayi dünyasını dönüştürme hedefiyle dijital tasarım, mühendislik ve üretim için kullanılacak yeni bir ticaret platformu. 3 boyutlu baskı da dâhil olmak üzere yeni üretim hizmet tedarikçileri belirlemek, kendi tasarım ortamlarına özel bileşenler eklemek veya hizmet tedarikçisi ve dâhili kaynak ekosistemlerini yönetmek isteyen işletmeler, artık talep üzerine üretim ve akıllı parça tedariki hizmetlerine ulaşabilecekler. Bütün bunlar, işbirliği faaliyetlerini ve genel anlamda inovasyon süreçlerini daha düzenli hale getirecek. 3DExperience Marketplace'de bugün itibariyle 500'den fazla makina tedarik eden 50 dijital ürün üreticisi ve 600 tedarikçiden 30 milyon bileşen bulunuyor. Bu şirketlerin tamamı kendi alanlarında iyi tanınan uzmanlar. Söz konusu kuruluşlar, platform aracılığıyla tasarım ve üretim teknik özelliklerini tekrar kullanabilecek, parça ve ürün kolayca üretilebilirken, risk ve hata azalacak. Ayrıca, alıcı ile satıcı arasındaki ilişkinin ödeme, kur ve faturalandırma gibi tüm boyutları yönetilebilecek, tam takip edilebilirlik için her işlemin kaydı tutulacak” diye konuştu.

“Yakaladığımız ivmeyi sürdürmek istiyoruz”
2018’e büyük umutlar ve beklentilerle girdiklerini dile getiren Gürdal, bu yıl da 2017’de yakaladıkları başarıyı ve ivmeyi devam ettirmek istediklerini açıkladı. Gürdal, şöyle konuştu: “Türkiye ekonomisinin ve sanayisinin dijitalleşme yolculuğunda ve dijital dönüşüm sürecinde başarılı olmasına yardımcı olmak için elimizden geleni yapmaya ve müşterilerimize değer katacak projelere odaklanmış durumdayız. 3DExperience platformumuzla ve değişik endüstrilere özel geliştirdiğimiz çözümlerle, gerçek ve sanal evrenleri birbirine yakınlaştırmak için çalışıyoruz. Hedefimiz; iş ortaklarımızla birlikte, müşterilerimizin dijital dönüşüm sürecinde en iyi ve güvenilir partnerleri olmaya devam etmek.”
Otomotiv, havacılık ve savunma ile makina sektörünün de dâhil olduğu pazarlarda çok güçlü ve alanında lider bir aktör olarak faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Gürdal, söz konusu alanlarda liderliklerinin devam edeceğini söyledi. Gürdal, “Sektörlerde bir lider olarak; konumumuzu korumayı, bu konumu daha da güçlendirmeyi, diğer sektörlerdeki varlığımızı da artırmayı ve çok daha iddialı olmayı hedefliyoruz. Tüm çabalarımızı ve yatırımlarımızı da bu yönde genişletmeyi planlıyoruz” dedi.

“Sanal evrenler sunuyoruz”
3DExperience’ı; insanların yaratırken, paylaşırken ve tecrübe ederken 3 boyutlu teknolojilerin imkânlarını kullanmalarını, her zaman en doğru en güncel bilgiye ulaşarak işlerini geliştirmelerini sağlayan bir çözümler bütünü olarak tanımladıklarını açıklayan Gürdal, “Dassault Systèmes, sürdürülebilir yenilikler hayal etmeleri için işletmelere ve bireylere sanal evrenler sunuyor. Birlikte çalışma çözümlerimiz; sosyal yeniliği teşvik ediyor, sanal dünyanın gerçek dünyayı geliştirmesine olanak veriyor. Günümüzde müşteriler, ürünü satın aldıkları andan kullanım ömrü sonuna kadar benzersiz bir şekilde kişiselleştirilmiş ürün deneyimleri yaşamak istiyorlar. Bu beklentilere yanıt vermek, şirketlerin düşünce biçimi açısından son derece kritik. 3DExperience platformumuz, en yeni girişimciler ve en büyük şirketlerin yenilik ve iş yapma biçimini değiştirmelerini sağlıyor. Disiplinler arası noktaları birbirine bağlayarak, deneyimle düşünerek, yaratıcılığı serbest bırakarak ve sanal dünyayı gerçek dünyalara bağlayan bir yol bularak; esnek, çevik, daha hızlı ve daha rekabetçi hale gelebilir ve değer yaratabilirler” diye konuştu.

“Deneyimli iş ortakları seçilmeli”
Tüm sektörlerde olduğu gibi özellikle üretim ve makina gibi sektörlerde de hataya ve kesintilere yer olmadığının altını çizen Elif Gürdal, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Tüm bunlar hem prestij anlamında, hem de maddi anlamda şirketlere büyük kayıplar getirebiliyor. Dolayısıyla, makina sektörümüzdeki tüm firmalar da kullanacakları teknolojileri ve yazılımları seçerken çok dikkatli olmalılar. Kendi ihtiyaçlarını adresleyebilecek, adeta firmanın içinden çalışıyormuşcasına sektörü ve müşterisini tanıyan, analiz edebilen, çözüm üretebilen ve deneyim sahibi iş ortaklarını seçmeliler. Bu noktalarda, makina sektöründeki mevcut ve potansiyel müşterilerimiz için doğru bir iş ortağı olduğumuzu düşünüyoruz.”

“Deneyim ekonomisine geçiyoruz”
Endüstri 4.0 konusunda da açıklamalarda bulunan Gürdal, “Ürün ekonomisinden, ürünün gerçek değerinin onu nasıl kullandığımızdan kaynaklandığı bir deneyim ekonomisine geçiyoruz. Hatta bu konuda, ‘artık deneyim ekonomisinin çağının tam da içinde yaşıyoruz’ dememiz mümkündür. Günümüzün ve geleceğin endüstrisi de, sadece ürünler üreten bir endüstri olmak yerine; oluşturma, üretim ve paylaşılan deneyimleri içeren bir değer zinciri şeklinde olacak. Bu ortamda Endüstri 4.0 akımı da; günümüz iş, üretim ve tasarım dünyasına damga vuran akımların başında geliyor. Endüstri 4.0 akımı ya da diğer tanımı ile 4. Endüstri Devrimi, tekliflerin tüketicilerin beklentilerine göre şekillendiği talep odaklı bir dünyaya işaret ediyor. Endüstri 4.0 ile şekillenen dünya; verimliliği ve rekabet gücünü artırmak için tüm paydaşları bir araya getiren sosyal üretim modellerini benimsiyor. Tüketicilerin istediğini tam olarak sunarken, maliyetleri kontrol edebilmeyi sağlayan esneklikleri sağlamayı amaçlıyor” dedi.

“Daha sürdürülebilir modeller oluşturulmalı”
Geleceğin endüstrisinin, son derece esnek ve modüler tedarik zincirleri etrafında yapılandırılmış bir deneyim endüstrisi olacağına dikkat çeken Elif Gürdal, şöyle devam etti: “Malzeme bilimi, 3D baskı ve fabrika laboratuvarlarının; yeni ürün ve çözüm tasarlama, üretme ve satma yöntemlerini nasıl radikal bir şekilde değiştirdiğini şimdiden zaten görüyoruz. Endüstriler, endüstrinin her alanının dijital hale getirilmesinin sağladığı olanaklardan faydalanarak, kendileri için sürdürülebilir bir gelecek yaratabilecekler. Endüstriyel inovasyon fabrika duvarlarının çok ötesine geçiyor;
mevcut süreçlerde büyük değişiklikler yaratan çok sayıda dijital konsepti entegre etmeyi ve dinamik, bütünlüklü ve daha sürdürülebilir modellerin oluşturulmasını gerektiriyor.”


Endüstri 4.0 akımının kapsadıklarının; uygulamaları planlama, uygulama ve optimizasyon olarak ayrılabileceğini dile getiren Gürdal, “Planlama uygulamalarına; 3D üretim reçeteleme, 3D hat ve süreç planlama, robot programlama, hat zaman planlamaları, ergonomi uygulamaları, 3D iş talimat uygulamaları ve 3D fabrika yerleşim uygulamaları dâhildir. Optimizasyon uygulamalarını ise; her alanda optimizasyon uygulamaları, akıllı gösterge tabloları, fabrika simülasyon uygulamaları ve problem çözüm uygulamaları gibi düşünebiliriz. Günümüzdeki tüm bu çözümler, teker teker adacıklar şeklinde çalışıyor ve birbiriyle konuşmakta güçlük çekiyor. Yani aynı bir akıllı telefonda olduğu gibi, tek bir platformda çalışan akıllı bir işletim sistemine ihtiyaç duyuyor" diye konuştu.

“Marka uygulamalarına güç katıyoruz”
Dijital üretim tekniklerinin, farklı müşteriler için yaptıkları ürünlerin ayırt edilmesini ve sonuçta da kitlesel özelleştirme hedefine ulaşmak isteyen küresel şirketler için giderek daha zorunlu bir hâl aldığını anlatan Gürdal, “Dijital imalatın karmaşık ürün deneyimlerinin arkasındaki muâzzam veri akışı ile kombinasyonu, pazardaki değişikliklere veya rekabetin zorluklarına yanıt verebilmeyi sağlayan büyük bir esneklik artışı sağlayabilir. Bu noktada; 12 sektörde hizmet veren 3DExperience platformu, marka uygulamalarına güç katıyor ve zengin bir endüstri çözümleri deneyimi portföyü sunuyor. Dassault Systèmes olarak, Delmia adlı ürünümüz ve endüstri çözüm deneyimlerimiz ile tüm uygulamaları tam da böyle bir platform altında sunuyoruz. Yani uygulamalarımız gerektiğinde tek başlarına, gerektiğinde ise birlikte çalışabiliyor. Mühendislik için birer Dassault Systèmes ürünü olan Solidworks ve Catia ne demek ise; üretim ve fabrika için Delmia da o demektir. Dassault Systèmes 3DExperience platformunun ayrılmaz bir parçası, sanal ve gerçek dünya arasındaki bağlantıdır. Söz konusu platform tarafından desteklenen Delmia; global işletmelerin mühendisliklerini, operasyonlarını ve imalatlarını mükemmellik için yeniden planlamalarına yardımcı oluyor” diye konuştu.

“Operasyonları dönüştürmeye olanak tanıyor”
Operasyonel mükemmelliğin; tasarım, üretim, dağıtım, insanlar ve süreçler arasında uyum gerektirdiğini vurgulayan Gürdal, Delmia'nın portföyünün operasyonları dönüştürmeye olanak tanıdığını kaydetti. Gürdal, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Delmia ile simüle edilmiş bir üretim ortamında tasarım ve test yapabilirsiniz. Tamamlandıktan sonra; personel, üretim, müşteri dağıtımına kadar tüm kaynakları etkili bir şekilde planlayabilir, üretebilir ve yönetebilirsiniz. Söz konusu ürünü kullanan üreticiler, üretim varlıklarını üretim planlaması ile aynı zamanda sanal olarak tanımlayabilir ve potimize etmek için simüle edebilirler. Gerçek zamanlı üretim faaliyetlerini izlemek, program üzerinde değişiklikler yapmak, yeni programlar başlatmak ve model geçişleri yapmak, bakım faaliyetlerini programlamak gibi sanal bir üretim sistemini işletebilirler. Bu tip teknolojik uygulamalar her gün gelişim göstermekte. Bu nedenle, ihtiyaçları doğru belirleyebilmek için bu konuyu gerçekten iyi bilen, size bir iş ortağı olabilecek bir danışman ile çalışılması isabetli olacaktır. Biz, bu noktada Türkiye’deki işletmelere her türlü desteği vermeye hazırız. Dassault Systemès dünyada, geliştirdiği dijital üretim araçları ile Endüstri 4.0’ı teşvik eden ülkeler ile ortaklaşa çalışmakta ve ilgili insiyatiflerin geliştirilmesinde önemli bir paydaş olarak yer almaktadır. Türkiye’de de, Endüstri 4.0 konusunda firmalara çözüm sunarak, hedeflerine ulaşmalarında yardım etmekteyiz. Bizler; müşterilerimize olabilecek en iyi çözümleri sunmayı ve Endüstri 4.0’da onların iş ortağı olarak çalışmayı hedefliyoruz.”

“Endüstri 4.0’da Türkiye’nin önü açık”
‘Endüstri 4.0’ teriminin ilk olarak 2011 yılında Almanya’da kullanıldığını hatırlatan Gürdal, farklı bölgelerde Endüstri 4.0’a farklı isimler verildiğini ifade etti. Gürdal, “Örneğin; Amerika’da bu akımlar ‘IIC’ ve ‘SMLC’ isimleri altında, Fransa’da ‘La Nouvelle France Industrielle’, Kore’de ‘Manufacturing Industry Innovation 3.0’ ve Çin’de ‘Made in China 2025’ isimleri altında geçmektedir.
Çeşitli ülkelerde Endüstri 4.0 devlet desteğiyle ilerleyen bir yapıya sahip. Türkiye açısından da Endüstri 4.0 kritik bir konu. Bu alanda hükümetimizin ekonomide ve sanayide attığı olumlu adımların da etkisiyle Endüstri 4.0’da Türkiye’nin önünün açık olduğunu düşünüyoruz” dedi.

“Öncelikler iyi belirlenmeli”
Endüstri devrimlerinin, geçmişten günümüze kadar dünyayı ve toplumları küresel boyutta etkilediğini söyleyen Elif Gürdal, “Bu yeni endüstri devrimi de; şüphesiz yeni sektörlerin açılmasına ve geride kalmış sektörlerin yok olmasına sebep oluyor ve olacak. Yeni endüstriye ayak uyduramayan her şey bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Endüstri 4.0, hedefleri gerçekleştirebilmek için uygulamalar sunuyor. Şirketler kesinlikle bu tip uygulamalara ihtiyaç duyuyor ve faydaları firmaların ölçeğine göre orantılı olarak artıyor. Dikkat edilmesi gereken önemli bir konu var; bu da, önceliklerin iyi belirlenmesi ve doğru adımların atılması. Dinamik bir ekonomiye, genç nufüsa, büyüme ve kalkınma vizyonuna sahip Türkiye’nin Endüstri 4.0 hakkındaki mevcut bazı kafa karışıklıklarını aşıp, dijital dönüşümde önemli yollar katedeceğini düşünüyoruz. Bu yolculukta biz de, her türlü desteğimizle şirketlerimizin ve Türkiye ekonomisinin yanında olacağız” diyerek sözlerini noktaladı