Alüminyumun kullanım alanı gün geçtikçe genişliyor

Dünyada ve Türkiye'de her geçen gün kullanımı artan alüminyumun; özellikle hafif olması ve mukâvemete dayanıklılığı sayesinde, otomotiv, havacılık ve savunma sanayiinin de önemli malzemeleri arasında yer alıyor.

A+ A-

Alüminyum; ısı iletkenliği, korozyon direnci, geri dönüştürülebilirliği, çevreciliği, kolay şekillendirilebilirliği ve estetik özellikleri gibi birçok yönüyle tüm dünyada gün geçtikçe daha fazla kullanılıyor. Türkiye'de her geçen gün kullanımı artan söz konusu metal; özellikle de hafif olması ve mukâvemete dayanıklılığı sayesinde otomotiv, havacılık ve savunma sanayiinin de önemli malzemeleri arasında yer alıyor.
'Geleceğin metali' olarak tanımlanan alüminyum; inşaatta yüzde 25, ulaşımda yüzde 24, ambalajda yüzde 15, elektrik ve elektronikte yüzde 10, genel mühendislik alanında yüzde 9, mobilya ve ofis eşyalarında yüzde 6, demir çelik ve metalurji sanayiinde yüzde 3, kimya ve tarım ürünleri sektöründe yüzde 1 ve diğer alanlarda ise yüzde 7'lik kullanım alanına sahip.

"Önemli bir potansiyele sahip"
Artan taleple birlikte global alüminyum sektörüne paralel gelişen Türkiye alüminyum sanayiinin, son yıllarda gösterdiği büyüme performansını orta vadede sürdürmesi bekleniyor. Sektörün kalite ve katma değeri yüksek ürünler üretilmesi konusunda da kayda değer bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden yetkililer, özellikle yurtdışı tanıtımlarının yapılması ve Türkiye markası algısının oluşturulmasının sektörün gelişimine önemli bir katkı sağlayacağını söylediler. Sektör temsilcileri, şöyle konuştular: "Alüminyum sanayiinin, katma değeri yüksek olan havacılık, uçak, otomotiv sanayii gibi alanlara yönelmesi ve devletin de sektörü bu noktada desteklemesi büyük önem taşıyor. Sektörün sahip olduğu ptonansiyelin en yüksek seviyeye çıkarılması için devlet destekleri kritik bir öneme sahip. Ayrıca, üreticiler de Ar-Ge çalışmalarına ağırlık vermelir ve alüminyum için yeni alaşımlar, yeni kullanım alanları ve yeni ürünler geliştirerek, katma değerli ürün üretimlerini artırmaları gerekiyor. Söz konusu çalışmalar gerçekleştirilirse, firmazalırımız uluslararası platformda rekabet avantajı sağlayacaklardır."

"Türkiye'nin en hızlı gelişen sektörlerinden"
Son 10 yılda gösterdiği yıllık ortalama yüzde 10'luk büyüme ile en hızlı gelişen sektörlerden birisi olan Türkiye alüminyum sektörünün, söz konusu performansını ilerleyen yıllarda da sürdürmesi bekleniyor. 2016'da yaklaşık 4 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne ulaştığı tahmin edilen sektörün toplam üretimi ise 1,3 milyon ton civarında.


Dünya alüminyum sanayiine bakıldığında ise, ekstrüzyon ve hadde ürünleri başta olmak üzere bütün ürün gruplarında büyüme bekleniyor. Global alüminyum sektörünün 2015-2020 döneminde yıllık ortalama yüzde 4,4 büyüyeceği tahmin ediliyor. Türkiye'de ise, gerekli şartların sağlanması halinde dünya alüminyum sektörünün üzerinde bir büyüme performansının yakalanabileceği ve sektörün bu yılı yüzde 6 civarından bir büyüme ile tamamlayacağına dikkat çekiliyor. Sektör temsilcileri, "Bunun için sektörün rekabet gücünü artırması gerekiyor. Rekabet artışı için de, üreticilerin katma değeri yüksek ürünlere daha fazla yatırım ve üretim yapmaları, Ar-Ge ve geri dönüşüm çalışmalarına da önem vermeleri gerekiyor."

"Yaklaşık 2 bin firma faaliyet gösteriyor"
Dünya alüminyum sektörüne paralel bir şekilde gelişen Türkiye alüminyum sanayii, Türkiye ekonomisine sağladığı katkıyla da ön sıralarda yer alıyor. Büyük ve orta ölçekli yaklaşık 2 bin firmanın faaliyet gösterdiği Türkiye alüminyum sektöründe, inşaat ve mimari uygulamalarla birlikte yaklaşık 280 bin kişi istihdam ediliyor. Kayda değer bir yatırım potansiyeline sahip olan sektör, cirosunun büyük kısmını ise sanayiye yönelik ürünlerden elde ediyor. 2016 yılı itibarıyla 1,3 milyon tonluk pazar büyüklüğüne ulaştığı tahmin edilen sektördeki toplam üretimin yüzde 27'si ekstrüzyon, yüzde 20'si yassı ürün, yüzde 9'u ikincil alüminyum, yüzde 8'i iletken, yüzde 7'si folya ve yüzde 3'ü de birincil alüminyumdan oluşuyor.
2016 yılı itibariyle kilogram başına 3,32 dolarlık ihracat ve 2,04 dolarlık ithalat yapan Türkiye'de alüminyum sektörü, kilogram başına tüketim bakımından ise henüz istenilen seviyede değil. Sahip olduğu yaklaşık 750 bin ton uzun mâmul üretim kapasitesinyile dünyanın ilk 10 üreticisi arasında yer alan Türkiye'de, kişi başına alüminyum tüketimi ise 10 ilâ 15 kilogram arasında değişiyor. Söz konusu rakamın Avrupa'da 25 ilâ 30 kilogram arasında değiştiğine dikkat çeken sektör temsilcileri, söz konusu rakamlar dikkate alındığında sektörün yüksek bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu vurguladılar.


"Sahip olunan büyüme performansının ve kişi başına ihracat değerinin artırılması için Türkiye markası iyi kullanılmalı ve yurtdışında etkili tanıtım faaliyetleri yürütülmeli" diye konuşan sektör temsilcileri, yurtdışı faaliyetlerde devlet desteklerinin sektörün ürettiği ürünler dikkate alınarak hayata geçirilmesi gerektiğini belirttiler.

Kibar: "280 bin kişi istihdam ediliyor"
Türkiye alüminyum sanayiinde değişik alanlarda faaliyet gösteren büyük ve orta ölçekli 2 bini aşkın firmanın bulunduğunu aktaran Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar, şunları söyledi: "Söz konusu firmalar, inşaat ve mimarı uygulamalarla birlikte yaklaşık 280 bin kişiyi istihdam ediyorlar. Üretiim bazında ise, sektörün önemli bir kısmını ekstrüzyon ve yassı alüminyum ürünleri oluşturuyor. Toplam pazar büyüklüğü de 1,3 milyon ton civarında."
Türkiye alüminyum sektörünün üretiminin pazarın talebinden yüksek olduğunu kaydeden Kibar, "Bundan dolayı ülkemiz alüminyum yarı mâmulde net ihracatçı konumunda bulunuyor. Avrupa'da kişi başına tüketim 25 ilâ 30 kilogram arasında değişiyor. Bu rakamın Türkiye'de 10 ilâ 15 kilogram arasında olduğu dikkate alındığında, alüminyumun Türkiye'deki büyüme potansiyelinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Bu rakamlar aynı zamanda, gelişmiş ülkelerde alüminyum tüketiminin daha fazla olduğunun ve dolayısıyla, ihracat pazarlarımız arasında da Avrupa ülkelerinin öne çıktığının bir göstergesi" diye konuştu.

"Yüksek miktarda ihracat yapılıyor"
Türkiye alüminyum sektörünün, özellikle yassı alüminyum ve ekstrüzyon ürünlerinde yüksek miktarda ihracat yaptığının altını çizen Kibar, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Ancak, Türkiye'de hammadde üretim miktarlarının sınırlı olması, üretim tesislerinin yeterli seviye ve kapasitede olmaması nedeniyle ülkemiz birincil alüminyumda net ithalatçı pozisyonunda bulunuyor. Bu nedenle, Türkiye'deki birincil alüminyum üretiminin artırılması ve pazara sunulması büyük önem taşıyor."
TALSAD'ın kısa zamanda geliştiğini ve alüminyum sanayiinin tek sözcüsü durumuna geldiğini ifade eden Kibar, "Şu anda 67 üye firmamız var ve bunlar büyüklükleriyle Türkiye alüminyum sektörünün neredeyse yüzde 80'ini temsil ediyorlar" dedi.

"Temel sıkıntılar gündemdeki yerini koruyor"
Alüminyum sanayiinin kayda değer bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu, buna rağmen sektörün bazı temel sıkıntılarının gündemdeki yerini koruduğunun altını çizen Kibar, Türkiye'nin özellikle birincil alüminyum üretiminde neredeyse tamamen ithalata bağımlı durumda olduğunun altını çizdi. Kibar, "Alüminyum cevherden, yani boksitten külçeye dönüştürülmesindeki en önemli maliyet kalemini enerji oluşturuyor. Ülkemizde enerji maliyetlerinin yüksek olması hammadde üretimi yatırımını engelleyen faktörlerin başında geliyor. Bunun yanı sıra, Türkiyedeki mevcut tesislerin iç pazara hizmet edecek şekilde yapılanmamış olması da, sektörün büyüme ve gelişimini olumsuz yönde etkiliyor. Hammadde konusundaki riskin azaltılması için birincil alüminyum tedarikçileriyle stratejik işbirlikleri yapılması ve orta vadede ülkemizin bölgesel bir lojistik merkezi olmasına yönelik yatırım yapılmasının faydalı olacağı kanısındayız. Çin'in devlet destekli yatırımlarının bir sonucu olan üretim kapasitesi fazlası ve dampingli fiyat uygulamaları da, global alümiyum sektörünün dinamiklerini ve dengelerini olumsuz etkiliyor" diye konuştu.

Mertöz: "Devlet sektörü desteklemeli"
Global alüminyum sanayiine paralel bir şekilde gelişen Türkiye alüminyum sektörünün, ülke ekonomisine sağladığı katkıyla da ön sıralarda yer aldığını söyleyen İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Başkanı Rıdvan Mertöz ise, "2016 yılı itibarıyla Türkiye alüminyum sektörü, kilogram başına ortalama 3,32 dolar ile ihracat yapıyor. Kilogram başına ihracat değerlerinin artırılması için; Türkiye markasının iyi kullanılarak yurtdışında etkili tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi, alüminyum için farklı kullanım alanları yataracak, farklı sektörlere yönelik üretim yapılmasını sağlayacak tasarım ve Ar-Ge çalışmalarının gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor. Alüminyum için yeni alaşımlar, yeni kullanım alanları ve yeni ürünler geliştirilerek, katma değerli ürünlerin artması uluslararası platformda ülkemize rekabet avantajı sağlanması adına fayda sağlayacaktır. Bunun yapılabilmesi için; özellikle havacılık ve savunma sanayiine yönelik üretimler için devletin de ilk aşamada sektörü alım garantileri ve benzeri kilit noktalarda desteklemesi gerekiyor" dedi.

"Türkiye 180 ülkeye ihracat yapıyor"
Türkiye alüminyum sektörünün, imal ettiği mâmul ve yarı mâmul ürünlerin uluslararası platformda diğer ürünlerle yarışabilecek kalitede olduğunun altını çizen Mertöz, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Ülkemiz, dış pazar ihtiyacına cevap verebilecek niteliğe sahip olmasına bağlı olarak, Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerine yönelik dış satışlarını her geçen gün artırıyor. 2016 yılında, 667 bin ton ve 2,2 milyar dolar olan Türkiye alüminyum sektörünün ihracatında alüminyum çubuk ve profil, sac-levha ve alüminyum folya ürün grupları öne çıkıyor. 180 ülkeye ihracat yapan Türkiye alüminyum sektörünün öne çıkan başlıca pazarlarını ise; Almanya, İtalya ve İngiltere gibi AB ülkeleri olmak üzere Irak, Türkmenistan ve Mısır oluşturuyor. Sektör firmalarına rekabet gücü kazandırmak ve firmaların yeni pazarlara girmelerini sağlamak amacıyla İDDMİB olarak, 30 firmanın katılımıyla 'Alüminyum Ur-Ge Projesi' yürütüyoruz. Proje kapsamında; ABD, Meksika, Kanada, Güney Afrika, Kuzey Amerika ve Suudi Arabistan'ı hedef pazarlar olarak belirledik."

Kırboz: "Hammadde üretimi yetersiz"
Hammadde üretiminin yeterli olmaması nedeniyle Türkiye'nin sektörde net ithalatçı olduğunu ifade eden Girişimci Alüminyum Sanayici ve İşadamları Derneği (GALSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kırboz da, "Yüksek orandaki hammadde ithalatına bağımlı olmamız ve katma değerli ürün üretiminde yaşanan sıkıntılar sektörün gelişimini olumsuz etkileyen temel etmenlerin başında geliyor. Bu nedenle, katma değerli üretimin artırılması öncelikli hedefimiz olmalı. Alüminyum sektörünün ithalat pazarı 2016 itibariyle global pazarda 157 milyar dolar oldu. İhracat pazarı ise, 159 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. İhracat ve ithalatta Çin, Almanya ve ABD ilk sıralarda yer alırken; Türkiye 2016'da yaptığı 2,9 milyar dolarlık ithalat ile küresel alüminyum ithalatından yaklaşık yüzde 2 pay aldı. Türkiye 2,2 milyar dolar ihracatıyla da, global pazarda yüzde 1,4 civarında bir paya sahip" dedi.

Hammadde ve mâmul üretimi olarak sektör iki ayrı kategoride incelendiğinde, Rusya ve enerjinin ucuz olduğu Ortadoğu ülkelerinin hammadde üretiminde öne çıktığını dile getiren Kırboz, şunları aktardı: "Mâmul üretiminde ise Çin, Avupa ve ABD ilk sırada bulunuyor. Kentleşme ve endüstrileşme sürecinin hızlı olduğu Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'da inşaat sektöründen kaynaklı ihtiyaç hızla artarken, bu telep sektörü olumlu etkiliyor. IAI verilerine göre, Çin global birincil alüminyum üretiminden yüzde 53,7 pay alırken, Çin'i; yüzde 13,2 ile Avrupa, yüzde 9,1 ile Amerika ve yüzde 8,8 ile de Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) takip ediyor. Bu yılın ilk yarısında, dünya çapında birincil alüminyum üretimi 2016'nın aynı dönemine göre yüzde 6,1'lik artışla 30,3 milyon tona ulaştı. Söz konusu üretimden Çin, 16,7 milyon ton ile yüzde 55 oranında pay aldı. 2016 yılı itibariyle küresel alüminyum üretimi 2015'e göre yüzde 2'lik artışla 58,8 milyon tona ulaştı. 2015'te yüzde 7 büyüme performansı sağlayan sektör, globalde son 14 yılda her yıl yüzde 5'in üzerinde büyüdü. Türkiye alüminyum sektörü ise, 4 milyar dolarlık cirosu, 20 milyar dolarlık yatırımıyla yaklaşık 300 bin kişilik istihdama sahip. Yıllık 700 bin ton uzun mâmul üretim kapasatiseyle Avrupa'nın toplam kapasitesine yakın bir üretimi barındıran Türkiye alüminyum sektörü, söz konusu kapasiteyle dünyada ilk 10 ülkel arasında bulunuyor. Son 10 yılda ortalama yüzde 10 büyüyen sektör, Türkiye'nin en hızlı gelişen sektörlerinde olmayı da başardı."

"2016 yılında ihracat yüzde 5,6 düştü"
2016 yılında Türkiye alüminyum sektörünün ihracatının 2015'e göre yüzde 5,6'lık düşüşle 2,2 milyar dolar olduğunu hatırlatan Celalettin Kırboz, ihracatın miktar bazında ise, yüzde 1,1 düşerek 667 bin ton olduğunu ifade etti. Bu yılın ilk yarısında ise ihracatın, 2016'nın aynı dönemine göre yüzde 4 artarak 1,2 milyar dolar seviyesine yükseldiğinin bilgisini veren Kırboz, aynı dönemde miktar bazında da, yüzde 0,2'lik artışla 338 bin tonluk ihracat yapıldığını aktardı. Kırboz, "Başlıca ihracat pazarlarımızı; Avrupa, Almanya, İtalya, İngiltere, Irak ve Türkmenistan oluştururken, hedef pazarlarımızı ise Avrupa, Kuzey Afrika, Libya, Irak, İran, Rusya, Kuzey Amerika ve Katar şeklinde sıralayabiliriz. Türkiye'de kişi başına alüminyum tüketiminin 2015 yılı verilerine göre 13,5 kilogram civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu rakam; Almanya'da 44,9, Çin'de 23,2 ve Hindistan'da 2,3 kilogram şeklinde gerçekleşti. 180 ülkeye ihracat yapan Türkiye alüminyum sektörü, bu yılın ilk yarısında değer bazında demir ve demir dışı metaller sektörü ihracatından yüzde 35, miktar bazında ise yüzde 36 oranında pay aldı" diyerek sözlerini noktaladı.